Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayhan Hamlı, DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan'ın Öcalan için istediği statü ile ilgili yazdığı köşe yazısında, "Bunların derdi, Terörsüz Türkiye değil, ülkemizi ve milletimizi bölmenin ve 50 bin kişinin katilini özgürleştirerek, 'Biz yendik ve kazandık' demek değilse nedir?" dedi.
ABDULLAH ÖCALAN BAŞ MÜZAKERECİ DEĞİL TERÖRİSTBAŞI BİR BEBEK KATİLİDİR
DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan, teröristbaşı Abdullah Öcalan’a tekraren statü önerisinde bulunmuş. Bakın ne diyor: "Öcalan bu sürecin defacto, (Türkçe'de De Facto ne demek? Fiilen, 'Gerçekte', 'uygulamada' veya 'pratikte' anlamlarına gelir. Hukuki veya resmi bir tanınması olmasa bile, hayatın içinde fiilen var olan durumları ifade eder) yürütülmesini istemiyor. Kendi pozisyonuna ilişkin de doğal olarak hukuki bir statü istiyor. Baş müzakereci olabilir, baş aktör olabilir. Ya da başka bir şey olur. Birlik ve kardeşlik sürecinin baş müzakerecisi. Ya da 'Kürt sorununun demokratik yöntemlerle çözümü sürecinin baş aktörü' ya da baş müzakerecisi ya da başka bir şey."
Maalesef sürüklendiğimiz nokta bu kadar net. Yasadışı bölücü bir terör örgütü kurucusu için, yasal zırh isteniyor. 50 bin kişinin ölümünden sorumlu olduğu yok sayılıyor!
Şehit yakını kimliğimle bu hain süreçte, tanık olmaya devam ettiğimiz bazı dayatmalardan artık bıktık, usandık, tiksindik. Midemiz bulanmaktan da öte, bir noktadayız, kahroluyoruz. Öcalan’ın birebir talimatlarıyla, bu hainleri konuşturanın kim olduğunu, bunlara bu kadar yüz verenin şehitlerimizin cenaze törenlerinde 'şehitler ölmez vatan bölünmez' diyenler olması, gerçekten canımızı çok acıtıyor.
Tam manasıyla bir akıl tutulması ve ikiyüzlülükle karşı karşıyayız. Öyle ki dönüp geriye baktığımızda, şehit yakını kimliğimizle artık şehitlerimizin cenazelerinin, iki yüzlü söylemlerle sırtımız sıvazlanarak, istismar edildiğini düşünüyoruz ve bu nedenle ister istemez, ruhen isyan ediyoruz. Şehitlerimizle birlikte, biz böyle bir muameleyi hiç hak etmedik. Bu nedenle 50 bin kişinin katili Abdullah Öcalan’a statü diye tempo tutturanlara, o koroda yer almak için yarışanlara, şehit yakını kimliğimizle çocuğa anlatır gibi anlatıyoruz.
"Abdullah Öcalan çözüm sürecinin baş müzakerecisi olabilir, baş aktörü olabilir. Ya da başka bir şey olur" diyerek alenen verdiğiniz mesajla beklediğiniz statüye kavuşmak için, aba altından sopa gösteriyor olabilir misiniz? Öcalan adına hangi tehdidi savurursanız savurun, hiç samimi değilsiniz, derdiniz dayattıklarınızla ülkeyi ve milleti bölmeye zorlamaktır. Akıl var, mantık var, devletin ve milletin hafızasında, Abdullah Öcalan’ın statüsü baş müzakereci değil, herkesin bildiği gibi kesinlikle, teröristbaşı hain bir bebek katilidir.
Bu kadar şımarıklık, bu kadar istismarcılık ve fırsatçılık şehit yakınlarını bir şey yerine koymamak ve susturmaya çalışmaktır. Ülkemizi ve milletimizi böldürmemek için verdiğimiz şehitlerimizin ve ailelerinin milletçe ödediği en ağır bedeli, bedeli boşa çıkarmaya çalışmak gerçekten gaflet ve ihanet içinde olmaktır. Kimse namı değer teröristbaşı bebek katili Öcalan’ı barış elçisi yerine koyma ve ısrarla ısıtıp ısıtıp dayatma kurnazlığı yapmasın. Bunların derdi, Terörsüz Türkiye değil, ülkemizi ve milletimizi bölmenin ve 50 bin kişinin katilini özgürleştirerek, 'Biz yendik ve kazandık' demek değilse nedir?
Bu kafa Terörsüz Türkiye kafası değil. Ganimet peşinde koşmaktır. Bu süreçte biz pişman olduk, işte silahlarımızla teslim oluyoruz diyen bir PKK’lı duyduk mu?
Umarım çocukların bile anladığını bu sürecin fırsatçıları da anlamazdan gelmeye ve dayatmalarıyla, hepimize ayar vermeye devam etmezler!
Teröristbaşı Öcalan dün bölünme istiyordu, bunun için 50 bin kişinin kanına girdi, bugün bunun karşılığında istediklerinin manası açık ve net, yine bölünme istiyor. Baş müzakereci ya da baş aktör olabilirmiş. Bu şahıs şehitlerimizin ve vatandaşlarımızın katili, cezası kesinleşmiş (onanmış) bir hükümlü.
Hukuk devletinde yargı kararlarına saygı esastır, gereğini yapmak devletin asli görevidir. Adaletin terazisi ile oynamak, hukuk devletinde olmaz. Terörsüz Türkiye’de 50 bin kişinin katiline, imtiyazlı hukuk uygulanamaz. 50 bin kişinin katiline elini kolunu sallayarak, 'gezmek senin de hakkın' demek ülkede adalet ve huzur istememektir.
Şehitlerimizin yanında mı, yoksa teröristbaşının yanında mı olunacak bekleyip göreceğiz. Yanlış tercih bölünmeye yol açar. Geçmişte Sur’da hendeklerin nasıl kazıldığını unutursak, tarihi bir hataya kapı aralanır, bölücü terör örgütü her türlü fırsatı ganimet bilir.
Nereden bakarsanız bakın teslim olan, silah bırakan ya da teslim oldum, silahları teslim ediyorum, teslim ettim diyen bir terör örgütü yok.










































terörün bitmesi için başlatılan kardeşlik projesine destek veriyoruz..... RTE yi, cumhur ittifakını destekliyoruz.... Ayhan Hamlı kardeşimizi ve değerli Bedriye annemizi de çok seviyoruz....