Samsun Kent Haber köşe yazarı ve şehit ağabeyi Ayhan Hamlı, Gazi mecliste Sırrı Sakık'ın yaptığı konuşmaya ilişkin yazdığı köşe yazısında, "Gazi Meclis'te PKK'lı yakınlarını anlatan Sırrı Sakık'ı kuzu gibi dinlemek nedir?" dedi.
PKK'LI YAKINLARINI ANLATAN SIRRI SAKIK'I KUZU GİBİ DİNLEMEK NEDİR?
Gazi Meclis’te 2'inci çözüm süreci ile birlikte, meclis kürsüsünden adeta PKK terör örgütü mensubuymuş gibi, konuşma yapan bazı DEM Parti milletvekillerinin yaptığı bazı konuşmalar var ki, hiç alışık olmadığımız, hiç kabul edemediğimiz şehitlerimizin kemiklerini sızlatan, sinir uçlarımızı yoran, şehitlerimizi kabirlerinde ayağa diken konuşmalar olarak devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde DEM Parti Ağrı milletvekili Sırrı Sakık, bir konuşması yaptı. O konuşmayı izleyen ve can kulağı ile dinleyenler; Burası Gazi Meclis böyle bir konuşmaya ses çıkartmamak, kuzu gibi dinlemek nedir? sorusunu muhataplarına sormaya devam ediyorlar. Bende şehit yakını kimliğimle o soruyu meclisteki açılımcıların, gözlerinin içine bakarak soruyorum. Çünkü Gazi Meclisin hiçbir yeri kanlı terör örgütüne moral ve motivasyon kazandırma, ve yaptıklarının aklanacağı yer değildir.
Özetle DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık o konuşmasında ne demiş:
2Tam 33 yıl önce Gaziantep'te il başkanı olan abim ensesinden vurularak öldürüldü. Ondan önce kız kardeşim Siirt Sason dağlarında bir çatışmada yaşamını yitirdi. Ağabeyimin ölümünden sonra, ağabeyimin oğlu üniversite öğrencisi bu haksızlığa isyan etti, oda da dağlara gitti ve bir üniversite öğrencisi 99’daki barış görüşmeleri, pusuya düşürülerek öldürüldü. Bunlara isyan eden küçük kardeşim, oda dağlara çıktı ve güney Kürdistan'da mezar taşı orada yiğenimin mezar taşı yok, onlarca yakınımın mezar taşı yok. Sevgili eşimin mezar taşı yok. Şimdi bunları niye söylüyorum" diye devam eden adeta terör örgütü propagandası yapan, ajitasyon içeren bölücü ve övücü bir konuşma olarak, Gazi Mecliste yapılmış bir konuşmadır.
Böyle bir konuşmayı yapan kişiye veya kişilere, şehit yakını kimliğimle imkan verilse, Gazi Mecliste aynı kürsüden yapacağım bir konuşma ile, yanıt vermek isterim. Kendisini muhatap kabul ettiğim için değil, söz hakkı doğduğu için hani hep diyorlar ya, silahların eşitliğini, bende silahların eşitliğini hatırlatarak, bir konuşma yapmak isterim.
Biz şehit yakınları, milletvekili olmazken aday gösterilsek bile seçilebilecek yerden gösterilmediğimiz için, maalesef Gazi Mecliste hakkıyla temsil edilmiyoruz. Eğer mecliste gerçek manada temsil ediliyor olsaydık, şehitlerimizin cenazesinde yıllarca yanımızda görünüp, Öcalan'ı asma sözü verenler, bugün 180 derece dönerek 55 bin kişinin katili Öcalan'ı muhatap alıp, ayağına milletvekili göndermek için, başı çekmez Abdullah Öcalan'a kurucu önder ve sayın demezdi.
Abdullah Öcalan'a kurucu önder ve sayın dedikleri için, Sırrı Sakık’ın o konuşmasını kuzu gibi dinleyip, iki kelime bile konuşmayarak adeta onayladılar. En acısı yıllarca şehitlerimizi siyasi malzeme olarak kullanmış olduklarını, sessizlikleriyle gösterdiler. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır. Sırrı Sakık'ın meclis kürsüsünden yaptığı o konuşma, bedel ödedik kazandık konuşmasıdır.
Ağrı milletvekili Sırrı Sakık'ın yakınları, çözümü dağa çıkmakta bulmuşlar, bu doğru bir çözüm değildir. Eğer bu çözüm, doğru bir çözümse Sırrı Sakık neden dağa çıkmak yerine mecliste? Sırrı Sakık'ın yakınları çatışmada öldürülmeden acaba kaç kişiyi şehit ettiler, kurdukları pusuya kaç askerimizi, kaç sivil vatandaşımızı düşürdüler. Böyle bir hakları var mıydı?
Biz şehit yakınları kızmıyor, isyan etmiyor muyuz ama, biz dağa çıkıp kimseye pusu atmıyor, kimseye zarar vermiyoruz. Yasalara ve devletimize güveniyoruz. Çoktan çok, azdan az gider diye bir söz vardır. Sırrı Sakık'ın babasının 3 evlilik yaptığını, bu evliliklerden toplam 19 çocuğu olduğunu biliyoruz. Sırrı Sakık üvey kardeşi Şemdin Sakık’tan hiç bahsetmiyor. Sanki böyle bir akrabası kardeşi yokmuş gibi davranıyor. Ama biz biliyoruz ki Şemdin Sakık, 24 Mayıs 1993'te bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen silahsız ve sivil 33 askerimizin şehit edilmesi nedeniye suçlanan ve Diyarbakır cezaevinde bir çok terör suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çekmeye devam ediyor.
Yine aynı şekilde birde hala hükümlü olan cezaevinde cezasını çeken Arif Sakık var. Kuzey Irak'ta yakalanan PKK'nın iki numaralı ismi 'Parmaksız Zeki' kod adlı Şemdin Sakık ile kardeşi Arif Sakık, Diyarbakır DGM tarafından idam cezasına çarptırıldı. Neden idam cezasına çarptırıldıklarını DEM Parti milletvekili Sırrı Sakık bir açıklasada hafızamızı yenilesek! Sakıkların kim olduğunu Türkiye kamuoyu bir kez daha öğrense nasıl olur?
Şemdin Sakık'ın 2005 yılında yazdığı bir kitap var. Piyasada satılıyor. Kitabın adı 'Apo', yazarı Şemdin Sakık, 2005 yılında yazdığı o kitap bugün Apo’yu muhatap alanların, okuyup o kitaptan öğreneceği çok şey var. Apo kişiliğini gözler önüne seriyor. İşte bu yüzden örgütte, Sırrı Sakık’ta, Şemdin Sakık’ı yok sayıyor. Bu gün ölse bayram yaparlar...
Sırrı Sakık, Çözüm sürecinin şımarıklığı ile Gazi Mecliste kürsüden sadece terör örgütünün reklamını yapmıyor, aynı zamanda Türk milletine meydan okuyor. Sakık ailesini Türk milleti çok iyi tanıyor. Ak kaşık olmadıklarını, şehitlerimizin vebalini taşıdıklarını biliyoruz. Kendisi Ağrı Milletvekili olan Sırrı Sakık, Ağrı dağı eteklerinde bulunan Pamuk geçidini çok iyi bilir. 18 Nisan 1992’de silah ve sivil oldukları halde, TSK mensubu olan 4 astsubay güpe gündüz PKK terör örgütünün Doğubayazıt – Iğdır Devlet karayolu üzerinde, Pamuk Geçidi mevkiinde kurduğu pusuya düşürülerek, şehit edildiler. 4 astsubayın seyir halindeki araçlarını tarayarak, takla atan araçtan sürükleyerek yaralı çıkardıkları 4 genç, sivil kıyafetli astsubayı vahşice kurşuna dizmek acaba nedir, hiç düşündünüz mü? Kimdi bu olayı yapanlar?
Bu olayın emir ve talimatını kim verdi? Kim bu olay nedeniyle, ne kadar ceza aldı? 33 yıl 5 aydır bu soruyu soruyoruz? Sorularımız çok ama, bu kadarını yanıtlayın yeter! Kardeş sadece sizde yok, bizde de kardeş vardı. O kimseyi öldürmedi. Gazi Meclis de PKK savunuculuğu yapılamaz.










































eskiden akp ye oy veren biriydim ve artık gözüm açıldı. tüm bu yapılanlardan sonra sadece kendi menfaatini düşünen bir grubunun elinde oyuncak olmuşuz. oğulları kızları partilerde kafayı yaparken bizlere gene taş düşüyor. pkk ile ittifakları zaten bir hançer oldu bizlere. bölücü örgütlerle işbirliği yapanlara bizden oy yok artık.
Yıllardır aynı senaryo, aynı yalanlar, aynı kirli oyunlar... Türk ve Kürt kardeşliğini dillerine pelesenk edenler, aslında bu ülkenin birliğini kendi siyasi ikballeri için hiçe saydılar. Ben, geçmişte bu yapıya oy vermiş bir vatandaş olarak artık maskelerin ardındaki gerçeği görüyorum. Terörle mücadele maskesi takıp, muhalefeti karalamak uğruna miting meydanlarında sahte videolarla halkı galeyana getirenler; Erzurum’da kendi vatan evladını, Trabzonlu hemşehrisini taşlattıranlar bu memleketin asıl bölücüleridir. Madem terör kötüydü, neden kirli kumpaslarla milleti birbirine kırdırdınız? Bugün karşımızda duran tablo bir 'beka meselesi' değil, bir yağma ve ihanet tablosudur. AKP-MHP-PKK ekseninde dönen bu karanlık pazarlıklar, Türkiye’nin temeline dinamit koymuştur.Rüşvetten yolsuzluğa, adam kayırmadan petrol, altın ve silah kaçakçılığına kadar her türlü gayrimeşru işin içine batmış bu düzen, artık mızrağın çuvala sığmadığı noktadadır.
Nusaybin’de yaşananlar, bu gaflet uykusunun ve taviz politikasının kanlı bedelidir. Dün söylediklerini bugün unutanlara, kişisel ikbali için vatanın birliğini tehlikeye atanlara karşı Türk gençliği buradadır. Bizler; bu oldu-bittiyi, bu gizli ajandaları ve bu teslimiyetçi zihniyeti asla kabul etmiyoruz. Vatanın birliği, milletin dirliği ne bir seçimlik malzemedir ne de bir pazarlık unsuru!
Türkiye, bugün kapalı kapılar ardında yürütülen kirli pazarlıkların ve "ittifak" adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan bir bölünme senaryosunun kıskacındadır. Bir yanda ülkeyi yönetenler, diğer yanda ellerinde binlerce masumun kanı olan terör odağı; bugün aynı masada, aynı "gelecek" kurgusu için birleşmiş durumdadır. Dün "terörist" denilene bugün "sayın" payesi verilmesi, Türk milletinin hafızasıyla dalga geçmektir. Bölgedeki enerji kaynaklarından pay verme vaatleri ve özerklik dayatmaları, ekonomik çöküşün, açlığın ve sefaletin üzerini örtmek için kullanılan birer siyasi manevradır. Halk ekmek kuyruğunda beklerken, vatanın bölünmez bütünlüğü masada meze edilmektedir. İdam cezasının neden kaldırıldığı ve bugün kimlerin, hangi amaçla dışarı çıkarılmak istendiği artık gün gibi ortadadır. Sınırlarımız "yol geçen hanına" dönmüş, egemenlik haklarımız drone'ların gölgesinde zayıflatılmıştır. Şunu net bir şekilde ilan ediyoruz: PKK ile masaya oturulmaz, terörle pazarlık yapılmaz!
Türkçülüğün ve Atatürkçülüğün ardına saklanan haramzadeler, yıllarca iktidar oldunuz. halkın oyu ile hükümet olamadınız ama laiklik dediniz, irtica dediniz.... siz niye terörü bitiremediniz. terör diye diye rant elde ettiniz. Allah'tan RTE geldi de terörü bitirdi. Bahçeli bile sizden bir cacık olmayacağını anladı da RTE ye destek veriyor.... Ayhan Hamli yi seviyoruz ama terörü bitirmek için yapılan Kardeşlik projesine destek veriyoruz. Ayhan Hamli yi seviyoruz ama onu sürekli RTE ve cumhur ittifakına karşı kışkırtan sözde Türkçü ve sözde Atatürkçüleri sevmiyoruz. asıl Türkçülük ve Atatürkçülük, terörü bitirerek olur. Atatürk'ün ardına saklamayın ve Atatürkçülük hiçbir kimsenin tekelinde değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü saygıyla rahmetle anıyoruz. ne mutlu Türkiyelilik ne mutlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ne mutlu İslam kardeşliği....
Sizler müfterisiniz, sizler bu halkın temiz duygularını istismar edenlersiniz. Bu 'şer ittifakı' ülkeyi uçuruma sürüklerken biz susmayacağız. Bu sadece bir siyasi eleştiri değil, kandırılmış bir seçmenin tokat gibi çarpan hakikatidir!
İrademiz Nettir: Bizler, bu ülkenin asıl sahipleri olan Türk gençleri olarak; ne özerklik hayallerine geçit vereceğiz ne de bu sinsi bölünme planlarına boyun eğeceğiz. Dün söylediklerini bugün yutanlar, yarın tarihin tozlu ve utanç dolu sayfalarında yerlerini alacaklardır. Bizim safımız bellidir: Tam bağımsız, bölünmez, laik ve güçlü Türkiye Cumhuriyeti! Kabul etmiyoruz, unutmayacağız, sindiremeyeceksiniz!
İrademiz Nettir: Bizler, bu ülkenin asıl sahipleri olan Türk gençleri olarak; ne özerklik hayallerine geçit vereceğiz ne de bu sinsi bölünme planlarına boyun eğeceğiz. Dün söylediklerini bugün yutanlar, yarın tarihin tozlu ve utanç dolu sayfalarında yerlerini alacaklardır. Bizim safımız bellidir: Tam bağımsız, bölünmez, laik ve güçlü Türkiye Cumhuriyeti! Kabul etmiyoruz, unutmayacağız, sindiremeyeceksiniz!
Dün "terörist" dediklerine bugün "sayın" diye hitap edenler; bu milletin hafızasını, şehidinin kanını ve yetiminin hakkını hiçe saydıklarını sanmasınlar! Bir yanda halkın mutfağındaki yangın, sefalet ve açlık unutturulmaya çalışılırken; diğer yanda bu vatanın birliği, petrol paylaşımları ve özerklik dayatmalarıyla kapalı kapılar ardında meze ediliyor. Buradan açıkça ilan ediyoruz: Sınırlarımızı "yol geçen hanına" çevirenler, Nusaybin’de yaşananları görmezden gelenler ve dün lanetledikleriyle bugün aynı masada el sıkışanlar bilsin ki; Türk gençliği bu tiyatronun seyircisi değil, bu hıyanetin karşısındaki sarsılmaz duvardır! Pazarlık Masasına Red: Terörle müzakere değil, ancak mücadele edilir. Şehitlerimizin kemiklerini sızlatan hiçbir "açılım" bu topraklarda meşruiyet bulamaz! Ekonomik İllüzyona Son: Suni gündemlerle halkın yoksulluğunu gizleyemezsiniz. Millet açken, vatan toprağı üzerinden siyasi ikbal devşiremezsiniz!
Devlet merhametli olduğu ve bunlarda kendilerine karşı hicbirsey yapılamayacağını bildikleri için mecliste tribüne oynamak onlar için çocuk oyuncağı oluyor,tabanlarına gövde gösterisi yapıp,herşeyi fütursuzca söyleyebiliyorlar,bizim içinde hicbirsey yapamamanin derin üzüntüsü kalıyor...