11 Aralık 2019 Çarşamba

Serkan AKKUŞ

Serkan AKKUŞ

akkus.serkann@gmail.com

TÜYAP İSTANBUL KİTAP FUARI ÜZERİNE

Sevgili Dostlarım;

Geçtiğimiz hafta İstanbullular için yine bir kitap fuarı haftasıydı. 36. Uluslararası Tüyap Kitap Fuarı’nı da hayırlısıyla geride bırakmış olduk. Fuara katılım oldukça yoğundu, uzak yakın demeden tüm İstanbullular hatta çevre illerden gelenlerle fuar amacına ulaşmıştır diye düşünüyorum. 

Ben de fuarın son günü “Yüreğine Sağlık” isimli kitabımın imza gününde birazcık gecikmeli de olsa Kent Kitap Standında yerimi aldım. Malum o gün büyük bir organizasyon daha vardı, fuar kadar önemli olan maraton koşusunda genci yaşlısı, ustası çırağı ile İstanbullular Anadolu yakasından Avrupa yakasına akın akın koştular. Koşu güzeldi tabi ama yollar bu hayırlı iş vesilesi ile kapatılınca fuara giden yollar da tıkanıklık yaşanması da çok normal oldu.

Ee benimde birazcık geç kalmak içinde bahanem hazırdı; Beni imza günümde yalnız bırakmayan tüm gönül dostlarıma, benimle tanışmaya gelen sohbet etmekten keyif aldığım güzel insanlara, göstermiş oldukları yoğun ilgiden ötürü tüm güzel yürekli kardeşlerime buradan da teşekkürlerimi iletiyorum.

Fuar hakkında birkaç söz sarf ederek yazımı nihayete erdirmek istiyorum. Her ne kadar kitap fuarına olan ilgi beni çok mutlu etse de fuarın önemi hakkında eksikliklerimizi görmek bir o kadar da üzdü. Öncelikle kitap fuarları sadece indirimli kitaplar alınan veya kitabını yazarına imzalatarak kitaplar alınan yer demek değildir. Üzülerek belirtmeliyim ki gözlemlerime dayanarak tabi ki kitap kurtlarını liste dışı bırakarak konuşuyorum, çoğu kişinin fuarlara bakışı bu şekilde. Bu bakış açısı doğru gibi görünse de eksik bir bakış açısıdır. Ya da maneviyattan eksik, maddi bir bakış açısı demem daha doğru olacaktır.

Kitap fuarlarının amacı, kitapların kendine has kokusunu okurların burunlarına ulaştırabilmek, okurların kitapları ellerine alarak, onlara dokunarak, kitapla okur arasında bedensel iletişimi sağlamak, okurların stantlardaki onlarca kitap içinde ayrı ayrı var olan hikayeleri yakalayıp, okuyucunun kendinden geçebilmesini sağlamaktır. 

Yazarlardan imzalı kitap almaktan öte onunla sohbet edebilmek, onunla iletişime geçebilmek, ona dokunup onu hissedebilmektir.

Kitabını okumak istediğiniz bir yazarın imzasının yanı sıra, sizinle göz teması kurarak sohbet edebilmesi, sizin onunla onun da sizinle okur yazar bağını kuvvetlendirecek, okuyucu yazara yazarı da okuyucusuna bağlayacaktır. Böylece yazılan kitaplar muhatabına daha bir anlamlı gelecektir. Ve yazarlar yeni düşüncelere yelken açacaktır.

Bunun olmadığı bir fuardan kitap almanın ne anlamı olabilir ki, kitap her yerde var artık. Her istediğiniz yerden, her istediğiniz kitaba rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz. Hatta her yazara da kolaylıkla ulaşabiliyorsunuz öyle değil mi? Sağ olsun sosyal medya çıktığından beri, sanal iletişimimiz çok ilerledi. Dikkatinizi çekiyorum ama sanalda ilerledi. Yoksa iletişimimiz her geçen gün sanalın ötesine geçmekten aciz kalıyor. Yok denecek kadar az hatta. En yakın insanlar arasında bile böyle bu durum. Aynı evin içinden farklı odalardan yazışarak iletişim kuranları biliyorum. Birçoğumuzun karşı karşıya geldiğimizde birbirimizin gözlerine bakıp, yüzüne çekinmeden, utanmadan, korkmadan söyleyemeyecekleri sözleri kolaylıkla bu iletişim ağlarından söyleyebiliyoruz maalesef. Maalesef diyorum hakikaten başka bir söz bulamıyorum.

Yine maalesef diyerek söze devam ediyorum, aslında en son olması gereken yerler kitap fuarları olması gerekir diye düşünürken günümüzde her şeyde var olan bu bozulma ve iletişimsizlik süreci kitap fuarlarında da açıkça görülüyor. Doğası bozuldu, doğallığı kayboldu kitap fuarlarının da. Çünkü bizler artık eski bizler değiliz… 

Kitap fuarları da yazarların yazarlıklarından ziyade yayın evlerine para kazandırmak için imza günleri düzenledikleri insanlar haline geldiler. Ah bu ticari kaygılar yok mu ah! Haklılar da hayat şartları tabi ki..

Yazar ne kadar çok kişiye kitap imzalar, okuyucusu ile ne kadar az vakit geçirir kitap imzalamaya devam ederse yayınevi sahibinden mutlusu olmaz. Hele bir de bu isim medyatik veya tanınmış bir yazarsa geçen her dakika çok çok önemlidir.  

Belki birçok yazar arkadaşımız düşünce olarak bu durumu kabullenmek istemese de gerçeklik bu şekilde yaşanıyor. Her bir kitap imzası eşittir para kazanmak. Ne kadar imza o kadar para kazandırma. Bu da zaten muhabbeti ortadan kaldırıyor. Sohbet, muhabbet en alt seviyelerde oluyor, kuyruklar uzun çünkü Herkese yetişemiyoruz ki be, hikayeye bak bak bak…

Aslında bu durumdan fuarları kurtarmak okurların elinde. Ne kadar iletişime açık olursa bir okur, kitaplara bakmak değil de kitapları görmek isterse, yazardan imza almaktan ziyade ona dokunabilirse, onu hissedebilirse, onunla sohbet etmek için fuara gitmeye niyetlenirse inanıyorum ki kitap fuarları da değişir, gelişir.

Bir de medyatik isimlerden ya da gündem de olan yazarlardan, popüler ya da çok satan eserlerden ziyade kıyıda köşede kalmış kaliteli eserleri olan, geleceğin yazarlarını keşfetmeyi denesek sanırım fuarlarda amacına tam ulaşacaktır, diye düşünüyorum

YORUM EKLE

Güvenlik Kodu

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR