21 Nisan 2018 Cumartesi

KILIÇDAROĞLU GRUB TOPLANTISINDA TTB ÜYELERİNİN GÖZALTINA ALINMASINI ELEŞTİRDİ

Kılıçdaroğlu grub toplantısında TTB üyelerinin gözaltına alınmasını eleştirdi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) açıklaması ile birlikte Türk Tabipleri Birliği yöneticilerinin gözaltına alınması olayı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

30 Ocak 2018 Salı 17:28 SİYASET

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, grup toplantısında Türk Tabipleri Birliği (TTB) yöneticilerinin gözaltına alınması ile ilgili "Bu tür davranışlar, sizin yaptığınız ve toplumun tümünün desteklediği Afrin Operasyonu'na gölge düşürür." dedi.


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, gündemin çok hızlı değiştiğini, yarın sabah ne olacağını kimsenin bilmediğini, Türkiye dışında böyle bir ülkenin olmadığını ifade ederek, insanların gazeteleri ürkerek eline aldığını, televizyonları "inşallah bir şey olmamıştır" diye açtığını, herkesin endişe yaşadığını ve bundan rahatsız olduğunu söyledi.

"Bu sabah da bir baktık Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyine polis operasyon yapmış." diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gözaltına almalar, mahkemeye çıkarmalar... Gözaltına alacaksanız, yazı yazarsınız gelir, bu insanlar kaçacak insan değil, hepsi doktor, üniversitelerde hoca, hastanelerde görevli. Yasal bir kuruluş, kanunu var, nasıl denetleneceği belli. Sabahın köründe baskın düzenliyorsunuz, gözaltına alıyorsunuz. Neymiş? Bir bildiri yayımlamışlar. Sanırsınız ki bildiri zehir zemberek ve iktidar partisini en ağır şekilde eleştiren bir bildiridir. Yok öyle bir şey."

TTB'nin soruşturma konusu olan bildirisini okuyan Kılıçdaroğlu, bildiride yer alan ifadelerin doğru olduğunu savundu. Savaşın dram yarattığını belirten Kılıçdaroğlu, Suriye'den örnek vererek, bildiride Suriye'deki iç savaşa, kavgaya, teröre dikkatin çekildiğini söyledi.

"Türkiye'nin itibarını zedeliyor"

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'de 3,5 milyon mülteci olduğuna değinerek, "30 milyar dolar harcadıklarını söylediler. Emin olun 30 milyar dolar değil, 3 milyar dolar bile harcamadılar." dedi.

Bildiride, "demokrasi, özgürlük olsun, huzur  içinde yaşayalım" denildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Arkadaş, adil düzenden, demokratikleşmeden, eşitlikçilikten, özgürlük ve barışçıl bir dünya yaratmaktan kim rahatsız olabilir?" diye sordu. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bu tür davranışlar, sizin yaptığınız ve toplumun tümünün desteklediği Afrin Operasyonu'na gölge düşürür. Çünkü şu algıyı beslemiş olursunuz; 'Bir yerde bir hata yapıyoruz, bu hatayı kimse bilmesin, görmesin.' Ortada bir hata falan yok. Neden yapıyorsunuz bunu? İnsanlar düşüncelerini özgürce ifade edebilirler. Katılırsınız veya katılmazsınız, birisini düşüncesini ifade etti diye hapse atmak, sabahın köründe evini basmak... Bu demokrasilerde olan bir şey değil. Emin olun bütün dünyanın ilgisini farklı bir noktaya çektik. Doktorların üzerine gidiyorlar. Şu gerçeği hiç kimse unutmasın; asker bile dağda terör örgütü mensubunu yaralı yakaladığında alıyor ekmek, su veriyor, helikopter tahsis ediliyor ve hastaneye götürülüyor. Bu ne demektir biliyor musun? Bu, ordunun saygınlığı açısından çok ama çok önemlidir. İnsan sağlığına ne kadar değer verildiği için çok ama çok önemlidir."

"Siz, doktorun düşüncesini açıklamasına tahammül edemiyorsunuz, baskı kuruyorsunuz. Doğru değil. Türkiye'nin itibarını zedeliyor bütün bunlar." diyen Kılıçdaroğlu, hükümetin bütün bunlardan ders çıkarması gerektiğini söyledi.

"Giden, mücadele eden ordumuz"

Türkiye'nin bulunduğu coğrafya itibarıyla çok stratejik bir bölgede yer aldığını anımsatan Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin demokratik atılımları yapması, kadın-erkek eşitliğini sağlaması, Cumhuriyet'in kuruluşundaki gibi örnek olmasının, dünyada saygınlık kazanılması için önemli olduğunu vurguladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, hiçbir ülkenin kendi sınırında terör örgütlerinin yuvalanmasını istemeyeceğini dile getirerek, "Hiçbir ülke teröre açıkça destek vermez, sonlandırmak ister. Çünkü sınırdaki bir terör örgütü sadece bizim için değil, onu barındıran ülke için de gelecekte ciddi bir tehlikedir. İnsan haklarına, demokrasiye 'evet', bütün bunlara 'evet' ama teröre hep beraber 'hayır' demek zorundayız. Bu, insanlığın temel görevidir. Bu bağlamda, Afrin'de yapılan operasyona desteğimiz tamdır." değerlendirmesinde bulundu.

Operasyonun, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile paralel adlandırılmasının kendilerini rahatsız ettiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Giden, mücadele eden ordumuz, şehit olan askerimiz, efendim bunu neredeyse 'ÖSO'nun kahramanlığına' bağlayacağız. Ya bizim ordumuz ya bizim erlerimiz ya bizim şehitlerimiz? Neredeyse onlar ikinci sınıf. Ordunun kahramanlığını, haysiyetini ve onurunu korumak, her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının en temel görevi. Ayrıca Mehmetçik kanıyla oy devşirmeye çalışmak da büyük bir ahlaksızlık."

"Her fırsatta bizi eleştirdiler"

Kemal Kılıçdaroğlu, 26 Ocak 2011'de Suriye'de iç ayaklanmalar çıktığını, 29 Nisan 2011'de Suriye'den kaçanların Türkiye'ye geldiğini, 31 Mayıs 2011'de Esad'a karşıt grupların Antalya'da toplandığını hatırlatarak, şöyle konuştu:

"Hükümet bunlara destek verdi. IŞİD, El-Nusra gibi pek çok radikal grup, bu süreç içinde oluşmaya başladı. Ve bunlara tırlarla silah gönderildi. Biz ısrarla dedik ki 'Sakın ola ki buraya silah göndermeyin, Suriye'nin iç işlerine bulaşmayın, Türkiye'yi Ortadoğu bataklığına sürüklemeyin.' 2011'den bu yana hemen hemen her grup toplantısında, her televizyon programında, her örgüt toplantısında bunları ısrarla dile getirdik ama bunların hiçbirisi iktidar tarafından kabul görmedi. Onlar her fırsatta bizi eleştirdiler. Suriye karıştığı zaman, henüz Rusya ve Amerika bölgede ana aktör olarak bulunmuyordu. Türkiye'de zaman zaman toplantılar yapılıyordu."

"Suriye'deki durumun, Türkiye'nin başına büyük felaketler açacağına" yönelik yazdığı mektubu, 24 Ağustos 2012'de Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu mektubu okudu. Kılıçdaroğlu, "2012'de bunları söylüyorum ama onlar bizi eleştirdiler ve bölgeye MİT tırlarıyla silah göndermeye devam ettiler." ifadelerini kullandı.

"Buyur git, nasıl kılıyorsun"

Kılıçdaroğlu, 25 Ağustos 2012'de bir gazeteye yaptığı açıklamada, "Suriye politikası maalesef PKK'yı güçlendiren bir çizgide ilerliyor. Çok ciddi endişelerim var. Birincisi Suriyeli muhaliflere verilen silahların yarın PKK'nın eline geçmesidir. Bunu Irak'ta yaşadık. İkincisi, diğer komşularla da ilişkiler çok gerildi." ifadesini kullandığını belirterek, bu açıklamasından iki yıl sonra, Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanlığı yapan İsmail Hakkı Pekin'in "Silahların terör örgütünün eline geçtiğini" söylediğini aktardı.

Milli Güvenlik Kurulu toplantısının ardından 1 Temmuz 2015'te gazetelerde "Kobani'ye gönderilen ağır silahlar PKK'nın eline geçti" haberinin yer aldığını anımsatan Kılıçdaroğlu, "Biz, iki yıl önce uyardık ama bizim uyarımızı dinlemediler. Onlar oturdular sabah, öğle, akşam hep CHP'yi suçladılar." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi bütün vatandaşlarıma sesleniyorum; dış politikada hamlenin üç adım ötesini görmezseniz, devleti sağlıklı yönetemezsiniz. Siz, üç adım ötesini bile görmediniz. Herkes sizi aldattı. Obama aldattı, en son aldatan o oldu. PKK, IŞİD aldattı. Aldatmayan bir Allah'ın kulu kalmadı. Bir de beni dinle kardeşim, vallahi de billahi de ben seni aldatmıyorum. Ben, Türkiye'nin çıkarlarını savunuyorum. Öyle suçlanıyoruz ki aklın mantığın alacağı şey değil. Eylül 2012'de yine konuşuyor beyefendi, 'CHP yarın Şam'a gidecek yüz bulamayacak, göreceksiniz ama inşallah biz en kısa zamanda Şam'a gidecek, oradaki kardeşlerimizle muhabbetle kucaklaşacağız. İnşallah Emevi Camisi'nde namazımızı da kılacağız.' Buyur git bakalım, nasıl kılıyorsun? Kim doğruyu söylüyor?"

"Ne değişti de düşman oldun"

28 Mayıs 2013'te CHP Grup toplantısında yaptığı konuşmada Suriye konusunda iktidara uyarılarda bulunduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, şu görüşleri dile getirdi:

"Suriye'de yaşayanlar, Araplar, Kürtler bizim kardeşlerimiz, akrabalarımız. Ortak tarihimiz, kültürümüz, geçmişimiz, acılarımız, sevinçlerimiz var ama Ortadoğu bataklığını Türkiye'nin mekanı haline getirdiler. Silahlarla orayı beslediler. Terör örgütlerine her türlü desteği verdiler. IŞİD'e, El-Nusra'ya, adını sayamayacağım bir sürü terör örgütüne her türlü desteği verdiler. Şimdi PYD'yi düşman ilan ediyorlar, güzel. 'PKK'nın uzantısı' diyorlar, doğru. Peki kardeşim PYD'yi meşrulaştıran kim? Salih Müslim'i Ankara'ya defalarca çağırıp, altına kırmızı halılar serip, 'Buyur, hoş geldin' diyen kim? CHP mi? Sen terör örgütü kabul etmedin. Liderini davet ettin, kırmızı halılar serdin, en iyi yerlerde ağırladın. Sonra bir sabah kalktık, Esad nasıl düşman olmuşsa o da düşman olmuş. Ne oldu, ne değişti de düşman oldun. Düne kadar beraberdiniz, yediğiniz içtiğiniz ayrı gitmiyordu."

Kılıçdaroğlu, CHP'nin iktidarı defalarca uyardığını vurgulayarak, "Gittin, yine birileri seni kandırdı, sen yine tuzağa düştün. Peki sana bir şey oldu mu? Hayır. Kime oldu? Bu ülkenin fakir fukara, gariban çocuklarına oldu." dedi.

"Öztürk Yılmaz bölgeyi ve terör örgütlerini çok iyi bilen bir kişi" 

Türkiye'nin Musul Konsolosluğunun 10 Haziran 2014'te basılarak aralarında şu an CHP'nin Ardahan Milletvekili olan, o dönem ise konsolosluk görevini yürüten Öztürk Yılmaz'ın da bulunduğu 49 kişinin kaçırıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, Yılmaz'ın bölgeyi ve terör örgütlerini çok iyi bilen bir kişi olduğunu belirtti.

Yılmaz'ın son günlerde iktidar partisi tarafından hedef haline getirildiğini ve hakaretlere maruz kaldığını aktaran Kılıçdaroğlu, "Dışişleri Bakanı 'Bu benim memurumdu' diyor. Bir dakika beyefendi, kim sizin memurunuz? Devletin memuru kardeşim. Devletin memurunu kendi memurun kabul edersen gelir böyle toslarsın." diye konuştu. 

Kendisinin 10 Şubat 2015 tarihinde partisinin grup toplantısındaki konuşmasında, "CHP iktidarında Ortadoğu'ya barışı getireceğiz. Suriye'ye de, Irak'a da her tarafa barışı getireceğiz. Suriyeli 1 milyon 700 bin kardeşime diyeceğim ki, git kardeşim, baba ocağına geri dön, sana her türlü yardımı yapacağım. CHP iktidarında Suriye'ye huzur geldi, git kardeşim, kendi ülkende çalış diyeceğim." ifadelerini kullandığına işaret eden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Ben bunu söyledim. Söyledim ama ne AKP'nin kalemşörleri ne de AKP'nin yöneticileri beni affetmediler. Ne ırkçılığımız kaldı, ne başka bir şeyimiz kaldı, her türlü hakareti yaptılar. 'Vay efendim sen Suriyelilere nasıl geri dön dersin.' Suriye'yi onaracağız, okulunu yapacağız, evini yapacağız, hastanesini yapacağız. Baba ocağına geri dön diyorum. Aradan zaman geçti, beyefendi yine büyük bir hızla yelpaze gibi döndü. Şimdi konuşuyor; 'Afrin'de huzur ve güven ortamı tesis edildiğinde yüz binlerce Suriyeli kendi yurtlarında hayatlarını sürdürme imkanına kavuşacaklar.' Şimdi o kalemşörlere söylüyorum; bir şey söylüyor musun? Söylemiyorlar. Erdoğan'ın kölesi konumunda olanlar kalem oynatamazlar. Bana yaptığın eleştiriyi niye yapmıyorsun? Üstelik ben Suriyeli kardeşim diyorum. O, Suriyeli kardeşlerim bile demiyor. Biz bölge halkını kucaklıyoruz. Terörle, bölge halkını ayırıyoruz. Oradaki Kürtler de Araplar da Ezidiler de Türkmenler de hepsi bizim akrabamız. Her türlü desteği vereceğiz."

"Terör örgütlerine teslim olandan kahraman olmaz"

Kılıçdaroğlu, iktidarın yanlış uygulamaları nedeniyle Türkiye'nin ilk kez topraklarından kaçmak zorunda kaldığını ileri sürerek, Süleyman Şah Türbesi'nin taşınmasını eleştirdi. 

Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Arazimizi terör örgütüne teslim ederek kaçtılar. Kimden söz ediyorum? Süleyman Şah Türbesi'nden söz ediyorum. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir toprak parçasını terör örgütüne teslim edip kaçanlarla karşı karşıyayız. Beyefendi ortalıkta kahraman diye geziyor. Ne kahramanı ya? Ben olsaydım, CHP iktidarda olsaydı, on bin şehit gerekirse verirdik, bayrağımız orada dalgalanırdı. Toprağımızdan asla ve asla taviz vermezdik. Şimdi kalkmış kahraman diye ortalıkta geziyor. Korkaktan kahraman olmaz. Terör örgütlerine teslim olandan kahraman olmaz. Milliyetçiliğin kanını seçim meydanlarında kendi partisinin il toplantılarında oya çevirmeye kalkanlardan insan da olmaz ahlaklı adam da olmaz." 

Kılıçdaroğlu, CHP'nin Türkiye'nin çıkarlarını her şeyin üzerinde gördüğünü ve bu çıkarları korumak için her şeyi göze almaya hazır olduğunu belirtti. 

"Şunu bunu değil, bizi dinleselerdi..."

İktidarın eleştirilere açık olmadığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Eğer sözümüzü dinleselerdi, PKK'yı değil, Esat'ı değil, Obama'yı değil, Putin'i değil, şunu bunu değil, bizim sözümüzü dinleselerdi bugün Türkiye hem bölgesinin en güçlü hem en saygın ülkesi olurdu. Ortadoğu bataklığının bir parçası olmayacaktı." dedi. 

AK Parti ve kendisine yakın basın yayın kuruluşlarının her türlü olayda CHP'yi suçlayarak, geri adım attırmaya çalıştıklarını savunan Kılıçdaroğlu, bildiklerini söylemekten, inandıklarını savunmaktan bir adım geri gitmeyeceklerini bildirdi. Kılıçdaroğlu, "Kendi toprağından kaçan, terör örgütlerine teslim eden adamdan hesabını soracağım." ifadesini kullandı. 

"Zeytinyağı gibi su üzerine çıkmaya çalışıyorlar"

Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin ekonomide de olumsuzluklarla baş başa olduğunu öne sürerek, Sıtkı Aydın isimli genç bir insanın yaşadığı güçlükler yüzünden TBMM önünde kendini yakma girişiminde bulunduğunu, ancak haber dahi olamadığını savundu. 

Kendisinin bu olayı dillendirdiğini, çok sayıda eleştiri aldığını, ama en azından toplumun olaydan haberdar olmasını sağladıklarına değinen Kılıçdaroğlu, bu kişinin tedavisinin ardından bir gazeteye verdiği röportajdan bir bölüm okudu. 

İş kazası sonrasında çalışamayan ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalan bu gencin yaşadıklarını aktaran Kılıçdaroğlu, CHP olarak ezilenlerin yanında durduklarını, onlara yapılanlara asla unutmayarak, yaşananların takipçisi olacaklarını dile getirdi. 

Benzer bir olayın Balıkesir'de de yaşandığını belirten Kılıçdaroğlu, "Halk işsiz, geçinemiyor. Ahlaki değerlerde yozlaşma var. Bütün bunları seyrediyorlar, bizim yüreğimiz dağılıyor. Nasıl çözeriz diye biz kafa yoruyoruz. Ama suçlanan yine biziz. Onlar şu veya bu şekilde zeytinyağı gibi su üzerine çıkmaya çalışıyorlar." ifadesini kullandı. 

"Enis Berberoğlu bir esir olarak orada tutuluyor"

Cezaevinde bulunan partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun durumuna da değinen Kılıçdaroğlu, Berberoğlu'nun haksız şekilde cezaevinde tutulduğunu ileri sürdü. 

Berberoğlu'nun ceza almasına yol açan iddialarla ilgili değerlendirmede bulunan ve bu iddiaların hepsinin içinin boş olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

"Enis Berberoğlu bir esir olarak orada tutuluyor. Enis Berberoğlu'nun hakkını ve hukukunu savunmak da benim görevim. Berberoğlu'yla ilgili mahkemenin verdiği kararı üst mahkeme bozdu, Anayasa Mahkemesi'nin kararı var, 'Yanlıştır' diyor. Bırakmıyorlar. 'Burada suç yoktur, boşu boşuna bunu yapıyorsunuz' diyen mahkemenin hakimleri de gece yarısı operasyonuyla değiştirildi. Şimdi hakimleri dikkatle izliyoruz. Adaletle mi karar verecekler, birilerinin telkini üzerine mi karar verecekler. Ön yargılı olmak istemiyorum ama bu bütün veriler, bilgiler ortadayken bir milletvekillinin suçsuz yeri hapiste yatmasını hukuk, hak adalet adına içime sindiremiyorum." 

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

DİĞER HABERLER

SONRAKİ HABER

Erdoğan Tok başkanlık makamında vatandaşların sorunlarını dinledi

Erdoğan Tok başkanlık makamında vatandaşların sorunlarını dinledi