Öcalan'a Umut Hakkı dayatması ve ısrarı!
TBMM'de ikinci açılım sürecinin iktidar ağırlıklı komisyonu, ortak raporlama çalışmalarında sona yaklaşırken, komisyon üyesi MHP Genel Başkan yardımcısı Feti Yıldız beyin "Umut hakkı isim olarak olmasa bile, AİHM kararları üzerinden içerik olarak mutlaka olacaktır" açıklaması yapması, durduk yere laf olsun diye yapılmış bir açıklama değildir.
Kamuoyundan gelecek tepkiyi bile bile 'Öcalan'a Umut Hakkı' ısrarını Feti Yıldız beyin sürdürmesini iyi niyetli bir açıklama olarak görmüyorum.
İmralı'da Abdullah Öcalan davasında şehit yakınlarının avukatlığını bedelsiz olarak yapmış olan Feti Yıldız'ın ikinci açılım sürecinde yüklendiği görevleri, kendisine bir şehit ağabeyi olarak yakıştıramadım. Bir avukat aynı davada hem mağdurun, hem mağdur edenin avukatlığını yapıyorsa, bu işte bir ihanet vardır.
Bu ülkenin askerlerini, polislerini, güvenlik korucularını, masum insanlarını, annelerinin karnındaki bebekleri dahi şehit ettirmiş, cani Abdullah Öcalan’a Umut Hakkı isteyenlerin başında, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ve Feti Yıldız gibi hukukçu yardımcılarının da, aynı çizgide hareket ettiklerini gördükçe kahrolmaya devam ediyoruz. Resmen terör örgütü lideri teröristbaşı Abdullah Öcalan ile Türk Milletinin gözünün içine baka baka, terörle müzakere yapılıyor. Terörsüz Türkiye’de, terörü teşvik edecek tavizlerin yasal adımları için altyapı çalışması yapılıyor. Bölücü söylemler havada uçuşuyor.
PKK terör örgütünün yurt içinde hareket ve eylem kabiliyetini yitirdiği, yurt içi terörist mevcudunun küçük sayılarla ifade edildiği bir dönemde, PKK’ya ve onun elebaşı Abdullah Öcalan'a özgürlük kapılarını sonuna kadar açmanın gerekçesi nedir?
Hepimiz biliyoruz ki Abdullah Öcalan sadece bir terörist başı değil, aynı zamanda insanlık suçu işlemiş, her tarafından kan damlayan bir canidir. İşlediği suç ülkeyi bölmeye çalışmak ve terör suçudur. Terör suçu insanlık suçudur.
Hükümlü Abdullah Öcalan’da bu insanlık suçunu verdiği emir ve talimatlarıyla alenen işlemiştir ve işlemeye devam etmiştir. Onu melek yerine koymakta aynı suçu işlemekle eşdeğerdir. Sıradan bir şehit yakının bildiklerini, TBMM’de ikinci açılım komisyonunu kuranlar, seçilmiş milletvekilleri bilmiyor olabilir mi? İktidarıyla muhalefetiyle elbette biliyorlar!
Eğer şehitlerimiz evlerine dönemiyorsa, Öcalan umuda demek ihanettir. İkinci açılım sürecinde Öcalan’a umut hakkına dönüşecek her dolambaçlı yol, dolaylı yol aklımızı yok saymaktır. Ben bir şehit ağabeyi olarak, dolambaçlı yola saptıklarını düşündüğüm, düşündüğümüz için çıkacak ortak raporun şehit yakınları açısından bir kabulünü beklemek kadar, ağır bir gaflet yoktur. Öcalan'a umudun raporda isim olarak, kişiye özgü olmaması umut kapılarının Öcalan’a tamamen kapatıldığı anlamına gelmez. Bunu anlamak için, hukukçu olmaya da gerek yoktur.
Zaten MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, AİHM kararlarına gönderme yaparak teröristbaşı Öcalan’a, sen rahat ol der gibi, bir açıklama ile her şeyi özetliyor. Anlayana sivri sinek saz anlamayana, gerçekten davul zurna az diyerek burada nokta koymayalım mı?
Görünen köy şimdiden belli oldu. Şehit yakınları elbette Terörsüz Türkiye diyor ama ihaneti de görüyor. Öcalan umuda çıkışını ve dayatmasını vicdansızca yapanları elbette Allah'a havale ediyoruz.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





