Samsun Kent Haber köşe yazarı Vedat İlteriş Çınaroğlu, Geo Pulse’nin Mersheimer kaynaklı Türkiye çözümlemelerini yazdı, "NATO tarihinde ilk kez ittifak içinde kalıp sistem dışı davranan devlet Türkiye'dir"
YENİ YERYÜZÜ DÜZENİNDE TÜRKİYE-2
Birinci bölümde başladığım Geo Pulse’nin beş bölümden oluşan Mersheimer kaynaklı Türkiye çözümlemelerini yorumlamayı sürdürelim.
2'nci bölümde NATO’nun içten çözülüşünde, Türkiye’nin etkisi incelenmiştir:
'NATO üyesi ama NATO’ya ait olmayan devlet tanımlaması, klasik ittifak teorilerinin açıklayamadığı, yeni bir fenomeni işaret etmektedir. Türkiye, ittifakın resmi üyesi olarak, tüm karar alma mekanizmalarında veto hakkına sahipken, aynı zamanda ittifakın temel çıkarlarıyla çelişen bağımsız politikalar izleyebilmektedir.
Bu paradoksal durumun, en somut örneği S-400 hava savunma sistemlerinin alımıdır. NATO’nun entegre hava savunma sistemine aykırı olan bu alım, normal şartlarda ittifaktan ihraç sebebi olabilecek bir adımdır. Ancak Türkiye’nin jeostratejik konumu, askeri kapasitesi ve veto gücü, NATO’yu bu durumu kabullenmek zorunda bırakmıştır. Saldırgan realizm perspektifiyle değerlendirildiğinde bu durum, güç dengesinin değiştiğini ve NATO’nun Türkiye olmadan işleyebilir, bir güvenlik mimarisi üretemeyeceğini gösteren yapısal bir işarettir.
'Türkiye NATO tarihinde ilk kez ittifak içinde kalıp sistem dışı davranan devlettir.'
'Türkiye, İncirlik Üssü’nde bulunan B-61 taktik nükleer bombalarını artık ABD’nin stratejik varlığı değil, pazarlık gücü haline getirebilir. Mearsheimercı perspektiften yorumlandığında bu durum, bir ittifak içi uyumsuzluk değil, ittifak içi güç devrinin gerçekleşmesi anlamına gelir. Çünkü; Bir devlet, ABD’nin nükleer mimarisini şantaj aracına dönüştürüyorsa artık ittifakı taşımıyordur, O,ittifakı dizayn ediyordur.'
'Bu durum NATO tarihinde ilk kez, ittifak içinde kalarak stratejik bağımsızlık ilan etmesi anlamına gelir.'
Mearsheimer kaynaklı NATO- Türkiye başlıklı bu çözümleme, Türkiye’deki Atatürkçü- Tam Bağımsızlıkçı düşüncelerin güvenlik stratejilerine katkısı-etkisi olarak değerlendirilebilir. Yine bu çözümleme, Org.Emekli Tuncer Kılınç’ın 2002 yılında, MGK Genel Sekreteri olarak; 'Türkiye ABD ile ilişkilerini kesmeksizin Rusya, olası ise içinde İran’ın da bulunduğu bir arayış içinde olması gerektiğine inanıyorum.' sözleri de, Türkiye’nin 21'nci yüzyıl jeostratejik güvenlik tasarımıyla örtüşmektedir denilebilir. -İlteriş Çınaroğlu-
GeoPulse’nin üçüncü bölümünde ABD’nin otuz yıllık Orta Doğu stratejisinin çöküşü, Türkiye’nin bu güç boşluğunu doldurma kapasitesi çözümlenmektedir.
'Saldırgan realizm perspektifi uygulandığında, ABD’nin Irak işgali, Suriye müdahalesi, İran yaptırımları ile İsrail merkezli bölge stratejisinin güvenlik üretmek yerine, güç kaybı yarattığı ve bölgesel dengeleri lehine dönüştüremediği görülmektedir. Bu başarısızlığın doğal kazananı Türkiye’dir, çünkü bölgedeki tüm aktörlerle diyalog kurabilme ve alan kontrolü yapabilme kapasitesine sahip tek güçtür.'
'Mearsheimercı analiz çerçevesinde öne çıkan en kritik tema, ABD hegomonyasının geri döndürülemez biçimde çözülmekte ve bu çözülme sürecinin en büyük jeopolitik kazananlarından birinin Türkiye olduğudur. Realist bakış açısıyla değerlendirildiğinde, ABD artık Ortadoğu’da düzen kurucu kapasiteye sahip değildir; bunun nedeni yalnızca askeri başarısızlıklar değil, aynı zamanda ekonomik yükün sürdürülemez hale gelmesi, iç politik bölünmelerin derinleşmesi ve enerji-jeopolitik denkleminde avantajın kalıcı olarak kaybedilmesidir. Bu tablo, Türkiye’nin sistem içindeki konumunu ‘bağımlı müttefik’ seviyesinden çıkararak çöken hegomonyanın boşluğunu doldurabilen bölgesel güç düzeyine yükseltmektedir.'
'ABD’nin çekilmesiyle oluşan güç boşluğu, bölgesel aktörler arasında yeni bir rekabet alanı yaratmıştır. Ancak Mearsheimercı çerçeve bağlamında bu rekabette Türkiye’nin benzersiz avantajları bulunmaktadır:
Birincisi, Türkiye hem Batı kurumlarının içinde hem de Doğu ile işbirliği yapabilecek konumdadır.
İkincisi, bölgedeki tüm aktörlerle - İran, İsrail, Suudi Arabistan, Mısır - aynı anda diyalog kurabilme kapasitesine sahiptir.
Üçüncüsü, askeri teknoloji ve savunma sanayiinde elde ettiği bağımsızlık sayesinde kendi güvenlik ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir.
Ankara, değişen koşullara hızla adapte olabilme, pragmatik politikalar üretebilme ve ideolojik katılıklardan kaçınabilme kapasitesini göstermiştir. Irak işgaline destek vermemesi, Suriye’de ABD çizgisinden ayrılması, Rusya ile çatışmadan kaçınması, Avrupa ile kavga etmeden pazarlık yapması ve NATO içinde kalarak NATO’yu yönetmesi, bu adaptasyon kapasitesinin örnekleridir.
‘Ankara artık ABD’nin emir alan üssü değil, çok kutuplu sistemin yeni kutbudur. Bu kutup, hem Rusya ile konuşabilmekte, hem Orta Doğu’da askeri saha kurabilmekte, hem de Afrika’ya uzanabilmektedir. Bu çok yönlü hareket kapasitesi, klasik ittifak teorilerinin öngöremediği yeni bir güç modeli yaratmaktadır.'
'Mearsheimercı analiz çerçevelerinin örtük sonucu şudur:
ABD, Ortadoğu’yu değil, artık hiçbir bölgeyi kontrol edemiyor; Ortadoğu sadece çöküşün ilk görünür cephesidir. İlave olarak, ABD’nin çöküşü ile Türkiye’nin yükselişi aynı jeopolitik süreçtir; biri gerilerken diğeri yükselmiştir. Bu durum, bir güç devrinin çarpışmasız gerçekleştiği nadir tarihsel anlardan biri olacaktır.'
Bilinmelidir ki; Önemli jeopolitik-jeostratejik değişimlerin tasarımı siyasi iktidarların öngöremeyecekleri, çalışamayacakları kadar ayrıntılıdır. Çoğunlukla bu konularda uzmanlaşmış binlerce çalışanın içinde olduğu,uzun yıllar süren satranç ataklarının bileşkesidir.
21'nci yüzyılın satranç tahtası Mackinder, Brzezinski, Dugin gibi stratejistlerin saptadığı gibi Asya’dır. Gelecek yıllarda bu saptamanın daha saydam olarak görüleceğini düşünmek gerekir. Sonraki bölümde GeoPulse’nin Mearsheimer’ın kuramları çerçevesinde Türkiye yorumlarında buluşmayı dilerim. Saygılarımla.









































Sayın vekilim, Apoyu asacağız diye oy toplayanlar kimdi? Başörtüsü sorununu ürkekler değil erkekler çözer diyerek oy toplayanlar kimdi? Apo canisi, idam kararı verilmisken ve de yasalarda idam cezası kaldırılmamış iken ABD den, NATO dan, İsrail'den vs vs korkup, idamı infaz edemeyen o dönemin yöneticileri kimdi? Cevap veremiyor isen ipucu vereyim mi? ( Cevap: aynaya bak da gör....)
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!