Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayhan Hamlı, Terörsüz Türkiye komisyonu tarafından açıklanan rapora ilişkin yazdığı köşe yazısında, raporun çelişkiler içerdiğini kaydederek, "Terörsüz Türkiye raporu net gibi görünsede, net değil" dedi.
RAPOR AÇIK VE NET GİBİ GÖRÜNSEDE NET DEĞİL!
Şehit yakını kimliğimi inkar etmeden, duygusal bir iklimde değil tamamen terör acısını kanında, canında, ailesinde yaşamış ve yaşamaya devam eden olaylara siyasi yandaşlık yelpazesinde bakmadan TBMM’de kurulan barış ve kardeşlik Komisyonu Raporunu oylanmadan önce ve oylandıktan sonra, olmak üzere birkaç defa hiçbir satırını atlamadan okudum.
Terörsüz Türkiye’ye evet diyen bir şehit yakını hassasiyeti ve duyarlılığı ile Barış ve kardeşlik Komisyonu Raporunda çözüme, şehitlerimize ve gazilerimize dair açık ve net ifadeler aradım. Raporun başlangıcında üzerine basa basa, Türkler, Kürtler ve Araplar vurgusu yapılarak süslenen, gizlenen her yöne çevrilmeye müsait bu vurguların, çok tehlikeli ifadeler olduğunu bir şehit yakını duyarlılığı ile ifade etmezsem, büyük bir çelişkiye düşerim.
Komisyonun Temel Hedeflerini, raporun 2'inci maddesi bakın nasıl özetliyor; 'Komisyon Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini, demokratik işleyişini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmalarını sürdürmüştür. Türkiye’nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçe’nin resmi dil statüsü ve laik Cumhuriyet ilkesi ortak temel değerlerdir. Milletimizin tamamını kucaklayan, terör sebep ve sonuçlarını ortaya koyan, toplumsal barış ve huzur için terörle mücadele kararlılığından taviz verilmeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapılmadan ve milli güvenlik kaygıları göz ardı edilmeden, çerçeve metni hazırlanmıştır.
Raporun bir çok yerinde Türkler, Kürtler, Araplar vurgusu yapılırken, etnik temelde bir ayrıştırma görmeyelim mi? Türkiye’nin üniter yapısına yönelik hareketleri nasıl engelleyeceğiz? Anayasada olan ama uygulamada, çiğnenen o kadar çok anayasa maddesi varken, bu nasıl olacak? Bu açık kapı, birilerine ilham vermeyecek mi? Milletimiz anayasada, tanımı yapılan Türk millet değil mi?
Bunları yok sayarak ortaya çözüm koymak nasıl olacak? Bu raporun içine gizlenen tehlikeyi süsleme kelimelerle, kimse yok edemez. Şehit yakını kimliğimle tekraren soruyorum, biz niye şehit verdik, her şehit haberinden sonra niye vatan sağolsun dedik? Bizim yakınlarımızı, kim şehit etti? Şehitlerimizi şehit edenler kimdi? O kanlı terör örgütü siyaset sahnesine, PKK ismi altında parti kurup gelirse, bunu da kabul edecek miyiz?
Şehitlerle ve gazilerle ilgili bir bölümde, bunlara yer verilmeliydi!
İnandığımız ve inandırıldığımız için, devletimize ve milletimize hep güvendik. Şehitlerimizin mezar taşlarına, 'Ülkemizin ve milletimizin bölünmez bütünlüğü uğrunda şehit düştü' diye yazdırdık. Çünkü şehitlerimizin cenazesinde, acı ile yüreğimiz yanarken, koca koca adamlar devlet ciddiyeti içerisinde bize hep bu sözleri söylediler. Karşılığında bizde, vatan sağ olsun dedik. Biz şehit yakınlar yanlış yapmadık, yanlış bir yola da girmedik. Dün nerede duruyorsak bugünde aynı yerde duruyoruz. Buradan şehit yakınlarının temsilcisi olarak, komisyonda konuşan dernek başkanlarına soruyorum. Bu rapor beklentilerinizi karşıladı mı, bu rapor teröristbaşı Abdullah Öcalan’a umut hakkı tanımıyor diyebilir misiniz?
Şehit yakını kimliğimle biliyorum ve tahmin ediyorum ki, bu konulara girmek istemeyecek, TBMM’de özlük hakları ile ilgili görüşmelerinize devam edeceksiniz.
Şehit ailemizin bir ferdi olarak, ailemizle birlikte ifade ediyoruz ki, bulunduğunuz konum nedeniyle, ben şehit ailelerini temsilen katıldım konuştum diyebilirsiniz? Ama o komisyonda, şehit ailesi olarak bizim temsilcimiz olarak, kendinizi görmeyin. Kendi üyelerinizle birebir görüşüp, konuştuklarınızla ya da konuşmadıklarınızla ilgili, bir onay aldınız mı? Bunları yapmadınız ki rapora ne diyeceksiniz?
Ben şehit yakını kimliğimle ifade ediyorum; Barış ve kardeşlik Komisyonu Raporu açık ve net bir şekilde olmasa bile, dolaylı yollara atıf yaparak teröristbaşı Abdullah Öcalan’a yani şehitlerimizin katiline, umut hakkına sonuna kadar kapı aralıyor. Bir örnek vermek istiyorum, bazen direk ismi yazılmasa, kamuda bazı kurumların ilanlarında buna denk geliyoruz. O kişiyi, kurumun alım şartları o kadar açık ediyor ki, yanında işe yerleştirilenler ise çeşni oluyor. Bu da onların şansı diyoruz.
Raporun en açık ifadelerini 7.1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları ve Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri ve 7.2. Yargılama ve İnfaza İlişkin Düzenlemeler maddelerinde ve devamında bunu görüyoruz. Bugüne kadar uyulmayan AİHM ve AYM kararlarının, eksiz uyumunun önerilmesi teröristbaşı Öcalan’a infaz yasaları ile birlikte değerlendirildiğinde, umut hakkı değilse nedir?
Elbette AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmalıdır. Bunu yaparken hukuk devleti, mağdurun hukukunu ve Türkiye gerçeklerini yok sayamaz. Bazı istisnaların hukuki olmadığı, hukuk devleti kuralları ile uyumsuz olduğu düşünülemez. Komisyonun bunu raporuna yazmadığını, yazmayacağını, yazamayacağını da biliyoruz. Rapor da pazarlık yok ısrarı, yapılsa da pazarlığın ana maddesinin teröristbaşı Öcalan’a umut hakkı olduğunu, diğer maddelerin bile bundan sonra geldiğini biliyoruz.
Şimdilik İmralı’dan çıkış yok ama, İmralı’ya umut hakkı var. Ben şehit yakını kimliğimle raporu özet olarak, böyle okuyorum. Rapor ve evrildiği yön sorunlu, şehit yakınlarını temsil edenler ya da temsil ettiğini söyleyenler, bunu görmüyor olabilir mi? Görüntü net değil.










































Amerikanın deviremediği tek lider Recep Tayyip Erdoğan'dır Reis giderse ne olur??? Her eve bir heykel kampanyasına kayıt olursunuz Oğlunuzun Eve getirdiği kocasıyla muhabbet edersiniz...
Sadece Samsun'daki sıradan bir AKP'li bürokratın evinden çıkan servet, İstanbul'da devasa operasyonlarla yakalandığı iddia edilen paraların tam 250 katı! Bu nasıl bir talandır? Adınızın Epstein dosyalarına kadar düşmesi yetmezmiş gibi, hac paralarıyla Tayland'da sürdüğünüz sefa ahlaki çöküşün dibidir. Hey yavrum hey... Sizin bu memlekette yatacak yeriniz yok!Siz sırça köşklerinizde sefa sürerken, millet sokakta açlıktan kırılıyor. Ama kimse unutmasın; günü geldiğinde bu millet gerekeni yapacak ve o büyük hesabı soracaktır. Nerede mi? Sandıkta!
Dün "şiir okudu" diye hapse atılarak mağdur olanların, bugün koltuk korkusuyla siyasi rakiplerini zindanlara doldurması tarihin en manidar ironisidir! Başörtüsü mağduriyetini yıllarca siyasi sermaye yapanlar, bugün kendi iktidarlarında öyle bir baskı ortamı yarattılar ki; bu millet geçmişin o karanlık günlerinde bile böyle bir zulme şahit olmadı.KHK ile bir gecede sokağa attıklarınız düne kadar sizin yoldaşınızdı; o yollarda beraber ıslandınız, FETÖ ile kol kola beraber yürüdünüz! Dünyanın en saygın üniversitelerinin bile tanımadığı diploma rezaletleriyle boğuşanlar, şimdi "Yarın halimiz ne olacak?" diyerek kara kara düşünüyor.Zamanında ASELSAN'ın İHA ve SİHA projelerini rafa kaldıranların vatan haini olduğunu kabul ediyor musunuz? Peki ya Abdullah Öcalan'ın idamını kaldıranın bizzat Erdoğan olduğunu unuttuk mu? (Ki bu, belki de yaptıkları en doğru hamleydi). Meydanlarda asıp keserken, perde arkasında İsrail ile ticarete ve işbirliğine devam eden vekillere duyulan öfke sonunakdrhaklıdr
Bugün başörtülülerin gördüğü zulmü, bu ülke hiçbir dönemde görmedi. Bir parti lideri, kendisine rakip olan herkese kayyum atıyor. Ayasofya'da ibadet her zaman yapılırdı; şimdi ise gezmeye girmek için 1000 TL ödemen gerekiyor. Yenemediği lideri hapse attırdı. 15 Temmuz'da beslediği adamlar darbe yaptı; koyun koyunaydılar. Adamın ak süt gibi helal diplomasına el koydular. Yolsuzluk denince akla çarşaf çarşaf AKP listeleri geliyor ama tek bir savcı çıkıp işlem yapmadı. Haksız, hukuksuz yere iftira attılar, "iz kalsın" diyerek çamur attılar ama hiçbiri tutmadı. Attıkları iftiraların hepsi AKP'lilere çıktı. PKK ile pazarlık yaptılar, ülkeyi peşkeş çektiler. Ülkeyi satıp şehitlerin kemiklerini sızlattılar. "İslam kardeşliği" dedikleri hiçbir zaman tutmadı; bu yüzden zamanında Islahat Fermanı'nı yayınladılar.çaldılar çaldırlar ve çalmaya devam ediyorlar.kendi bekaaları için sizlerden daha çok çalacaklar. bunlara desteğide gene fetöcüler verecekler. burada olmamış şeyleri olmuş gibi anlatacklr
net olan şeyleri tek tek sayayım.... yıllarca bu ülkede başörtüsünü yasakladılar.... refah partisi, laikliğe aykırı eylemlerin odağı olduğu için kapatıldı.... Ayasofya camii uzun yıllar ibadete açılamadi.... şiir okudu diye RTE hapse atıldı.... 27 Nisan'da e muhtıra yayımlandı.... 15 temmuzda millete darbe yapılmaya çalışıldı.... RTE, 15 temmuzda bizim namusumuzu, onurumuzu kurtardı..... eko, usulsüz şekilde üniversite diploması aldı... ülke r tarihinde gelmiş geçmiş en büyük yolsuzluklar, CHP'li belediyelerce yapıldı.... birçok CHPli belediye başkanı yolsuzluk, rüşvet vs sebebiyle tutuklandı veya haklarında davalar açıldı.... RTE, önce ülke içinde sonra Suriye'de pkk ve uzantılarını mağlup etti.... RTE, terörsuz Türkiye adı ile bu ülkede kardeş kavgasını bitirecek, inşallah... içimizdeki ABDciler, NATOcular, sözde Türkçü ve çakma Atatürkçüler istemese de terör bitecek ve bu ülke, tam bağımsızlık hedefine ulaşacak... Türk dünyası ve İslam dünyası ile sıcak ilişkiler kuracağız....