Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, siyasetin en büyük problemini yazdığı köşe yazısında İsmet İnönü'nün, dönemin en genç Başbakanı olan Süleyman Demirel'e sorduğu imalı soruyu ve Demirel'in verdiği cevabı yazdı.
Meclis Merdivenleri
Yıl 1965’tir.
Türkiye siyasetinin koridorlarında genç bir rüzgâr eser:
Henüz 39 yaşındaki Süleyman Demirel başbakandır.
İsmet İnönü ise o yıllarda siyasetin duayeni, “ikinci adam” olarak anılan deneyimli bir devlet adamıdır.
Bir gün Meclis’te karşılaşırlar.
Yaşça çok büyük olan İnönü, genç başbakana bakar ve biraz da imalı bir şekilde sorar:
— Evlat, bu Meclis’in kaç merdiveni var, biliyor musun?
Demirel hafifçe gülümser, ceketini düzeltir ve kendine özgü o sakin üslubuyla cevap verir:
— Efendim, 220 basamak...
Ama önemli olan o basamakları çıkmak değil, düşmeden inebilmek.
Bu kısa diyalog, aslında siyasetin doğasına dair derin bir mesaj taşır:
İnönü’nün imalı sorusu:
"Bu merdivenler öyle kolay çıkılmaz evlat."
Demirel’in cevabı:
“Ben çıktım efendim, ama çıkmak kadar inmek de önemlidir.”
Meclis merdivenlerini çıkmak, yani iktidara gelmek zordur ama asıl erdem, o merdivenlerden düşmeden, yani onurunu ve saygınlığını koruyarak inmektir.
Bugün?
O merdivenler hâlâ yerinde duruyor.
Ama kaç basamak olduğu ile ilgilenen yok! Çünkü kimse inmeyi düşünmüyor.
Koltuğa oturan, sanki tapu senedini almış gibi davranıyor.
Yetkiyi değil, mülkiyeti devralmış gibi…
Giderse biteceğini zannediyor; gitmediği için bitiyor aslında.
Gerçek devlet adamlığı,
geldiğin gibi gidebilmektir.
Ağırlığını oturduğun sandalyeden değil, duruşundan almaktır.
Arkana koltuk izi değil, saygı bırakmaktır.
Bugün siyasetin en büyük problemi:
İnen yok.
İnmek istemeyen çok.
İnemeyeceğini sanan daha çok.
İşte o zaman 1965’in o koridorlarından bir ses uzanır:
“Önemli olan o basamakları çıkmak değil, düşmeden inebilmek.”
Halbuki koltuğa yapışarak büyüyen hiçbir siyasetçi yoktur.
Tam tersine…
Koltuk kalkınca küçülen çoktur.
Bugünün siyasetinde belki eksilen şey tam da budur:
İnmenin de bir yolu, bir ahlakı, bir asaleti olduğunu hatırlamak.
Ve bugün o merdivenlerden inmeyenler, ülkeyi yoran en ağır yük.
Bu yüzden sözü Montesquieu’ye bırakıyorum:
"İktidarı bırakmak istemeyen, topluma değil kendine hizmet eder."








































