Yeşilyurt AVM

Kent bizim, kararlar kimin? Söz sahibi haklarımızı ne kadar biliyoruz

Bir şehirde yaşamak mı? O şehre sahip çıkmak mı? Kent bizim, kararlar kimin? Söz sahibi olma haklarımızı ne kadar biliyoruz. Samsun Kent Haber köşe yazari Ayperi Türkoğlu yazdı

Yaşadığımız kentte bir park yapıldığında, bir cadde düzenlendiğinde ya da yeni bir hizmet sunulduğunda hepimiz sonucu görürüz. Kimi zaman memnun olur, kimi zaman eksik bulur, kimi zaman da eleştiririz.

Peki, bu hizmetlerin nasıl kararlaştırıldığını hiç merak ediyor muyuz?

Bir parkın nereye yapılacağına, bir mahallenin hangi ihtiyacına öncelik verileceğine karar verilirken orada yaşayan insanların düşünceleri ne kadar dikkate alınıyor?

Aslında bu sorular, günlük hayatımızın içinde olmasına rağmen pek üzerinde durmadığımız bir kavramı gündeme getiriyor. Kent hakkı.

Kent hakkı, yalnızca bir şehirde yaşamak veya belediye hizmetlerinden yararlanmak değildir. Yaşadığımız kentin imkânlarından adil biçimde yararlanabilmek ve geleceğine ilişkin kararlarda söz sahibi olabilmektir.

Fransız düşünür Henri Lefebvre’nin 1968 yılında ortaya koyduğu bu yaklaşım, kentlerin yalnızca binalardan ve yollardan ibaret olmadığını, orada yaşayan insanların da kentin geleceğini şekillendirmede söz sahibi olması gerektiğini hatırlatır.

Peki, bizler bu hakkımızı ne kadar biliyoruz?

Yerel seçimlerde belediye başkanını ve belediye meclis üyelerini seçiyoruz. Böylece kentimizin yönetimine ilişkin tercihimizi ortaya koyuyoruz.

Ancak seçim günü oyumuzu kullandığımızda kentimizin geleceğine ilişkin söz hakkımız da sona mı eriyor?

Elbette hayır.

Çünkü bir belediyeyi seçmek, kentin yönetimini temsilcilere emanet etmektir; kentimizin geleceğiyle ilgilenme hakkımızı onlara devretmek değildir.

Üstelik pek çok yurttaşın yeterince bilmediği katılım imkânları da var.

Örneğin belediye meclisi toplantılarının halka açık olduğunu biliyor muydunuz?

Bir yurttaş olarak bu toplantıları izleyebilir, belediyenin hangi konuları görüştüğünü ve hangi kararları aldığını takip edebilirsiniz. Mahallenizle ilgili bir sorun için dilekçe verebilir, belediyenin faaliyetleri hakkında bilgi edinme hakkınızı kullanabilirsiniz.

Bunlar yalnızca iyi niyetli beklentiler değil, mevzuatta karşılığı bulunan demokratik haklardır.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 13. maddesi de hemşehrilerin belediye karar ve hizmetlerine katılma ve belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme haklarını düzenlemektedir.

Örneğin Samsun’un İlkadım ilçesinde yaşayan bir yurttaşın, mahallesindeki bir parkın yalnızca yapılmasını beklemek yerine ihtiyaçlarını ve önerilerini ilgili birimlere iletmesi, kent hakkının günlük yaşamdaki karşılıklarından biridir.

Elbette her talebin karşılanması mümkün olmayabilir. Ancak bir talebin kabul edilmemesi, yurttaşın görüş bildirme ve bilgi edinme hakkını ortadan kaldırmaz.

Burada üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir ayrıntı var.

Bir hakkın varlığını bilmekle o hakkı kullanmak aynı şey değildir.

Belki de yaşadığımız kentlere yalnızca yapılan hizmetler üzerinden değil, o hizmetlerin nasıl kararlaştırıldığı ve bizlerin bu süreçlere ne kadar katılabildiği üzerinden de bakmalıyız.

Çünkü kent hakkı, yalnızca yöneticilerden bir şeyler beklemek değil, yaşadığımız kentin geleceğiyle ilgilenebilmektir.

Kentte yaşamak bizi o kentin sakini yapar. Kentin geleceğinde söz sahibi olmak ise kentlilik bilincimizi güçlendirir.