Bazen adamlığa, mertliğe, merhamete, terbiyeye ve duruşa dair hikayeler anlatılır... Dede Korkut hikayeleridir onlar.. Geçmiş ile, atalarımız ile bağımızdır onlar. Örnek alınması için kıssalar, Türkün ahlakını ve adamlığını buluruz o hikayelerde.. Kimi o değerleri alır yaşatır, kimi ziyan eder. İşte biz şimdi size o hikayelerden birini, yaşanmış bir gerçek hikayeyi ve geleneği sürdüren bir adamı anlatacağız. Anlatan, anlattı.. Bize de bu hikayeyi yazmak ve tarihe not düşerek bırakma vazifesi kaldı.Yer yarıldı, gökkubbe çatırdadı.. Şimşekler çaktı, kan ve gözyaşı aktı! Atına binen kahramanlar yaraları sarmak için yardıma koştu... Vahimdi manzara, vahimdi 11 oba... Herkes gibi o da, çekti kılıcını koyuldu yola...Adı gibi arı kandı, soylu kandı.. Sebat etmiş, ne gelirse haktandı...Anlatı, buraya kadar hikayeydi... Şimdi gerçeği ve yaşanmışı satırlara döküyoruz..Gençlik yıllarından itibaren devlet adamlarının yanında çalıştı. Devlet terbiyesini, adabını öğrendi. Yıllar içinde hamdı, pişti, yandı...Malumunuz, yerin yarıldığı, gökkubbenin çatırdadığı 6 Şubat'ta Maraş ve 11 kentimiz büyük deprem felaketinde yerle bir oldu, binlerce canımızı toprak aldı. Herkes gibi o da, felaketin yaşandığı insanlara koştu. Felaket olduğunda görevi gereği Amerikadaydı. Acı haberi duyar duymaz ilk uçakla önce Türkiye'ye sonra Hatay'a uçtu.Tam 20 gün felaket bölgesinde kaldı... Makamı, mevkisi vardı lakin o, acı çekenlerle birlikte sabahladı. İnsanları kurtarmak için girdiği 5 katlı yıkık bina, artçı depremle sallandı. Kendi canını hiçe sayıp insanları kurtardı. Günler süren bu mücadelede artçılar nedeniyle güvercin tedirginliğinde, yıkıntılar arasından gelecek mucize haberlerini takip etti. Kurtulanlarla, sabahladı, onlarla birlikte ağıt yaktı, onlarla birlikte ağladı. Kendisine uzatılan bir tas çorbayı, "Bu çorba onların hakkı" diyerek geri çevirdi.Kendisine 'Dinlenin' diyenlere "Bu insanlar perişan haldeyken nasıl dinleneyim" diyendi, 'Burada olduğunuzu sosyal medyadan duyuralım' teklifinde bulunanlara, "Bu işin reklamı olmaz, sakın bir fotoğraf dahi paylaşmayın" diyerek devlet adamlığı duruşunu sergileyendi o! Acı çekenler uykusuzdu, o da uykusuz kaldı, yakınlarını kaybedenler perişandı, o da perişan oldu! Bir can daha kurtarmak gerekiyordu, durulacak an değildi. 20 gün boyunca toz toprak içinde yıkıntılara koştu, görevlilere yardım etti. Felaket çaresiz bırakacak boyutta çok büyüktü! En son gördüklerinde de bir taşın üstüne çökmüş
çaresizlik karşısında dalgın, şaşkın ve hüzünlü bir şekilde boşluğa bakıyordu.Ertesi günlerde yıkıntılar arasında Yozgatlı bir amcayı teselli ediyordu! Biraz uyuyun dediler.. Biliyordu ki uyursa, teselli ettiği Yozgatlı amca kızını aramak için binaların altına girecekti. O yüzden bu talebi de geri çevirdi. Uyumadı, amcayı sabaha kadar teselli etti, yanında durdu. Yetkili ve etkiliydi! Bu yetkilerini acıları bir nebze olsun dindirmek için orada kullandı. Daha fazla can kurtarılması için talimatlar verdi, kurtulanlara daha fazla yardım malzemesi ulaşması için koordinasyonu sağladı. Kurtarma çalışmaları için yurt dışından gelen yabancılarla, İngilizcesi iyi olduğu için iletişim sağlanmasında rol aldı. Görenler, tanık olanların anlatmasına göre bir Avusturyalı'nın ağladığını gördü. Yanına gidip İngilizce "Neden ağlıyorsun" diye sordu. Avusturyalı'nın verdiği "Bugün kimseyi kurtaramadık" sözü üzerine, yabancı görevliye sarılarak ağladı. O anları yaşayanların anlattıkları işte böyleydi! Bir adam ve bir kahramanın gerçek hikayesi..'Kim bu' diye soruyorsunuzdur! Sizlere Samsun'un evladı Akif Çağatay Kılıç'ın gerçek hikayesini anlattık. Dedesi İlyas Kılıç gibi yüreği ile varolsun...
çaresizlik karşısında dalgın, şaşkın ve hüzünlü bir şekilde boşluğa bakıyordu.Ertesi günlerde yıkıntılar arasında Yozgatlı bir amcayı teselli ediyordu! Biraz uyuyun dediler.. Biliyordu ki uyursa, teselli ettiği Yozgatlı amca kızını aramak için binaların altına girecekti. O yüzden bu talebi de geri çevirdi. Uyumadı, amcayı sabaha kadar teselli etti, yanında durdu. Yetkili ve etkiliydi! Bu yetkilerini acıları bir nebze olsun dindirmek için orada kullandı. Daha fazla can kurtarılması için talimatlar verdi, kurtulanlara daha fazla yardım malzemesi ulaşması için koordinasyonu sağladı. Kurtarma çalışmaları için yurt dışından gelen yabancılarla, İngilizcesi iyi olduğu için iletişim sağlanmasında rol aldı. Görenler, tanık olanların anlatmasına göre bir Avusturyalı'nın ağladığını gördü. Yanına gidip İngilizce "Neden ağlıyorsun" diye sordu. Avusturyalı'nın verdiği "Bugün kimseyi kurtaramadık" sözü üzerine, yabancı görevliye sarılarak ağladı. O anları yaşayanların anlattıkları işte böyleydi! Bir adam ve bir kahramanın gerçek hikayesi..'Kim bu' diye soruyorsunuzdur! Sizlere Samsun'un evladı Akif Çağatay Kılıç'ın gerçek hikayesini anlattık. Dedesi İlyas Kılıç gibi yüreği ile varolsun...














