26 Eylül 2020 Cumartesi

SAMSUN ÇEVRE PLATFORMU BİYOKÜTLE SANTRALİNİN BİLİRKİŞİ RAPORUNA TEPKİ GÖSTERDİ

Samsun Çevre Platformu Biyokütle Santralinin bilirkişi raporuna tepki gösterdi

Samsun Çevre Platformu(SAMÇEP) Çarşamba ilçesinde yapılan Biyokütle Enerji Santrali için hazırlanan bilirkişi raporunun kopyala yapıştır olduğunu açıklayarak, "Bilirkişi raporu gerçeğe aykırı" açıklaması yaptı.

18 Şubat 2020 Salı 21:05 GÜNCEL

Samsun'un Çarşamba ilçesinde yapılan Biyokütle Enerji Santrali ile ilgili basın açıklaması yapan Samsun Çevre Platformu(SAMÇEP) biyokütle santrali için bilirkişiler tarafından hazınlanan rapora tepki gösterdi.


SAMÇEP Sözcüsü Mehmet Özdağ tarafından yapılan açıklamada,  Biyokütle Enerji Santrali ile ilgili rapor hazırlayan bilirkişiler eleştirildi.

Çarşamba ilçesinde yapılan Biyokütle Enerji Santrali için hazırlanan bilirkişi raporunu "Bu rapor bilmez kişi raporu mu" diyerek eleştiren SAMÇEP Sözcüsü Mehmet Özdağ, bilirkişi raporu ile ilgili açıklamada "İnşaatı yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak devam eden Çarşamba Biyokütle Enerji Santralı için Samsun Valiliğinin “ÇED Gerekli Değildir” kararının Yürütmesinin Durdurulması talebi ile Samsun 3. İdare Mahkemesinde görülen davada mahkeme heyetinin talebi üzerine hazırlanan bilirkişi raporu 27 Ocak 2020 tarihinde dava dosyasına eklenmiştir. Bilirkişilerden beklenilen, kendi uzmanlık alanlarında referansları ve toleransları da belirterek, rakamsal verileri ve de şartnameleri de ilişkilendirerek, mahkemenin sorduğu (hakimlerin uzmanlık alanına girmeyen) konuları açıklığa kavuşturmaktır. Hatırlatmak isteriz ki; Yüksek tarımsal potansiyeli nedeniyle ve 12.12.2016 tarih ve 2016/9620 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile koruma altındaki Çarşamba Ovasındaki Eğercili Mahallesi MUTLAK tarım arazisi niteliğindedir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazilerin Kullanımı Hakkında Kanununun buyurucu mahiyetteki en temel hükümleri gereği "Büyük ovalarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz".  Bilirkişi raporu toplam 36 sayfa olup; ilk on bir sayfa, bilirkişilere yöneltilen sorular ve dava dosyasının özeti ile proje tanıtım dosyasındaki kurum görüşlerinin özeti şeklindedir. Geri kalan 25 sayfanın büyük kısmında şirketin hazırlattığı proje tanıtım dosyasından kopyala yapıştır yöntemi ile şirketin çevresel etkiler üzerine taahhütleri ve resmi kurum görüşleri tartışmasız kabul edilmiş akıl ve bilim süzgecinden geçirilmemiştir." dedi.



BİLİRKİŞİLER HAKKINDA YASAL SÜREÇ BAŞLATILACAK
Bilirkişilerin biyokütle enerji santrali ile ilgili hazırladığı raporun bilimsel yanı olmadığını kaydeden Mehmet Özdağ, açıklamasında şunları dile getirdi.
"Dava dilekçemizde belirtilen çevre ve insan sağlığına, Çarşamba Ovasındaki tarımsal faaliyetlere ve temiz su kaynaklarına  muhtemel zararların oluşması hali, eski hale getirme önlemleri hiç dikkate alınmadığı gibi, geri dönülmesi imkânsız durumun ortaya çıkması halinde ne gibi önlemler alınacağı da ikna edici teknik olgularla birlikte açıklığa kavuşturulmamıştır.  Sicil itibariyle Valilik ya da Bakanlık memuru konumunu aşamayan, bağımsız ve özgün bir duruş sergileme olanağından mahrum, koro halinde Vali ya da Bakandan ilham alarak görüş belirtmek ve imza atmak durumunda kaldıkları için ilgili kurum yazılarının hiç bir ilmi değeri yoktur.  Dolayısıyla, Şirketin hazırlattığı Proje Tanıtım Dosyası ve dayanaklarını akıl süzgecinden geçirmeden yansızlık, nesnellik ve bilimsellik ölçütlerine aykırı bir şekilde tartışmasız, gözü kapalı kabul eden sözde bilirkişilerin hazırladığı raporun da hiç bir bilimsel yönü bulunmamaktadır. Bilirkişi Raporundan İnciler; Açık yasa hükümlerine rağmen Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün bir talimatnamesine atfen, hiç bir makul bir gerekçe gösterilmeden; bilirkişi raporunda "Kuru Mutlak Tarım Arazisinin tarım dışı amaçlı kullanımı uygundur” denilerek Samsun Bölge İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı da yok sayılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre hiçbir talimat, tüzük, yönetmelik YASA hükümlerine aykırı olamaz. “...Alanda yapılan incelemelerde tesis çevresinin ekili alanlar ile kaplı olduğu, yerleşik hayatın devam etliği.. Dolayısı ile tesisin yapılacağı ortamda zaten doğal bir hayat olmayıp bölge halkı tarafından oluşturulan günlük aktivitelerin çok yoğun gerçekleştiği bir işleyiş söz konusudur....” denilmektedir. Bir alan hem tamamen tarım alanı hem de doğal bir hayat yok, hem mutlak tarım arazisi hem de tarım dışı amaçları kullanılabilir! Aralarında bir Ziraat Fakültesi Profesörünün de yer aldığı bilirkişi heyetinin bu yaklaşımı, bir bilim cinayetidir. “Bahçe atığı olan ve kereste sektöründe değerlendirilemeyen ağaç kökleri (çam, kızıl ağaç. kavak vb.), İnce dallar, kesim ve budama artıkları, fındık kabuğu, vs.. toplanan bu ham maddeler tesis bünyesinde yakılarak elektrik enerjisi üretilecektir” denilmektedir. Bunların hiçbiri yakılarak, yenilenebilir enerji elde edilmesi mümkün değildir. Çünkü yakma işlemi ile, enerjinin yenilenebilir enerji olma vasfı ortadan kalkar. Aralarında bir Biyolog bir de Çevre Yüksek Mühendisi Profesörünün de olduğu bilirkişi heyeti bu bilimsel gerçeği yadsımıştır. “... son birkaç on yılda, biyokütle yakıtının gerçekten yararlı ve sürdürülebilir olup olmadığı üzerine tartışmalar sürmektedir. ... biyokütle ürünlerinin yanmasında karbon nötr ve neredeyse sıfır CO2 emisyonu...  Araştırma çalışmaları, enerjinin çevresel kirliliğe yol açmadan sürdürülebilir olarak sağlanabilmesi için kullanılacak kaynakların başında geldiğini göstermektedir...” denilmektedir. Son birkaç on yıl nasıl bir zaman dilimidir, 20, 40, 50, 90 yıl, hangisi? Biyokütle enerji santralleri fosil yakıtlı santrallerden daha fazla CO2 yayarlar, çünkü odun ve diğer biyokütle türleri karbondan zengindir “Bir karbon türevi olan madde yanacak ve sıfır CO2 çıkacak demek”, ile “kimya bilimi yoktur” demekle aynı şeydir.  Hangi bilimsel litaratürde yazıyor bunlar? Niye kaynak göstermiyorsunuz, siz nasıl bilim insanısınız?  Aynı ifadeleri sınavlarınızda öğrencileriniz yazsa o sınavı geçebilirler mi? Dava dilekçemize atıfla, "...yüksek sıcaklığa sahip kirlenmiş suyun Karadeniz'e salınımı ile, balıkçılık yapılan Samsun'da balıkçılık faaliyetleri de azalacaktır...” iddiasına yanıt olarak; ...denizde kirlenme ve balıkçılık üzerinde olumsuz bir etki oluşmayacağ; suyun floristik ya da faunistik açıdan çevrede olumsuz bir etki yaratmayacağı..." denilmektedir. Dava dilekçesinde böyle bir iddia yok ki!  Kim bilir hangi ÇED davasının raporunu kopyalayıp buraya yapıştırdınız! Yine söz konusu raporda, "Keşif sırasında; vaziyet planında yer alan tesis elemanlarının bir kısmının kaba inşaatlarının devam ettiği" ifade edilmiştir.  Bu tespit ile 1/1000 lik plan olmadan, yasaya aykırı kaçak yapılaşma yapıldığı bilirkişi kurulu tarafından ikrar, itiraf ve ihbar edilmiştir! Aralarında, imar mevzuatından anladığı kabul edilen bir İnşaat Yüksek Mühendisi Profesörünün de bulunduğu Bilirkişi Raporunun bu yönüyle de yansız, nesnel ve gerçekçi olmadığı görülmektedir. “Faaliyete esas hazırlanmış olan Proje Tanıtım Dosyasının... Çevre Kanunu ve bağlı mevzuatlarla belirlenen yasal sınırlar içerisinde kalacak olması nedeniyle "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı verilebilmesi için yeterli olduğu anlaşılmaktadır” denilmektedir. Bilirkişi heyetinin yukarıdaki açıklamasının hiç bir değeri yoktur çünkü; Yakılacak maddeleri analiz ettiniz mi?  Kimyasal kütle analiz ve modellemesi yaptınız mı?  Hiçbir hesaba ve deneye dayanamadan nereden ve nasıl biliyorsunuz çıkacak atık gazların ve maddelerin yasal sınırlar içinde kalınacağını?”  Bu soruların cevabı olmadan bilirkişi raporu olabilir mi? Bir bilirkişinin “YETERLİ” ya da “YETERSİZ” ifadesini kullanabilmesi için bu sorulara sayısal ve de şartnameleri referans göstererek cevap vermesi şarttır.  Bilirkişi Heyetini Tanıyalım Prof. Salim Serkan Nas (İnşaat Yük. Müh. Hidrolog) ve Dr. Öğretim üyesi Kemal Çelik (Harita Yüksek Müh.) Gümüşhane Üniversitesi, Prof. Serdar Makbul (Biyolog) Recep Tayyip Üniversitesi, Prof. Turan Karadeniz (Ziraat Yük. Müh.) Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Prof. Yüksel Ardalı (Çevre Yük. Müh.) Samsun 19 Mayıs Üniversitesi. Turan Karadeniz, Salim Serkan Nas, Kemal Çelik, gibi isimlerden bir kısmının dahil oldukları bilirkişi heyeti, Çanakkale, Ordu, Rize, Artvin, Erzurum gibi bir çok şehirde “açıklaması zor” bir şekilde birlikte ÇED davaları için raporlar hazırlamaktadırlar. Çanakkale’de Cengiz’e ait olan CENAL termik santrali, Karaburun Termik Santrali, Kirazlıdere I ve II termik santralları, Kirazlıtepe Madeni ve bir çok çevre davasında hep şirketler lehine raporlar hazırlamışlardır.  İçlerinden bir kısmı için, CENAL termik santrali, Karaburun Termik Santrali, Kirazlıdere I ve II termik santralları hakkında birbirinin aynısı raporları hazırladıkları ve gerçeğe aykırı beyanda bulundukları için suç duyurusunda bulunulmuştur.  Yine, aynı heyet içerisindeki Turan Karadeniz, Kaz dağlarında binlerce ağacın katledilmesi ile gündeme gelen Kirazlıtepe Madeni ile ilgili davadaki bilirkişi raporundaki imzasının sahte olduğuna dair iddiayla gündeme gelmiştir. Bilirkişi heyeti hakkında yasal süreç başlatacağız Eğercili ve çevre mahalleleri gezilip görülmeden gerçeğe aykırı, soyut ve afaki bir rapor tanzim edilmiştir. Bu yörenin kıymetli toprakları nedeniyle ve daha ziyade sınır davaları yüzünden onlarca cinayet işlenmiştir. Arazisine ve kendi topraklarına sahip çıkmayı namusu kadar kutsal bilen yöre insanı, toprağa bağlı yaşamaktadır. Yakıt girdilerine göre, yanma sonucu oluşacak kimyasal kütle hesaplarının uzman kimyacı bilirkişilerce incelenmesi halinde, ortaya çıkacak çevre kirliliğinin insan, doğal hayat ve tarım arazileri üzerinde yaratacağı olumsuzluklar tek bir çırpıda görülecektir. Bilirkişi Raporu kisvesi altında İdare Mahkemesi Heyetine bilim, akıl ve gerçek dışı bu raporu sunmak, bilirkişilik etiğine ve yasanın amir hükümlerine açıkça aykırıdır. Aynı zamanda bilirkişilerin yansızlık, tarafsızlık ve doğruluk ilkelerini ihlal ettiklerini göstermektedir.  Bu kişilere bundan böyle bilirkişilik  yaptırılmaması için Samsun Bölge Bilirkişilik Kurul Başkanlığını göreve çağırıyoruz. Ayrıca gerçeğe aykırı rapor tanzim etmekten haklarında yasal süreç başlatacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız. Bu bilirkişi raporu bölgemizde halkımızda infial yaratmış, bilim insanlarına ve akademiye duyulan güveni sarsmıştır.  Bu durum karşısında bölge çiftçisinin en önemli örgütlenmesi olan Ayvacık ve Terme Ziraat Odalarımız ile Ziraat ve Kimya Mühendisleri Odalarımız bilimden, çiftçiden, doğadan ve kamusal çıkarlardan yana davaya müdahil olma kararı almışlardır. Bu mücadelenin parayla değil kolektif emekle, özveri ve dayanışmayla yürütülebileceğini herkese göstereceğiz. Bu dava artık Çarşamba Ovasında yaşayan herkesin davasıdır. Bu dava artık Samsun Halkının davasıdır. Hukuktan, hukukun adilce uygulanması talebimizden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. "

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

SONRAKİ HABER

Salıpazarı ilçesine 18 milyon TL'lik Atıksu Arıtma Tesisi yapılıyor

Salıpazarı ilçesine 18 milyon TL'lik Atıksu Arıtma Tesisi yapılıyor