Samsun'da 2025 yılı ile 2026 yılının ilk 5 ayında karşılıksız çıkan çeklerin maddi rakamı ve protesto edilen senet sayısı belli oldu. İşte Samsun'da karşılıksız çıkan çeklerin toplamı ve protesto edilen senet sayıları.
Samsun'da 1.5 yıl içinde toplam 4 milyar 913 milyon 183 bin 396 TL'lik çek, karşılıksız çıktı. 2025 yılında 5 bin 767 senet, 2026 yılının ilk 5 ayında ise 2 bin 440 senet protesto edildi. Samsun'da 2025 yılı ve 2026 yılının ilk 5 ayında pretoste edilen senetler ve karşılıksız çıkan çeklerin toplam parasal miktarı şoke etti.Gazete Gerçek'ten Haydar Öztürk'ün Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerinden derlediği bilgilere göre Samsun'da 2026 yılının ilk 5 ayında 2 bin 440 senet protesto edildi. 2026 yılının ilk 5 ayında Samsun ticaretinde dönen bin 942 adet çek ise karşılıksız çıktı. Samsun'da 2026 yılının Ocak-Mayıs aylarında karşılıksız çıkan çeklerin toplam para miktarı ise kayıtlara toplam 1 milyar 569 milyon 8 bin 804 TL olarak geçti.

Samsun ticaret piyasasında protesto edilen senetler ve karşılıksız çıkan çekler, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi raporlarına yansırken, kentte senet ve çeklerde adeta patlayan yüksek meblağlar, ticaretide olumsuz etkiledi.
SAMSUN'DA KARŞILIKSIZ ÇIKAN ÇEKLERİN MADDİ BOYUTU
Samsun'da 2025 yılında toplam 3 milyar 344 milyon 174 bin 592 TL'lik, 5 bin 437 adet çek karşılıksız çıkarken, 2026 yılında Ocak ayında 313 milyon 346 bin 272 TL'lik 411 adet çek, Şubat ayında 200 milyon 728 bin 672 TL'lik 331 adet çek, Mart ayında 775 milyon 772 bin 100 TL'lik 531 adet çek, Nisan ayında 258 milyon 486 bin 896 TL'lik 399 adet çek, Mayıs ayında 206 milyon 748 bin 64 TL'lik 270 adet çek karşılıksız çıktı. 2026 yılının ilk 5 ayında karşılıksız çıkan çeklerin toplam rakamı 1 milyar 569 milyon 8 bin 804 TL oldu.
SAMSUN'DA PROTESTO EDİLEN SENET SAYISI
2026 yılının ilk 5 ayında ise Samsun'da Ocak ayında 575, Şubat ayında 424, Mart ayında 459, Nisan ayında 503, Mayıs ayında 479 olmak üzere toplam 2 bin 440 senet protesto edildi. 2025 yılında ise Samsun'da toplam 5 bin 767 senetin protesto edildiği kayıtlara geçti.
Sanki hukuki bir borç akdinden ziyade, insanın zamanla, beklentilerle ve varoluşla yaptığı o sessiz, o meçhul anlaşmanın bir simgesiydi. Dakikalarca, belki de saatlerce o kağıt parçasına bakakaldım. Görünmez bir el zamanın sarkaçını durdurmuş, etraftaki bütün o olağan sesler anlamsız, boğuk bir yankıya dönüşmüştü. Uzun lafın kısası; o gün, o senedin üzerindeki tarihe ve donuk rakamlara bakarken hissettiğim o tarifsiz karmaşa, o derin ve cevapsız sorgulama silsilesi, aslında hayatta mutlak değer atfettiğimiz şeylerin ne kadar soyut, ne kadar havada asılı kaldığını bir kez daha yüzüme vurdu. Üzerinden geçen onca zamana rağmen, o senedin akıbeti ne oldu, o çek bir gün tahsil edildi mi diye sorsanız inanın en ufak bir fikrim yok. Geriye kalan tek şey; anlatması günlerce sürebilecek kadar uzun ama aslında özünde hiçbir şey söylemeyen, kelimelerin kifayetsiz kaldığı o tuhaf, o eşsiz ve bir o kadar da muğlak anın bıraktığı izden ibaret...
O senedin üzerindeki vade tarihine, o rakamların mürekkeple kağıda işlenmiş kıvrımlarına bakarken, insanlığın o bitmez tükenmez gelecek beklentisini, ertelenen umutlarını ve belki de en derin, en gizli kaygılarını gördüm sanki. Konunun asıl özüne, o can alıcı, o vurucu noktaya gelmeden önce şunu kesinlikle altını çizerek belirtmeliyim ki; eğer o anki atmosferin ağırlığını, havadaki o durağan, o nefes almayı bile unutturan sessizliği tam olarak kavrayamazsanız, bu kağıdın neden sıradan bir kırtasiye malzemesinden çıkıp devasa bir metafora dönüştüğünü anlamanız gerçekten çok zor. İnsan zihni, en basit nesnelere bile bazen öylesine derin anlamlar yüklüyor ki, bir anda kendinizi o anlamsızlığın içinde kaybolmuş buluyorsunuz.Biliyorsunuz, hayat çoğu zaman böyle küçük detayların, o önemsizmiş gibi duran anların arkasına saklanıp bize tuhaf oyunlar oynar. O senet, üzerindeki o flu, mürekkebi dağılmış kaşe ve kimin, hangi ruh haliyle attığı artık zamanın tozlu raflarında kaybolup gitmş o imzA
Çekler, senetler... Üzerinde sadece birkaç rakam, bir mühür ve alelacele atılmış bir iki imza barındıran, dokunduğunuzda size sıradan bir selüloz hissinden başka bir şey vermeyen o basit kağıt parçaları. Aslında her şey o kadar sıradan, o kadar tekdüze bir başlangıca sahip ki, bunu kelimelere dökmek bile zaman zaman insanın içindeki o tuhaf boşluk hissini nedensizce körüklüyor. Yıllar önce miydi, yoksa sadece zihnimin bana oynadığı yakın zamanlı bir illüzyon muydu tam kestiremiyorum. Bir gün, rutinin o boğucu ağırlığı altında ezilen saatlerden birinin tam ortasında, öylece duran sararmış bir senede gözüm takıldı. İlk bakışta hiçbir anlam ifade etmeyen, sadece ekonomik bir döngünün cansız, soğuk bir kanıtı gibi duran o kağıt parçası, nedense o an bütün algımı değiştiren, zamanın akışını yavaşlatan bir katalizöre dönüştü.
bunlar hep dış güçlerin oyunu. bence her şey gayet iyi. çok şükür akarımıza bakıyoruz biz. saygılar.