Samsun'un Atakum ilçesinde faaliyetlerini sürdüren Özgecan Kadın Koordinasyon Merkezi'nin yöneticisi Fatma Taşçı, Suriyeli bir annenin 10 aylık bebeği ile birlikte vahşice katledilmesi olayı karşısında yüreklerinin yandığını açıkladı.
Özgecan Aslan'ın vahşice öldürülmesi sonrası Atakum İlçesinde kurulan Özgecan Kadın Koordinasyon Merkezinin Yöneticisi Fatma Taşçı, Suriyeli annenin bebeği ile ile birlikte öldürülmesi olayının karşısında şoke olduklarının ifade etti.
Yaşanan olayın kendilerini derinden yaraladığını ve yüreklerini yaktığını kaydeden Fatma Taşçı, yaptığı açıklamada, "Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde 9 aylık hamile Suriyeli kadının ve 10 aylık bebeğinin vahşice katledilmesi bizleri derinden yaralamış, yüreğimizi yakmıştır. Zalim rejimin zulmü nedeniyle doğdukları toprakları terkederek ülkemize sığınan mülteci kardeşlerimize yapılan bu vahşeti kınıyor, acılı ailesine başsağlığı diliyoruz. Dili, dini, ırkı ne olursa olsun şiddeti asla kabul etmediğimizi bir kez daha yineliyor, böyle bir vahşetin bir daha yaşanmamasını diliyoruz" dedi.
Samsun ve ülke genelinde Suriyeli vatandaşlara yönelik yürütülen algı operasyonlarına da dikkat çeken Fatma Taşçı, "Millet olarak empati yeteneğimizi iyice kaybetmeye başladık. Birileri düğmeye bastı. Uzun süredir bir nefret dili var tüm sosyal medyada. Hep üzülerek okudum ve Allah'ım merhamet ver insanlarımızın yüreklerine, diye dua ettim. Fakat gün geçtikçe hararet yükseldi. Bunun bu kadar kötü bir olayla sonuçlanması çok da şaşırtıcı olmadı... Ses kesildi bir anda! Neydi bizi diğer toplumlardan ayıran, ne oldu bize??? Bizim merhamet damarlarımızın kabarması için Aylan bebek, Ümran ölmeli Suriyeli bir kadın hunharca katledilmeli miydi? Ya da bir Türk nasıl olurdu da ülkesindeki misafirine bunu yapabilirdi? insanlığını bu denli nasıl kaybedebilirdi? Şimdi herkes şapkasını önüne koyup bir düşünsün bu işte bir suçum var mı diye. Bu akımın etkisine kapılandan, bunun karşısında dimdik duramayıp birilerinin projesinin zaferle sonuçlanmasına katkısı olana kadar, herkes ama herkes. Bir toplumdaki herkesin iyi olmasına imkan ve ihtimal yok, bunu en iyi biz biliyoruz öyle değil mi? Yoksa bu canavarlar bizim milletimizin bir parçası olamaz. Suriyelileri topraklarımıza kabul ederken de karakter analizi yapamayacağımıza göre birkaç tane çürük elma için hepsini karalamak, nefret dili geliştirmek hem bir insanlık suçu hem de bize en yakışmayacak olandır." diye konuştu.
















