Arka mahallelerin gül yüzlü çocuklarına başka seçenek bırakmadık! Dipten yukarıya çıkmak, o zenginlikleri ve şatafatlı hayatları almak için ahlaki olmayan her iş ve işi yapmayı, suça bulaşmayı göze alarak dalga dalga geliyorlar! Samsun Kent Haber'de gazeteci Haydar Öztürk yazdı.
ARKA MAHALLELERİN ÇOCUKLARINA BAŞKA SEÇENEK BIRAKMADIK!
Kimilerinin 'Arka mahalle', kimilerinin 'Varoş', kimilerinin 'yoksul hanelerin olduğu yerleşim yerleri' diyerek tanımladığı bir nevi 'Fakir ama mutlu' insanları, aileleri ve de çocuklarını, kapitalizm ile köşeye sıkıştırırsanız; Zenginliği, parayı, ihtişamlı ve şatavatlı yaşamlarınızı, fakir ama gururlu, fakir ama onurlu, fakir ama ahlaklı o insanların çocuklarını, isyan ettirecek hale getirecek şekilde, tepelerine tepelerine vurursanız, onlara o lüks yaşama ulaşabilmeleri için herşeyi göze alıp, herşeyi yapmaları gerektiği güdüsünü sürekli pompalarsanız, onlarda sosyolojik olarak dipten yukarıya çıkmak için, ahlaki olmayan herşeyi, yapar hale gelir!
Eskiden Yeşilçam'ın fakir ama gururlu, fakir ama birbiri ile, bir ekmeği bölüşen tiyatrocuları, zenginleri avutmak için filmler yapardı. Zenginlerin belki o filmlerden öğrenecekleri çokta fazla bir şeyi yoktu! Onlar o zamanda ihtişamlı hayatlarına devam ediyor, 'Sen mi büyüksün, hayır ben büyüğüm' diye haykıran Yaşar Usta'ya burun kıvırıyordu!
Zira, o fakir ama gururlu aileleri anlatan filmler, en azından bir dönem o yoksul insanların yaşadığı hanelere, 'Fakir olabiliriz ama biz bir aileyiz' olgusunu yerleştirerek, o arka mahallelerde huzuru, ahlakı ve komşuluk ilişkilerini koruyor, güçlü bir şekilde yeşertiyordu.
Şimdi ise, zengin ve şatavatlı hayatları ile, magazin gündeminin dayattığı karizmatik zenginler, fakir haneler 'avunsun, oyalansın, bağlansın' diye dizilerde ve filmlerde, yine zenginlik vurgusu, lüks yaşam dayatması ile boy gösteriyor. Artık o arka mahalle çocukları, masum ve sevgi dolu bir şekilde pembe pancurlu evleri değil, güç ve paraya nasıl ulaşacağını öfkeli ve kızgın bir şekilde hayal ediyor!
O fakirhanelerin çocukları, hergün maddi olanaksızlıklarla yüzleşe yüzleşe huzuru kaybettikleri evlerinde, artık zengin jönlerin, ihtişamlı hayatları ve varlıklarına imreniyor. Onları görüyor, onların giydikleri pahalı elbiseleri, onların bindikleri pahalı arabaları, onların yaşadıkları havuzlu şatoları arzuluyor.
Bunun içinde dipten yukarıya çıkmak ve o hayatları yaşamak için, her türlü ahlaki olmayan iş ve işi yapmayı, suça bulaşmayı göze alarak, harekete geçiyorlar.
Umarım bugün toplumsal olarak hepimizin şikayet ettiği o ahlaki dezenformasyonun, sanırım nerelerden ve neden dalga dalga kent merkezlerine taşkın sel gibi, akıp geldiğini anlatabilmişimdir!
Zira o yoksul ama gururlu hanelerin bulunduğu, arka mahallelere ve o mahallelerin gül yüzlü çocuklarına, maalesef başka seçenek bırakmadık!









































Haydar ÖZTÜRK bey güzel bir analizdi .Kaleminize sağlık
Arka sokaklar artık geçim ve çıkara dönmüş.Artık aileler dersanelere çocuklarını göndermiyor.Çünkü her dönem görüyorlar ki 1-2 sene cezaevinde yatanlar belediyelere daha rahat işe giriyor.Kendileri de Belediyelere işe sokmak için yalandan torpil arıyor.