Düdük artık parayı verenin değil hakkın sesi olsun!

Samsun Kent Haber köşe yazarı Arzu Şenkan, parayı verenin düdüğü çaldığı, kim güçlüyse onun haklı görülmesini eleştirerek, "Düdük artık parayı verenin değil hakkın sesi olsun" dedi.
Parayı Veren Düdüğü Çalamasın Mesela..
“Parası olan düdüğü çalar.”
Ne kadar tanıdık bir cümle...
Bir zamanlar bu söz, gücü ve imkânı olanın istediğini yaptırabildiğini anlatırdı. Bugün ise kulağa yalnızca bir atasözü gibi değil, zaman zaman hayatın kısa özeti gibi geliyor.
Paranın kapıları açtığını biliyoruz. En iyi hizmete ulaşabilirsiniz, daha iyi imkânlara sahip olabilirsiniz, daha görünür olabilirsiniz. Hatta bazı durumlarda başkalarının sesini bastıracak kadar güçlü bir megafonunuz bile olabilir.
Ama bir şey var ki parayla satın alınmaması gerekir: Haklılık.
Çünkü para, bir iddiayı daha yüksek sesle söylemenizi sağlayabilir; onu doğru yapmaz.
Bir insanın çok parası olabilir. Çok tanıdığı olabilir. Çok güçlü çevresi olabilir. Çok büyük bir makamı olabilir. Fakat bütün bunlar, yaptığı yanlışı doğruya çevirmeye yetmemeli.
Asıl mesele de burada başlıyor.
Bir toplumda insanlar “Kim haklı?” sorusundan önce “Kimin gücü daha fazla?” diye düşünmeye başlarsa, orada yalnızca adalet duygusu değil, insanların birbirine olan güveni de yara alır.
Çünkü sıradan insanın en büyük gücü, elindeki para değil; hakkının korunacağına dair inancıdır.
O inanç kaybolduğunda insanlar susmaya başlar.
"Boşuna uğraşma"
"Onun gücü yeter"
"Sen kimsin ki?"
"Parası var, istediğini yaptırır."
İşte tehlikeli olan tam da bu cümlelerin normalleşmesidir.
Çünkü bir süre sonra insanlar haksızlığa uğradıklarında mücadele etmek yerine geri çekilmeyi öğrenirler. Hak aramak yerine hesap yaparlar.
"Haklı mıyım?" diye değil, "Karşımdaki benden güçlü mü?" diye düşünürler.
Oysa hukuk düzeninin temel mantığı bunun tam tersidir.
Parası olanın da olmayanın da hakkı aynı değerde olmalıdır.
Sesi çok çıkanın sözü, sessiz kalanından daha doğru değildir.
Kalabalık olanın tarafı, yalnız olanınkinden daha haklı değildir.
Ve cüzdanın ağırlığı, vicdanın terazisinde ölçü birimi olmamalıdır.
Belki de artık atasözünü biraz değiştirmek gerekiyor:
Parası olan düdüğü çalamasın.
Çünkü düdük, paranın değil; hakkın sesi olsun.
İnsanların gücünü parasıyla değil, karakteriyle ölçtüğü; bir meselede kimin daha zengin ve güçlü olduğuna değil, kimin daha haklı olduğuna baktığı bir dünya hayal edelim.
Bu romantik bir temenni gibi görülebilir.
Ama aslında toplumların ayakta kalması için bundan daha gerçekçi bir ihtiyaç yok.
Çünkü para kaybedilebilir.
Makam değişebilir.
Çevre dağılabilir.
Güç el değiştirebilir.
Fakat adalet duygusu kaybolursa, geriye yalnızca herkesin kendi düdüğünü daha yüksek sesle çalmaya çalıştığı bir kalabalık kalır.
Ve o kalabalıkta kimsenin birbirini gerçekten duyması mümkün olmaz.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





