Samsun Yurt Savunma

Deniz Göktaş'ın savunması Sokrates'in savunması yanında halt etmiş!

Metro Turizm

Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, tutuklu bulunduğu cezaevinden bugün tahliye edilen komedyen Deniz Göktaş'ı yazdığı köşe yazısında, "Deniz Göktaş'ın savunması Sokrates'in savunması yanında halt etmiş" dedi.

Deniz Göktaş’ın savunmasını okudum. İnsan bazı savunmaları hukuk metni olarak okur. Bazılarını siyasi metin olarak. 

Bazılarını da dönemin ruhunu anlamak için bir kenara koyar.

Deniz Göktaş’ın ki üçüncüsünden.

Savunmasının bir yerinde şöyle diyor:

"Bugün Nasreddin Hoca yaşasa ve gösteri yapsa tamamen Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili olurdu. Erdoğan bu ülkedeki her şeyden sorumludur. Hakkında yapılan şakalara ve eleştirilere, olgunlukla katlanmak zorundadır."

Sokrates’in Savunması yanında halt etmiş demeyeceğim.

Diyeceğim; Çünkü bazen bir komedyen, sayfalarca ifade özgürlüğü tartışmasının anlatmaya çalıştığı meseleyi, birkaç cümleyle ortaya koyabiliyor.

Mizahın tabiatında iktidara bakmak vardır. Güçlüye bakmak vardır. Memleketi yönetenlere, karar verenlere, hayatımızı etkileyenlere bakmak vardır.

Mesele, demokratik bir toplumda siyasi gücü elinde bulunduranların sert eleştiri ve mizahla karşılaşmasının olağan kabul edilip edilmeyeceğidir.

Siyasetçi alkışı kabul ettiği kadar eleştiriyi de göze alır.

Hele mizahı! Fona Karşı Göktaş

Tam bu noktada işin güncel siyaset tarafına gelelim.

Siyasette basınç yükseldiğinde herkes aynı şeyi merak eder:

Kapağı kim, ne zaman ve ne kadar aralayacak?

Kamuoyunun dikkatini başka bir yöne çevirecek veya toplumda biriken gerilimi bir miktar azaltacak gelişmeler böyle dönemlerde ister istemez farklı yorumlara konu olur.

Deniz Göktaş’ın tahliyesini de bu çerçevede okuyanlar olacaktır.

Ama siyasetin ironisini yapmak serbest:

Fona karşı Göktaş.

Bazen gündemi değiştirmek için gökten taş düşmesine gerek yoktur.

Göktaş’ı serbest bırakmak yeter.

İşin daha ilginç tarafı ise tahliyenin ardından ortaya çıkan başka bir manzara.

Sosyal medyadaki yorumlara baktım:

“Parti kur, üye olalım.”

“Omurgalı duruş.”

“Aradığımız siyasetçi.”

Yahu adam komedyen.

İyi bir savunma yaptı diye, neden hemen genel başkan yapıyoruz?

Bizim memlekette tuhaf bir siyasi alışkanlık var.

Bir insan iki düzgün cümle kurdu mu, arkasına parti tabelası asmaya hazırız.

Birinin cesaretini takdir etmek başka şeydir; ertesi sabah kendisine siyasi kurtarıcı muamelesi yapmak başka.

Kurumları, ilkeleri ve programları konuşmak yerine sürekli bir “adam” arıyoruz.

Bu nasıl iş?

Belki Deniz Göktaş’ın savunmasından çıkarılması gereken sonuç “Bu adam parti kursun” değildir.

Belki tam tersidir.

Bir ülkede doğru bildiğini açıkça söylemek o kadar sıra dışı hale gelmemeli ki bunu yapan birini siyasi lider ilan edelim.

Bir komedyenin iktidarı eleştirebilmesi normal olmalı.

Bir vatandaşın bunu duyunca şaşırmaması normal olmalı.

Bir insanın düşüncesini korkmadan söylemesi kahramanlık değil, sıradan bir vatandaşlık hali olmalı.

Deniz Göktaş komedyenliğini yapsın.

Siyasetçi, siyasetini yapsın.

Vatandaş da kimsenin peşinden koşmak zorunda olmadığını hatırlasın.

Çünkü demokrasinin ihtiyacı yeni kurtarıcılar bulmak değil; kurtarıcı aramaya ihtiyaç duymayacağımız kurumlar ve özgürlükler kurmaktır.

Nasreddin Hoca’nın fıkraları yüzyıllardır anlatılıyor.

Padişahlar geçti.

Vezirler geçti.

Kadılar geçti.

İktidarlar geçti.

Hoca kaldı.

Belki siyasetin mizahla ilişkisinde, unutulmaması gereken şey de budur!

İktidar geçicidir. Fıkra kalır.

Yorumlar (4)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.
N
Nasıl

Cumhurbaşkanına hakaret mi eleştiri mi buna yargı karar verir, ancak dini inançlarla alay etmek hadsizliktir. Birileri pr için dine saldır dediyse buna uymayacaktı. Yanlış yaptı. Yaptığı saygısızlığı sözüm ona Nasreddin hoca ile veya Sokratesle perdeleyemezsiniz. Herşeyden önce müslüman halktan özür dilesin. Lafı eveleyip gevelemeyin. Dine hakaret edenden kahraman çıkaramazsınız.

Yanıtla
Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.
Y
Yazar

Sanırım yazıyı biraz hızlı okumuşsunuz. “Dine hakaret” meselesini tartışmadığım gibi, Deniz Göktaş’tan kahraman da çıkarmıyorum. Aksine yazının önemli bir bölümü, bir insanı birkaç sözü nedeniyle neden hemen kahramanlaştırıp siyasi kurtarıcı ilan ettiğimizi eleştiriyor. Yani “kahraman çıkarmayın” dediğiniz yazıda ben de tam olarak bunu söylüyorum. :)

k
kerim

Deniz Göktaş'ın esprileri siyasetle ilgili olsa kimse bir şey diyemezdi. Sanırım atladınız ama asıl tepkiyi Dini mizah konusu yapmasıyla çekti. Din mizah konusu yapılmamalı. Yapılır ne var bunda diyenler, Alevilikle ilgili yapıldığında (bana göre de yapılmamalı) ortalığı ayağa kaldırıyor.

Yanıtla
Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.
E
Erhan hoca

Adamın biri:
— Ama Hoca, bize çok güvenilir olduğunu söylediler.
Hoca gülümsemiş:
— Evladım, “güvenilir” demekle sandık güvenli olmaz. Kapağını açıp içine bakmak gerekir.
Sonra eşeğine binmiş ve giderken şöyle demiş:
— Paranın peşinden koşmadan önce aklın peşinden koşun. Çünkü para kaybolursa bulunabilir; ama sorgulamadan verilen güven, insanın cebinden daha pahalıya çıkar!

Yanıtla
Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.