Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar ve şehir plancısı Embiya Sancak, Yayla Şenlikleri'nin turizme kazandırılması noktasında hükümetin ilgisiz kaldığını yazdığı köşe yazısında, Karadeniz Yaylaları Hayvancılık ve Turizm projesinin hayata geçirilmesi gerektiğini yazdı.
HAYVANCILIK İLE TURİZMİ EVLENDİRELM Mİ?
Bu başlıktaki ifade OMÜ öğretim üyesi prof. Ali Kemal Ayan ile yaptığım sohbette söylediği cümleydi. Şimdi bu makaleye başlık oldu. Nedeni şöyledir!
Bir aydır Trabzon'un Köprübaşı ilçesinin ve Çaykara ilçesinin yaylak alanlarında dolaşıyordum. Köyüm olan Göneşara yerleşkesinin ve yakın bölgesinin değişim süreçlerini ve gelecekte önerilecek turizm imkanlarını araştırıyorum.
Samsun’un yerel gazetesinde bu konuyu makale konusu yapmamın önemli sebebi vardır.
Birincisi bu köyden ve ilçeden 1945’den beri Samsun’a yoğun iç göçler yaşanmıştır. Yani Samsun halkının önemli bir kısmının kökleri buradan gelmektedir. Ayrıca şu anda Samsun yerel basınında sıklıkla gündeme gelen Samsun Milletvekili TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mehmet Muş buralıdır.
Geçmiş tarihi adı Manahos (Manahoz) deresi olan Sürmene’de denize dökülen güncel resmi adı, Gürçay Deresi vadisi Köprübaşından yaylalar kısmı adeta el değmemiş gibidir. İşte bu el değmemiş gibi, doğal niteliğini koruyan bu havzada arazi aracımla ve yardımcılarımla bir çalıştım. Konum ise öncelikle yazmakta olduğum Göneşara Arazisi Yerleşimlerinin Tarihi Süreci isimli kitabı yayına hazırlamak.
Küresel ısınmanın sonucu olarak ülkem sanki yanarken, ben akşamları yaylada soba kenarında ısındım. Yün yorgan örtündüm. Bu seneki çalışmam esnasında, tam olarak doğum adresim olan Çoşk yaylasında Madur Dağı Yayla Şenlikleri yapıldı. Bu şenliklerde köylüm ve iş insanları Evren Sancak, Göksal Purtuloğlu ve Siyami Aslan festivali organize ettiler. Turizm ve bölge adına çok önemli faaliyette bulundular. Elbette kocaman teşekkürler..
Ben 1987'den 2002'ye kadar Anzer Yaylasından, batıda Perşembe yaylasına kadar ki yaylalar bölgesinde yöre insanlarının tertiplediği yayla şenliklerini fotoğraflayıp arşiv oluşturdum. Bu süreçte Turizm Bakanlığına pek çok raporlar yazdım. Günümüzde turizm açısından popüler olan bazı turizm bölgelerinin başlangıcı; işte bu yapılan yöre halkının yayla şenlikleridir.
Elbette Turizm Bakanlığı bu konuda her zaman ve günümüzde oldukça etkisiz, ilgisiz ve bilgisiz durumunu devam ettiriyor. Diğer yetkili olup ilgisiz olan kamu idaresi de, Trabzon Büyükşehir Belediye başkanlığıdır.
Bu idarenin yasal yetkisi, görevi ve donanımı olmasına rağmen Madur Dağı Şenlik alanında tuvalet düzeni oluşturmadı. Maalesef büyük rezalete neden oldu.
Üstelik yöre halkının eğlencesinin tadını kaçıran ve turizm formatına asla uymayan günümüzde büyük tartışmalı geçen Türkiye Büyük Millet Meclisinin yürüttüğü sürecin, reklamı olan çok talihsiz konuşma yaptı. Turizmi ve eğlenceyi berbat etti. Daha tehlikeli olan ve halen devam eden yöre insanlarının sert tartışmalarına neden oldu.
Benim diyeceğim şudur; Yazıklar olsun sayın başkan! Yeri değildi! Bunu bilemedin.
Gelelim makalenin başlığına;
Yaylalar bölgesinin iki önemli değeri vardır!
1- Yaylak otlakları: Kendi yaylam 1965 yılında 180 haneydi. Bu yaylada üç adet inek hayvanı sürüsünde (nahır veya nağır) 2000 hayvan bu otlakları kullanırdı. Toplamda bu yüksek miktarda inek besleme geleneği sonucu, ortaya çıkan ürün tereyağı ve peynirdi. Halen bilinen ve aranan şimdi adı tanzut veya aho peyniri olan mazideki Sürmene Yayla Peynirinin kaynağı, Çoşk yaylası ve yakın komşu yaylalardı.
Günümüzde ev miktarı 220'ye ulaşmıştır. Hayvan miktarı 100 ineğe düşmüştür.
Evler yayla sayfiye evi olmuştur. Her yıl zamanı gelince Allah'ın insana sunduğu nimet olarak, merada çayırlar büyümeye devam etmektedir. Ancak insanlar
Allah'ın verdiği bu nimeti 'istemiyoruz' der gibi bir tavır içindedir. Elbette geçmişte her evde üç inekten ibaret olan büyükbaş hayvancılığı, günümüzde ve gelecekte gerçekci değildir. Ancak meraların otlarınının ekonomiye katkı vermesi sağlanmalıdır. Bu önemli görev devleti yöneten hükümetin görevidir.
2- Küresel ısınma sebebiyle dünya ölçeğinde Karadeniz Yaylaları mevsimlik olarak çok önemli potansiyele sahiptir. Ancak başta planlama ve yasal düzenleme olarak tüm muhatap olduğum hükümetler, vurdumduymaz, bilgisiz ve ilgisizdi.
Kapanın elinde kalan bir yöntemle; çarpık, plansız, hedefsiz, fizibilitesiz uyduruk yapılanmalar gelecek turizmi de, olumsuz etkileyecek boyuttadır.
Sahada gezerken bir teşebbüs ile karşılaştım. Hatta koyun sürüsü ile birlikte çobanla bir nevi çobanlık yaptım. Müteşebbis kişinin 3000 koyun, 800 keçi, 200 inek beslediğini gözümle gördüm. Bu müteşebbis çok fazla dertli, kulaklarıma inanamadım. Üretin alanında voltaj düşüklüğü sebebiyle süt makineleri çalıştırılamıyor.
Artık yuh olsun demekten kendimi alamadım. İlgili makamlara pek çok dilekçe yazmış. (Dilekçelerin kopyasını aldım)
Sordum peki planın nedir?
Sürmeneli müteşebbis cevap verdi.
"Hocam, ben hayvancılık ile turizm işletmesi yapmak istiyorum"
Ben de zamanında rahmetli Cumhurbaşkanımıza sunduğum, rahmetli Adnan Kahveci ile istişare ettiğim, Karadeniz Yaylaları Hayvancılık ve Turizm çalışmamı hatırladım.
Demek ki bu raporu uyan bir iş; 30 yıl sonra bir müteşebbis tarafından kısmen yapılıyor. Ama maalesef her şey imar mevzuatına göre kaçak. Vatandaş, müteşebbis önde gidiyor. Ama görevi kanun yapmak olan Türkiye Büyük Millet Meclisini çalıştıracak iktidarlar uyumaya devam ediyor!
İşte bu konuyu konuşmak üzere dostum OMÜ öğretim üyesi Çaykara esaslı Prof. Ali Kemal Ayan'a vardım. Bana dediki:
"Ağabey demek ki turizm ile hayvancılığı evlendireceğiz"
Evet bu konuda çalışmış ve yöre insanı olan, biz iki uzman insanın üste ifade ettiğimiz önerimiz vardır. Gerisini yasama ve yürütme organları düşünsün.
Madur Dağı Şenliklerinin (2025) konuşan fotoğrafı alttadır.










































Paylaşımlarınız için teşekkür ederiz.