Yeşilyurt AVM

Fon krizinin görünmeyen yüzü! 14 bin liralık yatırım 13 milyonluk hayal!

Tüm Türkiye'nin tartıştığı ve konuştuğu fon krizini ele alan Samsun Kent Haber köşe yazarı Hüseyin Kurt, 14 bin liralık yatırım ile kurulan 13 milyonluk hayalleleri fon krizinin görünmeyen yüzünü yazdı.

14 Bin Liralık Yatırım, 13 Milyonluk Hayal! Fon Krizinin Görünmeyen Yüzü

Geçtiğimiz günlerde bir restoranda çalışan genç bir arkadaşla sohbet ettim. Konu dönüp dolaşıp, son dönemin en çok konuşulan meselelerinden biri olan fon krizine geldi.

“Abi, bu fonların sonu ne olacak?” diye sordu.

Bildiğim kadarıyla anlattım. Ardından yüzü düştü:

“Abi, benim 750 bin lira zararım var.”

Nasıl olduğunu sordum. Anlatmaya başladı.

Yaklaşık bir yıl önce, birim fiyatı 14 lira civarındayken 14 bin liralık fon almış. Zaman içerisinde fon öyle yükselmiş ki küçük birikimi milyonluk bir servete dönüşmüş.

Bir ara fondan 1,5 milyon lira çekmiş. Bekâr bir arkadaşımız. Kıbrıs’a gitmiş, Gürcistan’a gitmiş, parasının bir kısmını harcamış. Üstelik bir de ev almış. Evin bedelinin yarısından fazlasını ödemiş, kalanını da borçlanmış.

Ama bütün bunları anlatırken hâlâ zarardan söz ediyordu.

“Peki, fonda ne kadar paran kaldı?” diye sordum.

“750 bin lira vardı abi, şimdi 150 bin liraya düştü.”

Yani fonda kalan varlığı yaklaşık 600 bin lira değer kaybetmişti.

Bugün kendisine bir soru daha sordum:

“Hiç para çekmeseydin, hiç dokunmasaydın, ne kadar paran olacaktı?”

Cevabı kısa ama çarpıcıydı:

“13 milyon lira abi!”

Bir an düşündüm.

Üstelik bir de şu ihtimali düşünün: Bu arkadaşımız fonu bir yıl önce değil, ilk ihraç edildiği dönemde almış ve 14 bin liralık yatırımını hiç bozmamış olsaydı ne olurdu? Daha önce konuştuğumuz, ancak ilk ihraç fiyatı üzerinden henüz kesinleştiremediğimiz getiri hesabına göre bu tutar teorik olarak 137 milyon lirayı aşabilirdi. Sıradan bir çalışanın küçük birikiminden böylesine büyük bir servet doğması ihtimali bile bu fonlardaki olağanüstü fiyat hareketlerinin boyutunu göstermeye yetiyor. Elbette ekranda görünen böyle bir değerin tamamının nakde çevrilebileceği de ayrı bir mesele.

14 bin lirayla başlayan bir yatırım. Fondan çekilmiş 1,5 milyon lira. Alınmış bir ev. Yapılmış harcamalar. Ve bütün bunların sonunda kendisini zararda gören bir insan…

Aslında bu arkadaşımız, başlangıçtaki parasını katbekat fazlasıyla geri almıştı. Ancak zihninde başka bir hesap vardı. O, cebine giren milyonları değil, eline geçmediğini düşündüğü 13 milyon lirayı hesaplıyordu.

İşte fon krizinin pek konuşulmayan psikolojik tarafı da burada başlıyor.

İnsan bazen kaybettiği parasına değil, kazanabilecekken kazanamadığı paraya üzülüyor.

Elbette bu örnekten hareketle bütün fon yatırımcılarını aynı kefeye koyamayız.

Bu krizde gerçekten birikimini kaybedenler var. Borçlanarak yatırım yapanlar, başkalarının parasını toplayıp yüksek kazanç vaat edenler var. Hatta bazı yatırımcıların kendi iş ve arkadaş çevrelerinden topladıkları paralarla oluşturdukları gayriresmî kazanç zincirlerinin, fon krizinden bağımsız yeni mağduriyetler doğurması da mümkün.

Ancak meselenin bir de çok daha önemli tarafı var.

Tera ve Pusula fonları etrafında gelişen kriz, yalnızca küçük yatırımcıların yüksek kazanç beklentisiyle açıklanabilecek bir hadise değil. Fonların ilk dönemlerindeki yatırımcı profili, siyasi çevreler, üst düzey bürokratlar ve belirli sermaye grupları arasındaki olası ilişkiler, kamuoyunda ciddi sorular doğuruyor.

Nitekim fonların geniş yatırımcı kitlesine açılmadan önceki dönemlerinde kimlerin bulunduğu, olağanüstü getirilerden kimlerin yararlandığı ve kriz öncesinde büyük tutarlı çıkışların kimler tarafından gerçekleştirildiği artık Meclis gündemine de taşınmış durumda.

Siyasi ve bürokratik bağlantılara ilişkin iddialar henüz bütünüyle açıklığa kavuşmuş değil. Fakat bu kadar büyük paranın döndüğü bir sistemde, yatırımcıların birbirleriyle olan ilişkilerinin araştırılması son derece önemli.

Çünkü asıl mesele, yalnızca kimin ne kadar kazandığı değil; kimin hangi bilgiye, hangi imkâna ve hangi zamanda erişebildiğidir.

Restoranda karşılaştığım genç arkadaş, 14 bin lirasıyla milyonluk kazanç elde edip bugün kaybettiği kârın hesabını yapıyor.

Peki, fonların ilk günlerinde çok daha büyük sermayelerle yer alanlar ne kazandı? Kimler zamanında çıktı? Kimler içeride kaldı? Ve bu olağanüstü kazanç düzeninin arkasında nasıl bir ilişki ağı vardı?

Fon krizinin gerçek bilançosu, yalnızca zarar edenlerin değil, ilk dönemlerde kazananların ve bu kazançların nasıl oluştuğunun da ortaya çıkarılmasıyla anlaşılacaktır.

Çünkü bazen bir ekonomik krizin asıl hikâyesi, parasını kaybedenlerde değil, parasını zamanında kurtaranlarda gizlidir.