Samsun Kent Haber köşe yazarı ve şehit ağabeyi Ayhan Hamlı, DEM Parti öncülüğünde Diyarbakır'da 4 Ocak 2026 tarihinde yapılacak miting ile ilgili yazdığı köşe yazısında, Öcalan'a özgürlük, ya da Umut Hakkı mitingi terörü övmek, liderini yüceltmek manasına gelir! Hep mi kör olduk" dedi.
ÖCALAN’A ÖZGÜRLÜK MİTİNGİ TERÖRÜ ÖVMEK, LİDERİNİ YÜCELTMEKTİR!
DEM Parti öncülüğündeki Demokratik Toplum Platformu tarafından Diyarbakır’da 4 Ocak 2026 tarihinde yapılacağı açıklanan Öcalan'a Özgürlük Mitingi açık ve net bir şekilde İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile hükümlü bulunan PKK Terör Örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın ve kurmay heyetinin, akıl hocalarının İmralı görüşmeleri neticesinde birlikte düzenlediği bir mitingdir.
Bu mitinge izin verenler, bu miting yapılsın diyenler bu mitingin halen hükümlü bulunan ve hayatının son anına kadar hükümlü bulunması yasal bir zorunluluk olan bir terör örgütü liderinin kurduğu emir ve talimatları ile her noktada her adımda yönettiği kanlı terör örgütü PKK’nın propagandasını yaparak suçu ve suçluyu övmekten öte gitmeyeceği öngörmüyor olması düşünülemez. Ben şehit yakını kimliğimle bu gerçeği görüyor açık ve net bir şekilde ifade ediyorum.
Terör örgütü liderine özgürlük istemek, terörü, suçu ve suçluyu övme suçunun binlerce şehidi olan bir ülkenin bir şehrinin büyük bir meydanda alenen teröristbaşın afişlerini açarak umut hakkı istemek suç değilse nedir? MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bunun bir terör suçu, suçu ve suçluyu övme kapsamında değerlendirilebileceğini elbette biz şehit yakınlarından çok daha iyi bilmektedir.
Üstelik MHP Genel Başkan Yardımcısı olan, hem de şehit ailelerinin avukatlığını bile yapmış olan Feti Yıldız gibi hukukçu bir yardımcısı olan Devlet Bahçeli, eğer bir kafa karışıklığı yaşamıyorsa, ilerlemiş yaşı nedeniyle birilerinin etkisi altında kalmıyorsa, bunu biz şehit yakınlarından çok daha iyi bilmektedir.
Ben şehit yakını kimliğimle neyin suç, neyin suç olmadığını Bahçeli’nin kendisini adalet terazisinin yerine koymadığı sürece, bizden çok daha iyi bildiğine inanıyorum. Bu konudaki tecrübelerini tartışamayız diyorum. Ancak böyle bir mitingin düzenlenmesinde, mahsur görmediğini açıklarken neye dayanarak böyle bir açıklama yaptığını da haksızlık yapmadan anlamaya çalışıyorum.
Bu konuda şehit yakını kimliğimle yasaları da inceleyerek çok yoruyorum ama anlayamıyorum. Hukuken ve vicdanen 55 bin kişinin ölümünden sorumlu olduğu bağımsız Türk mahkemelerinin kararıyla tescilli olan şehitlerimizin katili teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın, en ağır suçlardan olan insanlık suçu işlediğini kim daha ne kadar görmezden gelerek, teröristbaşını daha ne kadar barış güvercini olarak göstermeye devam edecektir. Bunu da hiç bilmiyoruz.
Çoğunluk tarafından öngürülen bir gerçek var ki, halen İmralı Cezaevine hükümlü görünen teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın öne çıkarılacağı kamuoyunda açık ve netlikle, bilinen bir mitingin Diyarbakır’da 4 Ocak 2025’de düzenleneceğidir. İzinleri alındığı açıklanan böyle bir mitinge, bir şehit yakını olarak kamu vicdanının ve yasalarımızın bu şekliyle, müsaade etmemesi gerektiğini düşünüyor, şehidimiz ve şehitlerimiz adına, bir vefasızlık olmadan iptal edilmesini talep ediyorum.
Umarım bu miting her zaman ki gibi, devlet aklına bağlanmaz. Biz şehit yakınlarına da 'sizde bir şey mi biliyorsunuz sadece şehit annesisiniz, sadece şehit kardeşisiniz, hadi oradan' denilmesini kabul etmiyoruz. Şehit yakını kimliğimle bu mitingle ilgili, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin şu sözleri biz şehit yakınlarını üzen, talihsiz bir açıklama olmuştur:
"DEM Parti'nin 4 Ocak 2026'da düzenleyeceği mitingin hiçbir mahsurlu yanı yoktur. Elbette toplanıp beklenti, talep ve düşüncelerini seslendirebilirler. Ne var bunda? DEM Parti'nin Türkiye partisi olma yönündeki kararlı adımlarını görüyor, değerli buluyorum." dediğinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, biz şehit yakınlarını şehitlerimizle birlikte yok saymış, DEM Partililerin bebek katili Öcalan’ın umut hakkı taleplerine, yeşil ışık yakmıştır.
Sayın Bahçeli’nin 'Ne var bunda' dediği mitingde, 'Bölücü söylemlerle bebek katiline umut hakkının seslendirilmeyeceğini bilmeyen bir Devlet Bahçeli mi var?’ diye şehit yakınları olarak şimdi sormayalım mı?
Sık sık dile getirilen devlet aklı bu olamaz. Böyle bir devlet aklı toplumda ne kadar kabul görür, bunun yorumunu toplumun kendisinin çok net yaptığını da biliyor ve görüyoruz. Böyle bir aklın kabul görmesi mümkün olabilir mi? Şehit yakını kimliğimle, talebim artık sinir uçlarımıza dokunmayı bıraksınlar! Terörsüz Türkiye’de, Teröristbaşı bebek katili Abdullah Öcalan’a hiçbir şekilde umut hakkı olmaz. Bu şekilde ortaya konan bir çözüm, teröristbaşına bölücü yeni adımları için teşvik verilmiş olur. Öcalan’a özgürlük ya da umut hakkı mitingi terörü övmek liderini yüceltmek manasına gelir. Hep mi kör olduk?










































Bu süreçte, sivil toplum kuruluşlarına, akademisyenlere, gazetecilere ve tüm vatandaşlara büyük sorumluluk düşüyor. Demokrasi mücadelesi, ancak tüm toplumsal kesimlerin aktif katılımıyla başarıya ulaşabilir. Türkiye'nin geleceği, demokratik değerlerin korunmasına, insan haklarına saygı gösterilmesine ve adalet duygusunun yeniden tesis edilmesine bağlı. Bu zorlu yolculukta, umudunu kaybetmeyen, mücadeleden vazgeçmeyen tüm bireyler, Türkiye'nin aydınlık geleceğinin teminatı olacaktır.
Ekonomik çöküş, demokratik erozyon, toplumsal travmalar ve adalet sistemindeki çözülme, birbirini besleyen unsurlar olarak karşımıza çıkıyor. Dini ve milli değerlerin istismarı, toplumsal barışın temellerini oyarak, yerini derin bir güven bunalımına bıraktı.Çıkış yolu, ancak ve ancak demokratik değerlerin yeniden tesis edilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması ve insan haklarına saygılı, şeffaf bir yönetim anlayışının benimsenmesiyle mümkün olacaktır. Ekonomik refahın yeniden inşası, toplumsal barışın tesisi ve adalet duygusunun yeniden yeşermesi, atılacak en acil adımlar olarak önümüzde duruyor. Türkiye'nin bu karanlık tünelden çıkışı, ancak kolektif bir irade ve demokrasiye olan inancın yeniden canlandırılmasıyla mümkün olabilecektir.
Adalet sisteminin çocukları korumaktaki acziyeti, suçluları cesaretlendiren bir işlev görüyor. Yargı süreçlerinin uzunluğu, cezaların etkisizliği ve toplumsal duyarsızlık, bu karanlık tabloyu daha da derinleştiriyor. Çocuk istismarı davalarında faillere uygulanan ceza indirimleri, toplumda büyük bir tepkiye neden oluyor. Demokratik kurumların sistematik olarak zayıflatılması, Türkiye'yi adeta bir "seçimli otokrasi" modeline doğru sürükledi. Yargı bağımsızlığının ortadan kalkması, basın özgürlüğünün ciddi şekilde kısıtlanması, akademik özerkliğin yok edilmesi, demokratik hak ve özgürlüklerin gasp edilmesi anlamına geldi. Gazetecilerin, akademisyenlerin ve siyasetçilerin terör propaganda suçlamalarıyla tutuklanması, uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarında yer aldı.Bu çok boyutlu kriz, Türkiye'yi tarihinin en kritik dönemeçlerinden birine taşıdı.
14 yaşındaki Minguzzi'nin Kadıköy'de gençler tarafından öldürülmesi ve faillere yaşları nedeniyle ceza indirimi uygulanacak olması, toplumda "adalet mülkün temeli" anlayışının nasıl yerle bir olduğunun acı bir göstergesi oldu. Yargı süreçlerinin yavaş işlemesi, davaların uzaması ve etkisiz cezalar, suçluları cesaretlendiren bir işlev gördü.Kadın cinayetlerindeki vahşi artış, devletin koruyucu rolünden vazgeçtiğinin bir diğer kanıtı oldu. 2024'te kayıtlara geçen 394 kadın cinayeti, sadece bir istatistik olmanın ötesinde, devletin en temel vatandaşlık görevini yerine getiremediğinin trajik bir göstergesi. Faili meçhul cinayetler, şüpheli ölümler ve etkisiz yargı süreçleri, kadınların can güvenliğini tehdit eden unsurlar olarak varlığını sürdürüyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'nun verilerine göre, son 10 yılda kadın cinayetleri 00 arttı.Çocuklara yönelik şiddet ve istismar vakaları ise toplumun kanayan bir yarası olmayı sürdürüyor.
Milli kimlik ve ortak değerler sistemi ise benzeri görülmemiş bir aşınmaya uğradı. Cumhuriyetin kurucu ilkelerinin hedef alınması, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin itibarının sistematik olarak zedelenmesi ve eğitim sistemindeki liyakat erozyonu, milli devlet anlayışını temelden sarsan gelişmeler olarak kayıtlara geçti. Atatürk ilke ve devrimleri, iktidar yanlısı medya ve siyasetçiler tarafından karalama kampanyalarının hedefi haline getirildi. Milli Eğitim Bakanlığı'na atananların liyakattan uzak profilleri, eğitim kalitesinin düşmesine neden oldu. Adalet sistemindeki çöküş ise en acı meyvelerini toplumsal travmalarla verdi. Ahmet Minguzzi cinayeti, sadece bir genç hayatını kaybetmekle kalmadı, aynı zamanda adalet sisteminin iflasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Yoksulluk sınırı altında yaşayanların oranı 0'u geçti, sosyal adaletsizlik derinleşti.Dini değerlerin siyasete alet edilmesi, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren en kritik faktörlerden biri oldu. İktidarın dini sembolleri araçsallaştırarak kullandığı strateji, sadece laik-dindar ayrışmasını keskinleştirmekle kalmadı, aynı zamanda samimi dini duyguları da yozlaştırdı. Camilerin siyasi miting alanlarına dönüştürülmesi, Kuran'ın iktidar söylemlerine referans gösterilerek pazarlanması, inançları istismar edilen milyonların vicdanında derin yaralar açtı. Laiklik ilkesi, iktidar yanlısı medya tarafından sürekli hedef gösterilirken, dindar kesimlerin değerleri siyasi çıkar için kullanıldı.
Türkiye, AKP'nin 23 yıllık iktidar döneminde, modern tarihinin en kapsamlı ve derin dönüşümlerinden birine tanıklık etti. Bu süreç, toplumsal dokuda onarılması güç yaralar açarken, ülkeyi çok boyutlu bir sistematik krizin eşiğine getirdi. İktidarın ilk yıllarındaki reformist ve birleştirici söylemler, zamanla yerini otoriterleşme, yolsuzluk iddiaları ve kronik bir ekonomik çöküşe bıraktı. Ekonomik alanda yaşananlar, sadece makro göstergelerdeki bozulmayla sınırlı kalmadı; milyonlarca insanın hayatını doğrudan etkileyen bir yoksulluk sarmalına dönüştü. Türk Lirası, son on yılda dolar karşısında P0'den fazla değer kaybederken, enflasyon resmi verilere göre P'leri, bağımsız ekonomistlere göre ise 0'yi aştı. İşsizlik, özellikle genç nüfusta %'in üzerine çıkarak rekor seviyelere ulaştı. Asgari ücretle çalışanlar, açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verir hale geldi.
25 yıldır ülkeyi yöneten şer ittifakı (akp-pkk-mhp) ekonomiyi batırdğı yetmediği gibi üstüne üstlük bundan muhalefeti sorumlu tutuyor. para basarak günümüzde maaş ödeyen bu şer ittifakı, kendi partisinde olduğunda muslukları açtığı arazi sattırdığı hatta camileri sattırdığı belediyeye ne hikmetse rampa yapıyor. ne demişti yaşlı devlet başkanı onlar topal ördek! bu şer ittifakının tek bir derdi var malvarlıklarını katlamak. ülke bitmiş. ekonomi rezalet.gelen gurbetçi bile isyan ediyor. çok şükür enflasyon yüzde 200 develüasyon almış yurumus.dünyanın en fakir ülkesi konumundayız. patogonya denilen yerini bile bilmediğimiz ülke bizden daha iyi konumda. öyle yada böyle bu şer ittifakının sonu gelecek. sandıkta gereken cevabı alacaktır. sizlerde önder apo nuzla kol kola dağa çıkarsınız artık.
Bak açık açık yazıyorum... zamanında idam kararına rağmen apoyu asmadik. Her fırsatta Türkçülüğün ve Atatürkçülüğün ardına saklanarak yıllarca milleti devleti belediyeleri soyup soğana çevirenleri savunuruz.... Toplumu din, dil, ırk mezhep cinsiyet vs üzerinden ayrıştırip yıllarca dediğimizi yaptırdık.... Bizler, tipik bir İslam din karsitlariyiz... Avrupayı, gayrı muslimleri örnek alırız.... Müslümanlardan haz etmeyiz... Çünkü biz, sorulduğunda Türkçüyuz Atatürkçüyuz diyen bu toplumun elit kesimiyiz. Yoğurdun kaymağını yiyenleriz. AKP'yi, Cumhur ittifakını sevmeyiz, çünkü biz haramzadeleriz.... Korkmadan çekinmeden bunları söyleyebiliyoruz.... He he he... Muhtemelen ölünce cenazemizde Türkiye laiktir, laik kalacak diye slogan atılacak... Bizim Kur'an ile, ahiret ile pek işimiz olmaz... Allah, hidayet vermezse cehennemin dibine gideceğiz..
demogojiyi beceremeyen basit laf cabmazlığı ile milleti kandırabileceğini düşünen bu vesile ile akp ve mhp nin pkk ile olan pazarlığını meşru göstermeye çalışan, her defasında atatürke ve türkçülere hakaret eden şahıs istediğin kadar uğraş senin yalanların sökmez. idam kararını kaldıran recep tayyip erdoğandır.bizzat imzası vardır :) hadi çık eleştir :) yerse eleştir :) sizler fetö ile kolkola yürürken apoyu asmayanlarsınız. ha iyikede asılmamış şimdi adam idol olurdu. ama gene aynı adama 5 yıldızlı otel konforu yaşattınız. ayağına kadın bile yolladınız. hadi neden idam etmediler diye eleştir bakalım bir daha :) emekliye ev yok. hala bık bık konuşuyorlar. gün olur devran döner şakir. selametle.
Kendilerini bu ülkenin asıl sahipleri zannedenlerin itirafları: "Bizler, sorulunca Türkçüyuz Atatürkçüyuz deriz. Gün gelir solcu, gün gelir vatansever oluruz. Ama islam Zamanında ezanı Türkçe okutturanlar biziz. Ayasofya camiini müzeye çevirdik. Ezanı arapça aslına çeviren Menderesi astık. Milleti sağcı solcu, Alevi Sünni, Türk Kürt, İslamcı laik vs diye gruplara böldük. İslam birliğini kurmak isteyen Erbakan'ı 28 Şubatta devirdik. Üniversitelerde, devlet dairelerinde başörtüsünu yasakladik... RTE yi şiir okudu diye İBB başkanlığından aldık, hapse attık. AKP ye kapatma davası açtık. Ergenekon balyoz davalarında AKP iktidarını yıkmak istedik. CIA, NATO destekli Fetoculerle bu ülkeye çökmek istedik. Allahin yardımı, RTE nin cesareti ve bu milletin desteği sayesinde 15 temmuzda mağlup olduk. Sürekli bu millete ve bu milletin değerlerine düşman olduk. Şimdi 40 yıldır devam eden terörün bitmesi için Kardeşlik projesine karşıyız. N'olacak bu halimiz. Muhtemelen cehenneme gideceğiz."
baştan aşağı yalan dolan. insanın kendi inancını kendi öz dili ile yapması şarttır. bu vesile ile "aldatılmaz". 2. ayasofya bugünde müze emin ol girişide825 tl. bu zamana kadar içinde hep namaz kılınırdı. belliki hiç gitmemişsin. sallıyorsun. 3 madem yasaklandı sen nasıl öğrendin? milyonlarca insan nasıl öğrendi? yalan söylemek günah değil mi? camilerin ahıra çevrildiği baş müfteri kadir mısıroğlu denen ingiliz casusunun yalanalrı? peki camilerins atılmasına ne diyorsun? hilafet dediğin iş nedir bilgin var mı? ingiliz elinde oyuncak olmuş bir kurumdu. aynı anda kaç halife vardı ? osmanlı halifesi madem o kadar guçlü idi neden cihat çağrısı akrşılık bulmadı? halifelik 4 halifeden sonra bitmiştir. sonrası hristinyanlık benzeri bir oluşumdur. istiklal mahkemelerinde asılanların hepsi vatan hainiydi. yunanla ingilizle işbirliği yapanlardı. yalan söylemek günahtır. ama sen bu konuda çok yeteneksizsin. hep aynı terane çerçevesinde dönüyorsun. bir arada lozan 100 yıl sonra bitiyor
demogojiyi beceremeyen basit laf cabmazlığı ile milleti kandırabileceğini düşünen bu vesile ile akp ve mhp nin pkk ile olan pazarlığını meşru göstermeye çalışan, her defasında atatürke ve türkçülere hakaret eden şahıs istediğin kadar uğraş senin yalanların sökmez. idam kararını kaldıran recep tayyip erdoğandır.bizzat imzası vardır :) hadi çık eleştir :) yerse eleştir :) sizler fetö ile kolkola yürürken apoyu asmayanlarsınız. ha iyikede asılmamış şimdi adam idol olurdu. ama gene aynı adama 5 yıldızlı otel konforu yaşattınız. ayağına kadın bile yolladınız. hadi neden idam etmediler diye eleştir bakalım bir daha :) emekliye ev yok. hala bık bık konuşuyorlar. gün olur devran döner şakir. selametle.
burada devamlı biri gelip türklüğe ve türkiye cumhuriyetinin kuruluş felsefesi türkçülüğe hakaretler yağdırıyor. yalan yanlış uydurma bilgilerler milletin aklını bulandırmaya çalışıyor. tarih bilgisi olmayan pkk seviciliği esas hedefi olup osmanlıcılık safsatasıyla federe bir kurdistan kurulması için milletin nabzını yokluyor ve her seferinde sonuna kadar akp sonuna kadar cumhur ittifakı diyor. sen ver gene oyunu akp-pkk-mhp ittifakına ama bu ülkenin kuruluşunda esas fikir olan türkçülüğün altında ezilirsin. bilemdiğin konularda konuşma. farklı etnik kökenlerin birliği sağlansaydı 1800 lü yıllarda ülke parçalanmazdı. tarihten bir habersin. sen sevr i imzalayanların, egede denize döktüğümüz dedelerinizden sonunuz farklı olmayacak. sandık gelecek ve sizin gibilere cevabı vereceğiz. bekleyin.
gene gelmiş farklı isimlerle aynı teraneleri yazmaya. şu yapılanların 100 de birini başka bir parti (cehape) yapsa idi ortalığı birbirine katacak adamlar çıkmmışlar sorgulamadan aciz beyinleri ile lider dedikleri adamın her söylediğini yalıyorlar. bırak bu ayakları bölücü kardeş!! bizzat terörist başı apo nun sözleri var bu ülkede kürtler ne istedide almadı kuruluşundan günümüze kadar her türlü hakları aldılar. islam kardeşliği diyor. ülkede müslüman mı bıraktın? osmanlının parçalanmasındanda ders almadın hala saçma sapan bilgilerle anlmasız konuşmalar içindesin. senin terör seviciliğin sende kalsın. apo ittir. it kalacaktır. bahse girerim yarın çıksalar farklı bir şey soyleseler bu sefer sorgulamadan onu savunursun. sen geç kumda oyna aslan parçası buaralar sana fazla.
bak sen bak!! tam bir bölücü ağzı. neymiş kardeşlikmiş!!! terörist benim akrdeşim değil bu bir. sizler bu ülkenin bu cumhuriyetin altına dinamit koyuyorsunuz. sizin sayın dediği sizin önder dediği itin siteklerine sen tamam mı diyorsun? anneymiş. bırak bu yalanları dolanları. senin erkek olduğunu ve bir bölücü olduğunu cümle alem biliyor. sen petrolden pay ver elektirkten pay ver diyrosun toprak ver diyorsun sonra kimze bizi bölemez lakırdıları ediyorsun. sen zaten bir bölücü olmuşsun. dağa çık istersen. son sözüm apo katildir ittir.
milletin geçim derdini sırtına dönen burjuvanın partisi akp milletin hayrına olan ne varsa mecliste mhp ve pkk ile reddediyor. neden çünkü milletin hayrına olan hiç bir şey onların işine yaramaz. 23 yılda topladıkları vergi 3 trilyon dolardanf azla. yapılan hizmet ne sıfır? para nerede o da yok. cumhuriyetin tüm kazanımları sattıkları para sadece bu yıl ödenecek faize eşdeğer. ülkeyi soydunuz soğana çeirdiniz. şimdi birlik olup peşkeş çekiyorsunuz. bü ülkenin sahipleri buna müsade etmeyecektir. sandık gelecek sizleri tarihten sileceğiz. aynı anap gibi dağılıp gideceksiniz. bu arada o beşer onar aldığınız maaşları haksız paraların hepsini faiziyle alcagız . merak etmeyin.
akp-pkk-mhp ortak ittifakı maalesef adım adım ülkeyi bölünmeye sürüklüyor. netanyahu ile yarışacak apo denen köpek soyu bugün akp liler tarafından sayın ilan edilmiş. doğuda elektrik ve petrolden pay anlaşması yapıyorlar. özerklik için dayatmalara devam ediyorlar. nasıl bir koz var ellerinde anlamak mümkün değil. bu vesile ile açlığı sefaleti unutturmaya çalışıyorlar. tayyip erdoğanın idam cezasını neden kaldırdığı ve neden dışarı çıkarmak istdiğini çok daha iyi anlıyoruz şimdi. zaten ülkenin her yerinde drone lar uçuyor yol geçen hanına dönmüş. burada savunanlar var hoş yarın çıksalar pkk terör örgütü deseler bir gün önce söylediklerini unuturlar. tekrar ediyoruz pkk ile masaya oturulmaz!!!!! türk gençleri olarak akbul etmiyoruz. saygılar.
ihtiyar musa,bordo bereli züleyha55 hep aynı şahıs ve amacı hep bölücü terör örgütü ile akp ve pkk nın ortak ittifakını meşru gösterip bölücü zihniyetin köhne isteklerini meşru göstermek. yazdıkları hep aynı. 24 yıldır ülkeyi yönetip bir arpa boyu yol almayan , ülkenin tüm zenginliğini bir kaç kişinin yemesinde halkı aç bırakmakta beis görmeyen bu adam lafın en basit anlamı ile bölücü örgüte hizmet etmekte ve ülkeye hıyanet etmektedir. şu iyi bilinsinki bu ülkede bir kürt vatandaşı isetdiği zaman ülkenin her yerine gidip rahatça gezip konuşabilirken, bir türk vatandaşı doğuda rahatça gezemez ve konuşamaz. bu ülkeden toprak isteyecek bu ülkenin petrol ve elektirk gelirlerinden pay isteyecek adam daha anasının akrnından doğmadı. türkiye cumhuriyeti devleti sizler gibi çapulculara bölücülere papuç bırakmayacak. bu ülkenin unusrları inançları farklı gruplardan oluşmuş birlik içinde yaşayan bir topluluktur. sizlerin tom barack denen adamın istediklerini meşru göstermeniz kabul edilemez.
69 yaşında uzun yıllar yaşanmış tecrübe sahibi olarak bu cümleleri yazıyorum. Bu ülkeyi yıllar önce bölmek isteyenler, gün geldi sağcı solcu dedi... Gün geldi Alevi Sünni dediler.... Gün geldi Atatürkçü İslamcı dediler.... Gün geldi Türk Kürt dediler... Yeter artık, bitsin bu kardeş kavgası.... 3 günlük dünyaya geldik gidiyoruz, bitmedi gitti bu kısır tartışma... Cennet vatanda hepimiz, pekâlâ yan yana, kardeşçe yaşayabiliriz... İsteyen, sağcı olsun, isteyen solcu.... İsteyen, Sünni olsun, isteyen Alevi.... İsteyen, Türküm desin, isteyen kürdüm desin.... Dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet vs vs ayrımı yapmadan yaşayalım, bu güzelim ülkemde.... Eskileri unutalım demiyorum, ama bundan sonrası için birbirimize nefretle bakmayalim. Ne mutlu Türkiyelilik, ne mutlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, ne mutlu İslam kardeşliği diyelim ne kaybederiz.... Bizi bu hale getirenler elbette Allah'a hesap verecektir. millet olarak terörü bitirme projesine destek vermeli devletimizin yanında yer almalıyız