Yeşilyurt AVM

Tarihiyle övünen değil, tarihine layık olan nesiller gerek!

Samsun Kent Haber köşe yazarı Ayperi Türkoğlu, tarihiyle övünen değil, tarihine layık olan nesillerin gerekli olduğunu anlattığı köşe yazısında, "Tarihimizi unutmayacağız, atalarımızı inkâr etmeyeceğiz, zaferlerimizden utanmayacağız. Biz atalarımızla gurur duyuyoruz. Peki, yarın bizim çocuklarımız bizimle gurur duyabilecek mi?" dedi.

TARİHİYLE ÖVÜNEN DEĞİL, TARİHİNE LAYIK OLAN NESİLLER GEREK!

Biz, tarih boyunca nice zorlukları aşmış, büyük devletler kurmuş, köklü bir geçmişe sahip bir milletiz.

Bundan gurur duymak hepimizin hakkıdır.

Peki, hiç kendimize şunu sorduk mu?

Biz, gurur duyduğumuz o büyük tarihin neresindeyiz?

Geçmişimizin ihtişamını anlatmakta gösterdiğimiz gayreti, geleceğimizi inşa etmekte de gösterebiliyor muyuz?

Fatih Sultan Mehmet’i anmak elbette kıymetlidir. Fakat Fatih’i gerçekten anlamak, yalnızca İstanbul’un fethini anlatmak değildir. Onun ilme, akla, devlet yönetimine ve çağının ötesini görebilen düşünce dünyasına da sahip çıkmaktır.

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyüklüğünden söz etmek kolaydır. Asıl önemli olan, güçlü bir devletin adaletle, hukukla ve kurumsal bir düzenle ayakta kalabileceğini kavramaktır.

Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak ise yalnızca onun kazandığı zaferlerle övünmek değildir. En zor şartlarda bile bağımsızlığı, bilimi, eğitimi ve çağdaşlaşmayı bir milletin geleceğinin temeli hâline getiren iradeyi yaşatmaktır.

Çünkü büyük liderlerin asıl mirası, yalnızca kazandıkları topraklar değil, gelecek nesillere bıraktıkları düşünce ve eserlerdir.

Ne yazık ki bugün bazı insanlar, kendi zamanlarında bir şeyler başarmak yerine, geçmişte kazanılan zaferlerle övünmeyi tercih ediyor.

Orada burada sürekli tarih dersi vermeyi milliyetçilik sananlar, önce milletimizin bugün karşı karşıya olduğu sorunlara ne kadar çözüm üretebildiklerini sorgulamalıdır.

Bir milletin büyüklüğü; ürettiği bilimle, geliştirdiği teknolojiyle, yetiştirdiği insanlarla, kurduğu adil düzenle ve dünyaya sunduğu değerlerle ölçülür.

Bizi güçlü kılacak olan, diğer milletlerle rekabet edebilecek bilgiye, üretim gücüne, ekonomik bağımsızlığa ve toplumsal dayanışmaya sahip olmaktır.

Gerçek vatanseverlik, geçmişin zaferlerini sahiplenmek kadar bugünün sorumluluklarını da üstlenebilmektir.

Benim için milliyetçilik, atalarımızın kim olduğunu yüksek sesle haykırmak değil; onların emekleriyle bize emanet edilen bu ülkeyi daha güçlü, daha adil, daha özgür ve daha müreffeh bir geleceğe taşımak için mücadele etmektir.

Tarihimizi unutmayacağız.

Atalarımızı inkâr etmeyeceğiz.

Zaferlerimizden utanmayacağız.

Ama geçmişimizin büyüklüğünü, bugünkü eksikliklerimizin bahanesi hâline de getirmeyeceğiz.

Çünkü bizim ihtiyacımız olan şey, geçmişteki kahramanların arkasına saklanan nesiller değil; kendi çağının sorumluluğunu üstlenerek yarının tarihine iz bırakabilen nesillerdir.

Unutmayalım: Atalarımızın bize bıraktığı en büyük miras, onların başarılarıyla övünme hakkı değil, o başarıların üzerine yenilerini ekleme sorumluluğudur.

Şimdi asıl meseleye gelelim:

Biz atalarımızla gurur duyuyoruz. Peki, yarın bizim çocuklarımız bizimle gurur duyabilecek mi?