Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar Embiya Sancak, Atakum ilçesinde eski Yalı Kafe alanına yapılan caminin kıyı kenar kanununa aykırı olması nedeniyle yıkılması olayını yazdığı köşe yazısında yıkılan cami ile ilgili açıklama yapan Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Muzaffer Candemir'i eleştirdi.
Mimar Embiya Sancak, Samsun Kent Haber'de yazdığı köşe yazısında Samsun'da ki Sheraton Otel'in de ruhsatlarının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle, kaçak durumda olduğunu belirterek, "Camiyi yıkıyorsan, kaçak otelide yık" dedi.
Sevgili okurlarım, benim verdiğim söz ve tarzım gereğince konum; Samsun, imar, imar hukuku, ulaşım ve yatırımlar olacaktı. Geçen hafta öyle bir polemik yaşandı ki kahroldum, şoke oldum, şaşırdım!
Olayın kahramanını çok iyi tanıdığım için yerin dibine girdim. Elbette genel ve yerel siyaset ile ilgili konulara girmeyeceğim. Ama bilsinler ki, siyaset yapma güreşlerine yaşım, tecrübem ve mazim gereğince her zaman varım.
Bir partinin Samsun İl Başkanı sahada şov yapmak istemiş! Eğlence şovu yapabilir, bence mahsuru yok, ama siyasi şov yaparsa ve bu eyleminde halkın tamamının bir kısmını rencide eden bir unsur olursa, üstelik benim uzmanlık saham olan imar mevzuatı konusuna, imar hukukuna yanlış yoldan saldırırsa, benim de Samsun kamuoyuna bu konu ile ilgili yazı yazmamı gerektirir.
Ülkemizin devletin temel ilkeleri gereğince devletin; her vatandaşının inancını serbestçe ve hiçbir fiziki engelleyici unsur olmadan, yerine getirilmesine yardımcı olmak görevi vardır. Elli yıldır uygulamakta olduğum, mimarlık-şehir planlamada ilgili yönetmelik gereğince, bir yerleşim yerinde plan nüfusu esas alınarak dini yapı yeri ayrılması esastır.
Dikkat buyurun! Dini yapı diyor mevzuat! Üstelik dini inanç yeri alanı için imar planında, esas alınan nüfus parametresi imar planı, plan nüfusudur. Devlet vatandaşının inancı için fiziki engelsiz plan kararı vermek zorundadır. Yani Atakum’da, Atatürk Bulvarı ile deniz arasındaki eski Yalı Kafe bölgesine, Atatürk Bulvarı çok önemli olarak yaya geçişi için engelleyici unsurdur.
Bunun manası şudur! Eski Yalı Kafe şeridinde ibadet için, yapı yeri ayrılması için plan düzenleyen belediyeler görevlidir. Ülkemizin laik anayasası gereğince dini tesislerin yerinin temini ile, yapımı maliyeti dini tesisi yapacak cemiyetler tarafından karşılanmaktadır. Belediyeler para harcayamaz.
Son 1984 yeni imar yasası ile, uygulama mevzuatına göre, imar planında cami yeri olarak gösterilen alan; sosyal donatı alanı olarak kabul edilerek düzenleme, ortaklık payı ile aynen yol ve yeşil alanlar olduğu gibi çevre mülkiyetlerden kesilen paylarla, bedelsiz tahsis edilmektedir. Bu konuda henüz diğer inanç yapıları için, bir talep ve itiraz geldiğine de tanık olmadım. Anayasal bir durumdur. Konumuz değildir.
Ülkemizde anayasal bir hüküm var. Özetle ülkede imar düzenini sağlamak devletin görevidir. Bu anayasal görev gereğince, her ölçekte imar planları düzenlenir. Vatandaşın yerel meclis üyeleri tarafından kabul veya reddedilir. Yani imar planları anayasal talimat olarak düzenlenir. Ayrıca yine anayasamız gereğince yargının kararlarına uyulması da esastır.
Devam ediyorum!
Kıyılarımızın korunması talimatı da anayasal hükümdür. Anayasa mahkemesine zamanında taşınmış olan Kıyı Kanunu için de, anayasal denetim safhasından geçtiği de bilinmelidir. Atakum’da deniz suyunun kuma vurduğu kıyı ile bilim insanları tarafından belirlenip, zamanında Bakanlar Kurulunda uygun bulunan kıyı kenar çizgisi arasında ve kara yönünde, devamında burada 10 metre olarak kabul edilen sahil şeridinde, denizle ilgili ekonomik yatırımlar hariç hiçbir bina yapılamaz.
Geçen dönem Samsun Büyük Şehir Belediyesi bence çok yanlış bir tercih kullanarak, mülkiyeti hazineye ait olan eski Yalı Kafe olarak bilinen arazide yapılaşma gerçekleştirdi. Bu yoğun yapılaşma yerine bünyesinde estetik mimari üsluba sahip, kıyıya uyumlu küçük bir cami ile sosyal tesisler yapması gerekirdi.
1- Birinci tespitim şudur; Geçen dönemki Samsun Büyükşehir Belediye Yönetimi ile arazinin malikinin, maliye hazinesi olması sebebiyle iktidarda olan partinin Samsun vekilleri, hatalı karar vererek ve uygulama yaptırarak şimdiki güncel tartışmaya neden olmuşlardır.
Vatandaşımızın; sosyal, psikolojik taleplerinin ve inancının gereğini yerine getirmek arzusunu, özellikle yerel yönetimlerin çok iyi bilmesi ve takip etmesi zorunludur. Yerel basın belediyelere bu konuda rehber olur. Şunun için bu cümleyi kurdum.
Atakum sahil bandında Müslüman vatandaş için namaz ibadetini yerine getirmek istek ve engellerini araştırmıştım. Üste yazdım. Atatürk Bulvarı camilere ulaşımda çok büyük engeldir. Diğer sosyal bir gerçeklik daha vardır. Vatandaşım, içkili mekana da gider, namazını da kılar. Aynen anayasamız gibi laiktir. Denize girer, kumda güneşlenir namaz vakti de, namazını mescide gider kılar.
İnsan yaya olarak 500 metre yürüyeceği kabul edilir. Buradan da 500+500 bir kilometrelik şeritte vakit namazı için mescit ihtiyacı vardır.
Bakınız cami önermiyorum, cami için en az 1500 metrekare alana ihtiyaç vardır. Gerek de yoktur. İşte bu bilgi ve tespitlilerime göre, zamanında bir yerel basın organına, Atakum sahilde üç ayrı yerde mescit yapılması gerekir demiştim.
Sökülüp takılabilen nakli mümkün olan, sanki büfe gibi düşünülerek portatif mescit yapılabilir mi diye sorarsanız. Kıyı mevzuatının izin verdiği yerlerde inşaat ruhsatı gerektirmeden portatif mescit yapılabilir.
2-İkinci Tespitim Şöyledir: Atakum’da Kürtün çayı ile Hacı Deresi arasındaki en önemli turizm bölgesi kısmında eski Yalı Kafe şeridinde, en az üç adet vakit namazları için, turizm bölgesi için çok önemli olan yapı estetiğine sahip mescitler yapılmalıdır. Cami önermiyorum. Camiler personeli bakımından genel bütçeye ciddi yük oluşturuyor. Burada amaç eğlenen, gezen, yaşayan vatandaşın vakit namazını, tam zamanında kılabilmesine imkan tanımaktır.
Bu aşamada çok önemli notum vardır: Turizm ve eğlence bölgelerinde, içkili mekan açılmaması için cami yapıldığı bilgisi ve gerçeğidir. Yani İslam dinini turizme karşı kullanmak durumu, Samsun Atakum’da da gizlice zihinlerde vardır!
Mescit dahi olsa, yapı izni olmayan yerde, inşa edilmemelidir. Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin zamanında bu konuda, yer temininde hatalı davrandığını, ifade ederek özellikle eski Yalı Kafe arazisine ve Meteoroloji arazisine, binalar yapılırken aklınız neredeydi sorusunu kamuoyu adına soruyorum.
Belediye meclis üyelerinin halk adına denetim görevlerini yerine getirmeleri esastır. Parti grup kararına, her zaman uymak zorunda da değillerdir. Vatandaş da belediye meclis üyeleri de, özellikle idari yargıda dava açmak hakkına sahiptirler. Üstelik çok önemli denetim esaslı vatandaşlık görevidir. Bu önemli görevi sıklıkla yapmamalarının nedeni ise, dava masraflarının çok yüksek olmasıdır.
Devam edeyim:
Bu makaleye konu olan hadise; Zamanında Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin inşaat izini olmayan yerde, yaptırdığı mescidin yargıya taşınmasını ve de yargının verdiği yıkım kararının, bir siyasi parti il başkanının kamuya ve basına açık bir şekilde, çok ciddi sözlerle eleştirmesidir. Basın toplantısı belgesi arşivimdedir. Beyanları okuyup bu makaleyi yazıyorum. Sosyal medyada yazdığı gibi sayın il başkanı sallamış.. Ciddiye alınamaz sözler söylemiş!
a-Yargının Türk Milleti adına verdiği kararı eleştirmek, elbette yasal mesnedi var ise yapılabilir. Şayet olayla ilgili mevzuata göre eleştiri yapamıyorsan tüm konuştukların hukuki, siyasi ve idari sistemde tartışılır.
b-İdari yargıya dava açan sade vatandaş veya görevli meclis üyesini hedef alarak sözlü tartaklamaya çalışmak, en azından hukuk, mevzuat bilmezlikten doğan kabalıktır.
İşin uzmanı olarak bu davayı ben de açabilirdim. Yani; söz gelimi mensubu olduğum siyasi partiyi mi suçlayacaktın. Bir siyasi partinin il başkanı yapılmış olan bir usulsüzlük sebebi ile, dava açılmasını eleştiriyorsa, siyaseten göreve geldiğinde usulsüzlük yapacağını, gizleyerek söylüyor demektir.
Bu hadisede bir evvelki Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin hatalı olan karar ve icraatını ortadan kaldıran, yargının kararını uygulayan mevcut belediye yönetimini dolaylı yollardan eleştiri hedefine koymak, kurnazlığı ile güya bir taşla iki kuş vurmaya çalıştığı anlaşılıyor.
Elbette siyasi rekabet yapabilirsiniz. Çok da iyi olur. Haklı da olabilirsiniz. Ama yargının doğru verdiği karara karşı çıkmak, halkı kışkırtarak, yargı kararının uygulanmasını en azından şüpheli hale getirerek, vatandaş da yargıya güvensizlik yaratmak, bir siyasetçinin yapmaması gereken çok önemi hatadır.
3-Üçüncü tespitim şöyledir; Sayın il başkanı güya hem AK Parti'ye ve güya da hem CHP'ye vurarak yanındaki yandaşlarına ve takip edenlere hava atmak gibi ciddi ve ağırlığı olan siyasetçilerin yapmayacağı eylemi yapmıştır.
Devam ediyorum;
Şimdi sayın siyasetçinin güya gizli söylediği ve ama kayıt alıp yayınladığı vahim bir durum daha vardır.
Sayın savcıların dikkatini çekebileceğini düşünüyorum. Elbette saham değil.
"Söylemek istemiyorum ama biz onların içkisine karışıyor muyuz" diyerek başlayan kısımda, içki kullanan vatandaş ile namaz kılan vatandaşı karşı karşıya getirmeyi amaçlayan veya boş boğazlık ederek kullandığı cümleler ebette sorgulanmalıdır.
Burada hizmette olan bir cami yıkılmamıştır. Sayın il başkanı CHP'yi kast ederek "Onlar yıkar biz yaparız" diyerek hangi olaya vurgu yapmaktadır!
Yoksa dedikodu mu yapmaktadır!
Makalenin yayın amacı şöyledir. Samsun kamuoyu bu olay sebebi ile çok önemli soruyu Samsun Büyükşehir Belediyesine ve Şehircilik Bakanlığına soruyor.
Usulsüz yapılan bu mescidi mahkeme kararına uyarak yıkıyorsun, eyvallah doğru yapıyorsun! Ama aynı tür mahkeme, zamanında ruhsat verilen Fenerde ki otelin ruhsatını da iptal etti. Kıyı Kanununa aykırı olan kısımları ne zaman yıkacaksın!









































Muzaffer beyin yaptığını aklı başında bir adamın yapmasının imkanı yok.. el ele 7-8 ayda partiyi getirdikleri durum ortada. Yüzleri de kızarmıyorxx
Başkan bey gündemde kalmak için bütün tuşlara basıyor
Yok ya otel kalsın.
MİMARLAR ODASININ GÖRÜŞÜ ALINMADAN İŞ YAPAN ESKİ MİMAR BAŞKAN VAR GİBİ GÖZÜKÜYOR
ESKİ YALI KAFENİN YERİNE YAPILAN KİTAP CAFE Mİ BİR ŞEYLER YAPTI MUSTAFA DEMİR O 2 BİNADA KAÇAK MAHKEME KARARLARI VAR NEDEN YIKILAMADI ?
Sen ne anlation be dayı
Samsun'da camilerin yüzde doksanı binaların arasında adam akıllı dört minareli bir camimiz yok. sadece Osmanlı'nın son zamanlarında yapılan valide (büyük)cami var Allah'tan etrafı açıldı cami görünür oldu umarım tekrar etrafı kapanmaz.Samsun'un panografik şehre gelenlerin vay be diyecegi Osmanlı Selçuklu tarzı bir camiye ihtiyacı var.
Realist sanamı soracam konuşup konuşmayacağım yazıp yazmayacağımı işine bak...Samsun'una görkemli bir cami lazım.benim düşüncem bu.sen nasıl istemem dersen bende hayır isteriz diyenlerdenim...
Samsun'un camiye ihtiyacı yok fazla konuşma.