Samsun'dan yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen siyasetçi, kamu kurumları içinde çeteleşmiş rantçılar olduğu açıklaması yaparak ihbarda bulundu.
Gelecek Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeşilyurt tarafından yapılan açıklamada, kamu kurumlarında çeteleşmiş rantçılar olduğuna dikkat çekildi. Gelecek Partisi Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeşilyurt, Hedef Halk Gazetesinde yer alan açıklamasında, "Cumhurbaşkanımızın kurumsallaşmış bu soygun düzenine acilen neşter vurması zorunludur" dedi.
KAMU KURUMLARINA ÇETELEŞMİŞ RANTÇILAR YERLEŞMİŞ
Kamu kaynakları üzerinden rant edildiğini belirten Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeşilyurt, Hedef Halk Gazetesinde yer alan açıklamasında şunları dile getirdi:"Bu işin partisi yok. Siyaset, bürokrasi ve iş dünyası üçgeninde kamu kurumları içinde oluşturulmuş düzenin içine çeteleşmiş rantçılar yerleşmiş. Esnafın, vatandaşın vergileriyle ürettiği kaynakları sömürüyorlar. Bu rantçılara bir an evvel müdahale edilmeli. Namusuyla çalışan, helal rızık peşinde koşan bir esnafın kapısına ayda 5-6 defa maliyeci göndermekle bu iş çözülmez, çünkü o insanlar zaten helal çalışıyor. Cumhurbaşkanımızın kurumsallaşmış bu soygun düzenine acilen neşter vurması zorunludur. Bir avuç çetenin milli kaynakları sömürmesine göz yumulamaz"



















Komünizm derki : 'Devlet belli zümrelerin çıkarlarını koruyup kollamak adına insanlar tarafından oluşturulmuş kurumlardır. O yüzden bizim sistemimizde devlet olmaz. Zamanın ANAP ' lı bir bakanı bir röportajında diyorduki : ' ANAP şu anda o kadar güçlü bir çıkar birlikteliğidirki yıkmaya kimsenin gücü yetmez. İşin özü ,devleti yöneten , iktidara gelmiş siyasi partiler ,çıkar birliktelikleridir. Devletin imkan ve kaynaklarından nemalanmak için biraraya gelmiş insan topluluklarının kurduğu organlardır. Bunun sağcısı ,solcusu farketmez. Bizim vatandaş olarak yapabileceğimiz tek şey kötünün iyisini seçmek ve az götürsünlerde bizede birşey kalsın diye dua etmektir. Haa ,tabii demokrasinin işlediği ,bağımsız yargının olduğu, eşit koşullarda yarışın olduğu bir ortamında olması şatıyla ancak duamız kabul bulur. Yoksa kişi başına düşen 18000 dolar halkın cebinde değilde , bahsettiğimiz devletten nemalananların banka hesaplarında çoğalmaya devam eder.
Samsun'da herkes her şeyin farkında. Sokaktaki Şakir'den Teoman'a kadar kimsenin gerçeğe yabancı olmadığı açık; bilmeyen kalmadı. Türkiye'de nelerin olup bittiğini herkes görüyor ancak büyük bir sessizlik hâkim; ne yazık ki adaleti tesis etmekle yükümlü olanlar da bu suskunluğun bir parçası. Ancak unutulmamalıdır ki bugünün bir de yarını var. Bugün hukuka uygun karar vermeyen, görevini layıkıyla yerine getirmeyen herkes yarın adalet önünde hesap verecektir. Bu gerçeği görememek, en hafif tabiriyle akıl tutulmasıdır. Ülkenin en tepesindeki ismin sağlık ve fiziksel durumu ortada; ayakta durmakta ve konuşmakta dahi zorlanıyor. Buradan tüm devlet memurlarına açık bir uyarıdır: Kanunsuz emirleri kesinlikle uygulamayın! Aksi takdirde zararlı çıkarsınız; hiç şüpheniz olmasın ki yasal olarak bunun bedelini muhakkak ödersiniz.
BİR AVUÇ ÇETE DEDİĞİNİZE GÖRE BU BİR AVUÇ ÇETENİN KİMLER OLDUĞUNU BİLİYOR OLMALISINIZ . SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU YAPIN
AFAKİ BİR SÖYLEM! ÇETELER KİM? BİLİYORSANIZ BUGÜNE KADAR NİÇİN SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU YAPMADINIZ? KAMU KURUM VE KURULUŞLARINI TÖHMET ALTINDA BIRAKMAK NASIL BİR KAZANÇ SAĞLAR?!
BU ÇOK BÜYÜK İHBAR SAMSUNDA NE OLUYOR ÖYLE, BÜROKRATLAR ACİL DEVREYE GİRMELİ BÖYLE BİR İHBAR BU ZAMANA KADAR SAMSUNDA HİÇ OLMAMIŞTIR.