Samsun Kent Haber köşe yazarı şehit ağabeyi Ayhan Hamlı, terör örgütleri PJAK ve YPG'nin silah bırakmadan PKK'nın bırakmış sayılamayacağını yazdığı köşe yazısında "Oyun içinde oyun oynanıyor" dedi.
PJAK VE YPG SİLAH BIRAKMAYACAKSA PKK SİLAH MI BIRAKMIŞ OLACAK?
Terörsüz Türkiye talebi ve söylemi gerçekten herkesin hayali ve hedefidir. Ancak bunu gerçekleştirmek için izlenecek yol ve yöntemin her adımı şeffaf olmak zorundadır. Kapalı kapılar arkasında birkaç ismin pazarlığı ve uzlaşması ile olacak iş değildir.
Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın, MHP’lilerin bilge lider olarak kabul ettiği ve son zamanlarda sağlık sorunları yaşayan Devlet Bahçeli’nin çağrısına uyarak, gelip Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne çıkıp 'Ben terörü bıraktım, benim kurduğum terör örgütü PKK’da kendisini fesih etti silahları da bırakacak' açıklaması ile olsaydı, yıllardır bir kene gibi Türkiye’nin kanını emen kahraman vatan evlatlarını, şehit eden terör örgütü PKK’dan kurtulmuş olurduk. Terörü bıraktık, silah bırakacağız açıklamaları yapılmıyor değil. Terör örgütü ile pazarlık yapılmadığı söylense de, görünen köy kılavuz istemiyor! Pazarlık yapıldığına dair bir çok işaret ve iz var.
En önemli belge ve bilgide PKK’nın fesih bildirisidir. Bunu görmezden gelerek alınacak yol meşru yol değildir. Kaldı ki eski dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından ülke içinde kalan silahlı 100 PKK’lının ayakkabı numaralarına kadar bilindiği söylenirken, herhalde PKK terör örgütü tarafından teslim edilmesi gereken silaha 100 adet sınırlaması getirilmemiştir. Silah sayısının kabarık olduğu anlaşılıyor ki, hemen silahları teslim edemiyorlar. Asıl meselenin al-ver masasında olduğunu biz şehit yakınları biliyor ve tahmin ediyoruz. Çünkü şehitlerimizin ve vatandaşlarımızın katili Abdullah Öcalan'ı ve onun terör örgütü PKK’yı çok iyi tanıyoruz. Aslında devletimizin arşiv kayıtları ve istihbaratı da olaya tam anlamıyla hakim!
Bu yüzden büyük fotoğrafı görmezden gelmeye devam ederek hareket etmeyelim. Adını bile bilmediğimiz bu süreç devam ederken, şehit yakını kimliğimle herkesin anlayacağı şekilde basit bir hatırlatma yapmak istiyorum. Bu hatırlatmayı yaparken laf olsun torba dolsun diye de yapmıyorum. Hatırlatacağım fotoğrafta PKK ve kolları var. O kollar var olduğu sürece bu iş, o kafayı taşıyan hiçbir şekilde erişmeyi amaçladığı nihai hedefinden vazgeçmeyen teröristbaşı Öcalan ve PKK ile olacak şey ne kadar olabilir. Bunu teröristbaşı Abdullah Öcalan ve onun kurduğu terör örgütü PKK’da biliyor. Herkes üç maymunu oynuyor. Terör örgütü ne koparırsak koparırız mantığı ile kendine göre akıllı bir süreç izliyor. Teröristbaşı Öcalan ve PKK nihai hedefine ulaşmak için yeni bir yöntem denemektedir. Eğer PKK ile yapılan pazarlıkta PKK’yı meşrulaştırmak yoksa, kimse silah bırakmaz. Çünkü PKK anayasal değişiklik istiyor. Teröristbaşı Öcalan’ın nihai amacı anayasal güvence! Nihai amacı masumane bir amaç olarak görmek ülkenin bölünmesine zemin hazırlamak olur. Büyük fotoğrafı görmezden gelmek, eğer ihanet değilse gaflet ve akıl tutulmasıdır.
Kürdistan İşçi Partisi (PKK)’nın ilk, ilk temelleri Ankara Yükseköğretim Derneği (AYÖD) içerisinde yer alan Abdullah Öcalan ve arkadaşları tarafından 1974 yılında Ankara’nın Tuzluçayır semtinde yapılan bir toplantıda atılmıştır. Abdullah Öcalan’ın ve üç arkadaşının Ankara Yükseköğretim Derneği (AYÖD) içinde ulusal sorunun silahlı mücadele ile çözümleneceğine ilişkin düşünceleri pek taraftar bulmamıştır.
1976 yılında Ankara-Dikmen toplantısında, Kürtlerin bir ulus olduğu, Türkiye Devleti tarafından sömürüldüğü, bağımsız bir örgütlenmeye hakları olduğu fikri ile mücadeleyi Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesine taşıdılar. Bu süreç bir yıl sürdü. 1977 yılında Haki Karaer’in Tekoşin örgütü tarafından öldürülmesi üzerine liderlik, tek başına Abdullah Öcalan’a kaldı. 1977 yılı sonlarında fikirlerini bir broşürde toplayarak Kürdistan’ın sömürgeci 4 devlet olarak ifade edilen Türkiye, İran, Irak, Suriye tarafından bölündüğü en büyük kısmının da Türkiye’de olması sebebiyle mücadelenin burada başladığı belirtilmekteydi.
1978 yılından sonra ismini Apocular veya UKO’cular (Ulusal Kurtuluş Ordusu) olarak duyurmaya ve çevreye dehşet saçmaya başladılar. Diyarbakır’ın Bağlar semtinde yaptıkları toplantıda, örgütlenmenin ismini Partiye Karkarani Kürdistan (PKK) olarak benimsenmesini ve bu isimle kurulacak partinin tüzük programının hazırlanmasına karar verdiler. Diyarbakır’ın Lice ilçesinin Fis köyünde yapılan bir toplantıda, Markist ve Leninist çizgide PKK’nın kurulduğu ve Abdullah Öcalan’ında sekreter olarak seçildiği kabul edildi. PKK’nın kurulmasıyla birlikte Güneydoğu Anadolu bölgesinde kanlı infazlar yaptılar. Bu amaçla 15 Ağustos 1984 tarihinde Eruh ve Şemdinli ilçelerine saldırdılar.
PKK’nın silahlı eylemlere başlaması, Avrupa’daki bazı sol örgütlerce teröristlikle suçlanması da, örgüt içinde hizipleşmelere sebep oldu.
Sonuç olarak PKK terörist bir örgüt olarak, nihaiyi hedeflerine ulaşmak için 50 binden fazla insanımızın ölümüne yol açtı. 15 binden fazla asker, polis, güvenlik korucusu, devlet memuru şehit etti. Yine bu süreçte PKK, İran’da PJAK, Suriye’de PYD-YPG, Irak’ta Tavgari Azadi oldu. Yolları ve nihai hedefleri hiç değişmedi. PKK 47 yıldır Türkiye'nin yanı sıra Suriye, Irak ve İran'da faal olan çok ayaklı azılı bir terör örgütüdür!
İran'da faaliyet gösteren Kürdistan Özgür Yaşam Partisi'nin (PJAK) Eş Genel Başkanı Emir Kerimi, Türkiye'deki yeni süreci desteklediklerini ancak kendilerinin PKK gibi, silah bırakma ve fesih kararlarının olmadığını söyledi. Açık ve net söylüyorum PJAK ve YPG silah bırakmayacaksa, PKK’nın silah bırakması birkaç hurda işlevsiz silahı kendi adamlarına teslim etmesi PKK kaynaklı terörün biteceği anlamına gelmesin. Herkes sorgulasın, PJAK ve YPG silah bırakmayacaksa, PKK silah bırakınca silah mı bırakmış olacak? Bu nasıl bir tezgah bu nasıl bir oyun!
Eğer Türkiye Cumhuriyeti Anayasası değiştirilir, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın istediği yöne evrilir, PKK’ya güvence verilirse, PKK’lı teröristler silahla yapamadıklarını altın tepside alabilirler. Mevcut Anayasa'da Kürtler şunu yapamaz, bunları yapar şeklinde bir madde yoktur. Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde Türk hangi hakka sahipse Kürt’te aynı haklara sahiptir. Kimse aklımızla alay etmesin. Böyle bir kapıyı açık bırakanlar ülkesinin ve milletinin bölünmesini istemeyen hiç kimseye, bu değişimi yaptıramazlar. Böyle bir güvence, pazarlık masasında konuşuluyorsa, bu bile kabul edilemez.
Kim hangi masalı anlatırsa anlatsın, hepsine karnımız tok! Kim şehit yakınlarının incinmediğini düşünürse düşünsün şehit yakınlarının incindiği acı bir gerçektir! Bu işler deneme yanılma yöntemine feda edilecek işlerden değildir! Oyun içinde oyun oynanıyor, ne yazık ki kişisel menfaatler yarışında şehitlerimizin kemikleri incinmeye devam ediyor.










































Artık terörün kökü kazınmıştır. Türkçülügun ardına saklanarak menfaat elde etme zamanı bitti. Bu ülke, farklı etnik kimlikleriyle birdir, beraberdir. Yıllar önce İngiliz kâfiri, aramıza etnik köken üzerinden, bazen mezhep farklılığı, bazen de sağcı solcu, sonrada laik İslamcı vs vs türlü türlü oyun oynadı. Asıl oyuna gelenler, terörü bitirme projesine karşı çıkanlardir. Cumhur ittifakının yanındayız. RTE yi de, Devlet Bahçeli yi de seviyoruz ve destekliyoruz.