Samsun'da makamların ve kantarların hikayesi ise 'su ne oldu inek içti! İnek ne oldu, dağa kaçtı! Dağ ne oldu, yandı bitti kül oldu!' tekerlemesi gibidir!
Ebedi, kalıcı, sonsuz ve ölümsüz olan bir tek Allah'tır! Makamlar ise ebedi, makamlara gelenler de kalıcı değildir! 'Bal tutan parmağını yalar' denilir; Nasreddin Hoca ise 'Ye Kürküm ye' der mesela.. Günümüzde ise 'yandaş' deniliyor, makamlara gelenlerle, ahbap çavuş işler yürütenlere...Doğrudan teminlerle, doğrudan davetlerle veriliyor, o yandaşlara ne varsa!
A'sı B'si yok! Alayının izlediği yok bu!
Onlar onları, onlarda onları zenginleştiriyor.
Birlikte bir elleri yağda, bir elleri balda,
makam ve mevkilerin gücü bitene kadar, yaşayıp gidiyorlar işte.Bazen öküzün öldüğü, ortaklıkların bozulduğu durumlarda olmuyor değil! 'Kaz gelecek yerden tavuk esirgenir mi?' denilerek döndürülen çark, bazen bu nedenle kaza kırımına uğruyor. Öküzlerin ortaklığı bozuluyor, hasımlık başlıyor! Doğrudan veren ise 'Yerken iyiydi' diyor.. Kimi doğrudan iş verdiklerinden hediye parfüm, kimi evine mobilya, kimi iş verdiklerinin çekiyle, 1+1 daireler alıyor, aldırıyor. Yerken iyi olanlar, öküz ölüp ortaklık bozulduğunda ise, birbirine düşüyor! Kumdan, çakıldan, doğrudan, doğru olmayandan her türlü yolunu bulanlar,
öküzler ölünce, birbirlerini gambazlamaya başlıyor. Söylentiler, iddialar, olanlar, olmayanlar kentin sokaklarına kulaktan kulağa yayılıyor.Ahbap çavuş ilişkileri ile göz yumulan herşey, "Su ne oldu inek içti, inek ne oldu, dağa kaçtı, dağ ne oldu, yandı bitti kül oldu." tekerlemesi gibi!Mesela, kumdan çakıldan kazanılan paraların akışı, ahbap çavuş olunan makam sahibi değişince birden kesiliyor. Araya onlar, bunlar sokuluyor! Makamın yeni sahibi 'cık' diyorsa hele, vay ki vay..Hemen eski hesaplar açılıyor, 'Şuncağız alacağımız var, onu verin' deniliyor!Deniliyor, deniliyor da, yapılan işlerin fişleri nerede? Kantar nerede? Kimse bilmiyor! O yüzden dağın bile iç edildiği bu hikayede; Fiş nerede
İnek yedi,
İnek nerede dağa kaçtı,
Peki kantar nerede,
yandı bitti kül oldu!
dedirtiyor..İşte böyle dostlar; Ne demişler!
Ayarını bozduğun kantar
Gün gelir, seni de tartar!

















Haydar bey Asya’dan Avrupa’ya Boru Döşemişsiniz. Anlayana tabi. Kalemine sağlık