Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar ve şehir plancısı Embiya Sancak, son günlerin tartışma konusu 'Türk mü Türkiyeli mi' meselesi ile ilgili yazdığı köşe yazısında terörsüz Türkiye sürecine atıfta bulunarak, "Devlet Bahçeli'ye soruyorum, Kürt artık Türk değil mi?" dedi.
Kürt artık Türk değil mi? Bu makalemin ismindeki sorumun muhatabı sayın Devlet Bahçeli'dir. Diyeceksiniz ki Devlet bey genel başkan olmuş, reis de diyorlar. Bu nedenle seni muhatap almaz. Olsun hiç zoruma gitmez. Çünkü ben bu makalemi ortak mazimizin, Ankara Bahçelievler ve Demirtepe’de bulunan beraber olduğumuz yuvamızı hatırlatarak yazıyorum.
Yani mazimizde ortaktık, eşittik, tek başbuğumuz vardı. Bu tarihlerde bana da başbuğum bir görev vermişti. Samsun Ülkü Ocaklarını kuracaksın. Elbette Samsun’un ilk ülkücülerinin de ortak kararı ile, kurucu başkan olmuştum. Bu vesile ile rahmetli Burhan Şahin’i hasretle ve saygı ile anıyorum.
Soğuk savaş döneminde birinci konumuz, SSCB'nin esiri olan Türklerin bağımsız devletler kurmasının sağlanmasıydı. Hedefe koyduğumuz bu önemli mücadelenin ilk keskin safhası, 1944 Türkçülük Hareketi idi. Bu tarihte milli şef İsmet İnönü ülkeyi yönetiyordu. Türkçülere yapılan 1944 eziyeti sebebi ile, Türkçüler 1930-1950 yılları CHP'sini ve İsmet İnönü’yü sevmez. Bu antipati nesilden nesile sözel tarih olarak aktarılır.
Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin yazılı olmayan uygulamasında, tüm ayrı etnisite mensupları takipteydi. Bunların içinde mazisinde Osmanlı Devleti’nde ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti zamanında ayrılıkçı, eşkıya eylemleri sebebiyle, birinci derecede tehlikeli olan Kürtlerdi. Diğer etnik gruplara mensup insanların hepsi candan ve samimi olarak Türkiye Cumhuriyetini vatan olarak kabul ederek gururla 'Ben Türk'üm' deyip en iyi vatandaş olmuşlardı.
Ancak Kürtler sürekli silaha sarılıp, önce eşkıya şimdiye kadar da terörist olmuşlardı. Bu durum Kürtlerin farklı ırk olduğunu kanıtlar. Bu sosyolojik, psikolojik, siyasi gerçek değişmemiştir. Kürtlerin en kötü yönü ise, tıpkı Araplar gibi Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti aleyhine, emperyalist planların uygulamasını kolaylaştıracak tarzda çok kolay oyuna gelmeleridir.
İşte bu nedenledir ki devlet politikası olarak, Kürtlerin aslında Türk olduğunu yaymak hamlesi yapılmıştır. Bu ilginç ve önemli konuyu tarafsız bilim insanları araştırmalıdır. Kürt ve Türk aşiretleri Anadolu’da iç içe girmiştir. Birlikte yaşamıştır. Mesela kendi sülalemin kök başı Buhara’da, Zerefşan ırmağı kenarında yaşarken, Anadolu’ya göçerek Diyarbakır’ın Karacadağ yaylasında, Kürt aşiretleriyle komşu olmuşlardır.
Kürtlerin de Türk olduğu, devlet tezinde ve Kürtlerin Türkçeyi öğrenmesinin sağlanmasında başarılı olunamamıştır. Türkiye’de, Kürtlerin Türk olduğu tezini savunmak ve yaymak görevini, Türk Milliyetçiliği Dernekleri ile Milliyetçi Hareket Partisi çizgisinde olan, Sivil Toplum Kuruluşları üstlenmişti.
Şimdi gelinen noktada sayın Bahçeli ve MHP diyor ki:
"Mazimizde yanlış ve hatalı faaliyet yaptık. Meğerki Kürtler Türk değilmiş"
Ancak günümüzde MHP, Türk Milliyetçiliğinin beş partisinden sadece bir tanesidir. Diğer partilerin ve Sivil Toplum Kuruluşlarının görüşlerini etkili ve resmi şekilde almadan hayal edilen barış olmaz. Bu nedenle soruyorum;
Sayın Bahçeli, artık Kürtler Türk değilmi?
Yani yalan mı söyledik. Yoksa mazimizdeki devlet aklı bize, Kürtler Türk’tür , aslında Kürt yoktur dememizi mi istedide, bu görevi yaptık.
Şimdi de AK Partili devlet aklı sizi, sanki Türk Milliyetçiliğinin reisi kabul ederek, yani varsayarak bu defa size şu talimatı mı verdi?
"Bundan sonra Kürtler Türk değildir, tezini kabul ederek savunacaksınız"
Böyle olunca da Milliyetçi Hareket Partisi'nin niteleme sıfatı kelimesi olan
'Milliyetçi' ben bildiğime göre 'Türk Milliyetçisi' olarak kabul ediliyordu.
Yeni senaryo başarılırsa, MHP adındaki 'Milliyetçi' tanımını artık Türkiye Milliyetçisi olarak anlamak gerekli olacak.
Bence bu şekilde anlamak kötü değil. Eğer Türk, Milliyetçi Hareket Partisi olarak devam edilirse, karşına bu defa çatışmacı Kürt Milliyetçisi Partisi çıkacak!
Galiba MHP olarak savunduğunuz (böyle biliyorum ve umuyorum) Anayasanın ilk dört maddesinde var olan 'Atatürk Milliyetçiliği' tanımına sarılmak en doğru ve kolay yol olacaktır. Böylece üniter ulus devletin devamına, katkı vermiş olursunuz.
Ama ne yazık kı başta AK Parti ve DEM olmak üzere 'Atatürk Milliyetçiliği ve Üniter Ulus Devlet yapısına karşı' zıt görüşleri ile eylemleri vardır.
TBMM'de ve şu anda üye verdiğiniz komisyonda, Anayasanın ilk dört maddesini 42 ve 66. maddelerinin korunmasını savunmanız halinde maalesef yalnız kalacaksınız. Bunun sebebi de Türk Milliyetçiliği parti çatısının, beş parçaya bölünmesine neden oldunuz.
Kürtlerin de samimi olarak Türkiye Cumhuriyeti şemsiyesi altına girmeleri ancak düzeltilmiş, genişletilmiş, iyileştirilmiş tam demokrat parlamenter sistemin kurulması ile mümkündür.
Zamanında (sebebi halen meçhul) ani bir dönüş ile AK Parti'nin yanlış politikalarına ortak olmanız, sizi şüpheli tartışılır hale sokmuştur. Geçek nedenini şeffaflık ilkesine uygun olarak, tatmin edici şekilde açıklamadınız.
FETÖ kalkışmasına karşı destek vermeniz doğru bir tavır ve görevdi. Fakat tek adam rejimini doğuracak, çağdaş toplumlarda asla olmayan, böyle bir anayasal yönetim sistemine, neden destek olmaya devam ettiğiniz halen tartışma konusudur!
Bu anayasa ister istemez otoriter kararların alınmasına ve uygulamaların yapılmasına neden olduğunun farkında değilsiniz. Sonuç itibari ile Kürtler konusunda size başlama vuruşu yaptırılan, çözüm arayışı şu şekilde olursa partiniz gelecekte fazla zarar görmez.
1- Anayamızın ilk dört maddesi ile 42 ve 66. maddelerinin pekiştirilerek korunması.
2- Demokratik Parlamenter Sistemin ihya edilmesi
3- Çözüm olarak sadece Kürt bölücü hareketine katılanların tamamen silahsızlandırılması halinde, cezalarının iyileştirilmesi (elbette bu durum tüm diğer suçluların durumunu da etkiler)
4- Özellikle Suriye bağlamında Arap sevicilerin isteklerini değil, Türkiye Cumhuriyetinin menfaatlerini temin edici politika güdülmesi.









































Kâfir İngiliz, yıllar önce Osmanlı devletinde jön Türkleri destekledi. Merhum Enver, Talat Cemal paşa üçlüsü, darbe ile yönetimi aldı. Koyu Türkçü siyaset izlediler. Haliyle kısa sürede farklı etnik köken olan Bulgarlar, Sırplar, Araplar, vs vs isyan etmeye başladı. 1.dunya savaşına ülkeyi sokmak, tam anlamıyla intihar oldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yükselen Ulus devlet fikri ile kurtuluş savaşına önderlik etti. Allah ondan razı olsun. Ulus devlet fikri o zaman lazımdı. Ancak aşırı Türkçü siyaset, günümüzde farklı etnik köken insanları özellikle de Kürt olanların kışkırtilmasinda bahane ediliyor. Varsın yıllarca Türkçü olduk. Terörün bitmesi için varsın Türkiyeli olalım, varsın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı üzerinde birleşelim. Varsın ummetcilik diyelim vs islam kardeşliği ile birliğimizi guclendirelim. Korkmaya gerek yok. Bu ülkenin h Kahır ekseriyeti Türktur, Türkçü dur. Terörün bitmesi için biraz da bu argümanı kullanalım, terörsuz Türkiye çalışmasına destek olalım.
BİLGİSİZLİK DİZ BOYU. ULUS DEVLET FİKRİ FRANSIZ İHTİLALİ İLE BAŞLAMIŞTIR. BELİRTTİĞİN MİLLETLER KURTULUŞ SAVAŞINDAN YILLAR ÖNCE OSMANLIDAN AYRILARAK BAĞIMSIZLIKLARINI İLAN ETTİLER. HATTA OYLE PARÇALADILARKİ BİR YİĞİT ÇIKIP ANADOLUDA KALAN BİR AVUÇ VATAN TOPRAĞINI BUGÜNKÜ TÜRKİYE HALİNE GETİRDİ. SEN BU AKP-PKK-MHP PROPOGANDASINI BOŞUNA YAPIYORSUN. MİLLETİN BU ŞER İTTİFAKINA VERECEK NE TOPRAĞI VAR NEDE OYU. ADMİN YAYINLA ARTIK.