Samsun'da Doğu Park ve Fuar alanında Millet Bahçesi ısrarı! Yapılaşma hesapları mı?
Samsun'da Samsunspor'un Nuri Asan Tesislerini de kapsayan Doğupark ve Fuar alanına Millet Bahçesi planı ile ilgili köşe yazısı yazan Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, yazısında "Ortada mahkeme kararları ile iptal edilmiş planlar varken Millet Bahçesi ısrarı hukuk mu yoksa yapılaşma hesapları mı?" dedi.
SAMSUN’DA MİLLET BAHÇESİ İLE İLGİLİ MAHKEME KARARLARI VAR, AMA ISRAR DA VAR!
Doğupark ve Fuar Alanında Millet Bahçesi Israrı: Hukuk mu, Yapılaşma Hesapları mı?
Samsun’da imar planlaması adına yaşanan bazı gelişmeleri artık yalnızca şehircilik ilkeleriyle açıklamak mümkün görünmüyor. Çünkü karşımızda, yargı kararlarıyla hukuka aykırılığı ortaya konulmuş bir planlama yaklaşımının, aradan geçen zamana ve alınan mahkeme kararlarına rağmen yeniden gündeme getirilmesi var.
Üstelik bu kez aynı planlama düşüncesi, farklı bir idarenin yetkisi üzerinden hayata geçirilmeye çalışılıyor.
Bir imar planı mahkeme kararıyla iptal ediliyor. Belediye bu karara itiraz ediyor, üst mahkeme de hukuka aykırılığı tespit ederek kararı kaldırmıyor. Belediye, mahkeme kararına uyarak alanları eski plan kararlarına döndürüyor. Aradan yalnızca sekiz ay geçiyor ve aynı alanlar yeniden millet bahçesi yapılmak üzere belediye meclisinin gündemine geliyor.
Sormak gerekiyor: Samsun'da imar planları şehircilik ilkelerine ve kamu yararına göre mi hazırlanıyor, yoksa önceden verilmiş bazı kararları gerçekleştirmek için hukuki yollar mı aranıyor?
2022 yılında başlayan ve yargıdan dönen planlama girişimi
Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi, 14 Ocak 2022 tarih ve 27 sayılı kararıyla İlkadım ve Canik ilçelerindeki üç büyük kamusal alanın kullanım kararlarını değiştirdi.
Bu kararla;
- İlkadım Fuar Alanı, millet bahçesi, otopark ve kara ulaşımına yönelik altyapı tesis alanına,
- İlkadım Batıpark, millet bahçesine,
- Canik Doğupark ise mevcut park, spor ve günübirlik tesis alanı kullanımlarından millet bahçesine dönüştürüldü.
Oysa söz konusu alanlar zaten Samsun halkının kullanımındaki açık ve yeşil alanlardı. Kentin yeni yeşil alanlara ihtiyacı olduğu tartışmasızdı. Fakat mevcut parkların adını değiştirerek kente yeni yeşil alan kazandırıldığı ileri sürülemezdi.
TMMOB Mimarlar Odası Samsun Şubesi, 9 Mayıs 2022 tarihinde bu plan değişikliklerine karşı dava açtı.
Davanın temel gerekçesi açıktı: Plan değişiklikleri kamu yararına dayanan yeterli teknik ve nesnel gerekçeler içermiyor, mevcut yeşil alanların kullanım kararlarını değiştiriyor, yapılaşma olanaklarını belirsizleştiriyor ve planlama mevzuatına aykırılıklar taşıyordu.
Samsun 3. İdare Mahkemesinin 2022/460 esas sayılı dosyasında görevlendirilen üç kişilik bilirkişi heyeti, 5 Aralık 2022 tarihli raporunda planları ayrıntılı biçimde inceledi.
Raporun tespitleri, bugün yeniden gündeme getirilen millet bahçesi teklifinin değerlendirilmesi bakımından da son derece öğreticidir.
Bilirkişiler yalnızca yetki sorununu tespit etmedi
Bugün tartışmanın en fazla çarpıtılmaya açık noktası burasıdır.
Mahkeme kararlarının yalnızca belediyenin plan yapma yetkisinden kaynaklanan bir soruna dayandığı düşünülürse, Bakanlığın plan yapmasıyla bütün hukuki sakıncaların ortadan kalkacağı ileri sürülebilir.
Oysa bilirkişi raporu ve üst mahkeme kararının gerekçeleri, sorunun yalnızca hangi idarenin plan yaptığıyla sınırlı olmadığını açıkça göstermektedir.
Bilirkişi raporunda, Doğupark, Batıpark ve Fuar Alanında millet bahçesi kapsamında öngörülen kullanımların büyük bölümünün zaten mevcut olduğu belirlenmiştir. Bu alanlarda plan değişikliğini zorunlu kılan kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelerin ortaya konulmadığı ifade edilmiştir.
Raporda daha da dikkat çekici bir değerlendirme bulunmaktadır:
Millet bahçesi adı altında yapılacak düzenlemelerin kente yeni yeşil alan kazandırmayacağı ve kısıtlı kamu kaynaklarının kullanımını tartışmalı hale getireceği belirtilmiştir.
Üstelik 2022 planında, millet bahçelerinin yapılaşma koşullarının toplam alan üzerinden hesaplanmasına olanak tanıyan bir yaklaşım benimsenmiştir.
Bilirkişiler, bu düzenlemenin yapılaşma hakkının tek bir bölgede toplanmasına yol açabileceğini, açık alan-kapalı alan dengesini bozabileceğini ve uygulama imar planlarında yapılaşma koşullarının açıkça gösterilmesi gerektiğini tespit etmiştir.
Bu değerlendirme sıradan bir teknik ayrıntı değildir.
Çünkü bir park alanının millet bahçesine dönüştürülmesi, yalnızca tabelasının değişmesi anlamına gelmeyebilir. Kullanım kararına bağlı olarak yeme içme birimleri, idari yapılar, sosyal tesisler ve başka kapalı mekânlar için yeni yapılaşma olanakları doğabilir.
Elbette millet bahçesi olarak planlanan her alanın mutlaka yoğun biçimde yapılaşacağı söylenemez. Ancak hangi yapıların, nerede, hangi büyüklükte ve hangi koşullarla yapılabileceği plan üzerinde açıkça belirlenmiyorsa, kamusal yeşil alanların geleceği belirsizliğe bırakılmış demektir.
Samsun'un ihtiyacı olan şey, mevcut parklarında yeni yapılaşma olasılıkları yaratmak değil, bu alanların açık ve yeşil alan niteliğini güvence altına almaktır.
Mahkeme kararının gerekçesi görmezden gelinemez
Samsun Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 2025/1409 esas ve 2025/1653 karar sayılı, 26 Eylül 2025 tarihli kararında, Büyükşehir Belediyesinin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir.
Kararda, kıyı alanlarının planlanmasında yetkili idareye ilişkin hukuki değerlendirmelerin yanında, plan değişikliklerinin şehircilik esasları ve planlama ilkeleri bakımından taşıdığı sorunlar da ele alınmıştır.
Özellikle mevcut kullanımlar ile yeni plan kararları arasındaki uyumsuzluklar, plan açıklama raporunun yetersizlikleri, yapılaşma koşullarındaki belirsizlikler ve teknik altyapı alanına ilişkin değerlendirmeler kararın gerekçesinde yer bulmuştur.
Bu nedenle söz konusu yargı sürecini yalnızca bir yetki uyuşmazlığına indirgemek, dosyanın içeriğini eksik okumaktır.
Anayasa'nın 138. maddesi, idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğunu düzenler. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 28. maddesi de mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesine ilişkin yükümlülükleri belirler.
Şüphesiz bir mahkeme kararı, aynı alanda gelecekte hiçbir plan yapılamayacağı anlamına gelmez. Ancak yeni bir plan hazırlanıyorsa önceki yargı kararında ortaya konulan hukuka aykırılıkların giderilmesi, yeni planın teknik ve nesnel gerekçelerle desteklenmesi gerekir.
Planı hazırlayan idarenin değiştirilmesi, önceki planın hukuka aykırı bulunan içeriğini kendiliğinden hukuka uygun hale getirmez.
Şubat 2026'da mahkeme kararına uyuldu, Ekim 2026'da aynı düşünce yeniden gündemde!
Asıl üzerinde durulması gereken idari tutarsızlık burada başlıyor.
Samsun Büyükşehir Belediyesi İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığının 5 Şubat 2026 tarihli teklifinde, mahkeme kararları doğrultusunda plan değişiklikleri hazırlanmıştır.
Yaklaşık 176 hektarlık alanı kapsayan bu düzenlemeyle Batıpark, Fuar Alanı ve Doğupark'taki millet bahçesi kararları kaldırılmış, alanların önceki park ve ilgili kullanım kararlarına dönülmesi amaçlanmıştır.
Belediye, mahkeme kararını uygulamaya yönelik bu işlemi kendi hazırladığı plan açıklama raporlarıyla meclise sunmuştur.
Peki sonra ne olmuştur?
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün 6 Ekim 2026 tarihli yazısıyla, bu kez Doğupark ve Fuar Alanını kapsayan yeni bir millet bahçesi planı için Samsun Büyükşehir Belediyesinden görüş istenmiştir.
8 Ekim 2026 tarihli belediye başkanlık teklifiyle konu yeniden Büyükşehir Belediye Meclisinin gündemine taşınmıştır.
Şubat ayında mahkeme kararına uyulması amacıyla eski plan kararlarına dönülmesini sağlayan belediye, Ekim ayında aynı alanların yeniden millet bahçesi yapılmasına yönelik Bakanlık teklifine görüş verecek konuma gelmiştir.
Burada henüz meclisin Ekim 2026 teklifine hangi yönde karar verdiğini değil, teklifin kendisini değerlendiriyoruz. Ancak teklifin gündeme getirilmesi bile ciddi sorular doğurmaktadır.
Belediye, Bakanlığa daha önceki mahkeme kararlarının bütün gerekçelerini iletmiş midir? Yeni planın bu gerekçeler karşısındaki durumunu teknik olarak incelemiş midir? Şubat ayında benimsediği planlama yaklaşımından hangi yeni bilimsel veya kamusal gerekçeyle uzaklaşmaktadır?
Bir yerel yönetimin planlama anlayışı, birkaç ay içerisinde bu ölçüde değişiyorsa, bunun Samsun halkına açıklanması gerekir.
İmar planlaması, bugün alınan kararın yarın unutulabileceği bir idari deneme alanı değildir.
Yeni planın rakamları ne söylüyor?
Ekim 2026 dosyasında bulunan ve Bakanlığa sunulan planlama çalışmasının açıklama raporu da dikkatle incelenmelidir.
Doğupark Alanı Millet Bahçesi Amaçlı 1/1000 Ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planı Açıklama Raporunun 18. sayfasındaki alan kullanım tablosuna göre plan sınırı yaklaşık 134,83 hektardır.
Bunun yaklaşık 90,38 hektarı millet bahçesi olarak gösterilmektedir.
Ancak planlama alanında yalnızca millet bahçesi bulunmamaktadır. Tabloda park, pasif yeşil alan, kurumsal plaj, konteyner liman, kıyı koruma yapıları, açık stadyum, atıksu tesisleri, su yüzeyi, tescilli anıt yapı, yol, demiryolu ve şev kullanımları da yer almaktadır.
Bu tablo, yeni planın yalnızca mevcut yeşil alanlara yeni bir isim verilmesinden ibaret olmadığını, kıyı boyunca farklı kullanım kararlarının birlikte ele alındığını göstermektedir.
Plan açıklama raporunda mevcut gar alanı, demiryolları, raylı sistem hatları ve konteyner limanı gibi kullanımların korunduğu belirtilmektedir. Bu durum, 2022 yılındaki planla yeni teklifin birebir aynı olmadığını da göstermektedir.
Ancak asıl mesele değişmemektedir:
Zaten kamusal açık ve yeşil alan olarak kullanılan yaklaşık 90 hektarlık bir alanın neden yeniden millet bahçesi olarak tanımlanması gerektiği, hangi somut kamusal ihtiyacın bu değişikliği zorunlu kıldığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
Plan raporunda yer alan, kentteki açık ve yeşil alanların geliştirilmesi, rekreasyon olanaklarının artırılması ve kıyı kullanımının güçlendirilmesi gibi genel ifadeler tek başına yeterli değildir.
Bunların hangi mevcut eksikliği gidereceği, önceki park kararlarıyla neden gerçekleştirilemeyeceği ve yapılaşma haklarını nasıl etkileyeceği somut olarak ortaya konulmalıdır.
Millet bahçesi adı, yapılaşma için bir kolaylık mı sağlıyor?
Konunun belki de en fazla sorgulanması gereken yönü budur.
3621 sayılı Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik, kıyı ve dolgu alanlarında yapılabilecek tesisler için özel hükümler içermektedir.
Millet bahçesi kullanımı kapsamında belirli açık alan düzenlemelerinin yanında, mevzuatta sayılan bazı kapalı yapı ve tesislere de koşullu olarak izin verilebilmektedir.
2022 tarihli bilirkişi raporunda bu mesele somut hesaplamalarla ortaya konulmuştur. O tarihteki plan yaklaşımına göre toplam millet bahçesi alanı üzerinden hesaplanacak yapılaşma haklarının belirli alanlarda toplanabilmesi olasılığı özellikle eleştirilmiştir.
Bu tespit, bugünkü planlama girişiminin de en dikkatli incelenmesi gereken yönüdür.
Yeni planın yapılaşma hükümleri, 2022 planındaki hükümlerle aynı kabul edilemez. Ancak yeni düzenlemede hangi kapalı tesislere izin verildiği, yapılaşma oranlarının nasıl belirlendiği ve mevcut park kullanımına göre hangi yeni hakların doğduğu açıklanmadan planın kamu yararına uygunluğu konusunda sağlıklı bir sonuca varılamaz.
Millet bahçesi kavramı, kamusal yeşil alanların korunması için kullanılmalıdır; kıyı alanlarında yapılaşmayı kolaylaştıran bir planlama aracına dönüştürülmemelidir.
Nuri Asan Tesisleri: Planlamanın arkasında başka bir hesap mı var?
Bu planlama girişiminin Samsun kamuoyunda özellikle tartışılması gereken bir başka yönü de Doğupark'ta bulunan Nuri Asan Samsunspor Tesislerinin geleceğidir.
Samsunspor, yalnızca bir spor kulübü değildir. Samsun'un kent kimliğinin, toplumsal hafızasının ve ortak aidiyet duygusunun önemli parçalarından biridir.
Nuri Asan Tesisleri de bu kimliğin mekânsal karşılıklarından biridir.
Bu nedenle tesislerin kaldırılmasına yönelik olası bir karar, yalnızca bir yapı veya arazi kullanım değişikliği olarak görülemez.
Millet bahçesi planlamasının arkasında Nuri Asan Tesislerinin kaldırılmasını kolaylaştıracak bir yaklaşım bulunduğu yönündeki kuşkular ciddiyetle ele alınmalıdır.
Ancak burada bir ayrımı yapmak gerekir: İncelenen belgeler, millet bahçesi planının doğrudan Samsunspor tesislerini kaldırmak amacıyla hazırlandığını tek başına kanıtlamamaktadır.
Buna rağmen mevcut tesislerin plan üzerindeki karşılığı, korunup korunmadığı ve gelecekte hangi kullanıma ayrıldığı açıklanmadığı sürece bu kuşkuların ortadan kalkması da beklenemez.
Samsun Büyükşehir Belediyesi ve Bakanlık, Nuri Asan Tesislerinin geleceği hakkında açık ve bağlayıcı bir açıklama yapmalıdır.
Eğer amaç mevcut tesisleri kaldırmaksa bunun gerekçesi nedir? Aynı alanda başka yapılaşmalar öngörülmekte midir? Mevcut spor kullanımının kaldırılması hangi kamu yararına hizmet edecektir?
Bir tarafta Samsunspor'un kent belleğinde yer etmiş tesisleri, diğer tarafta yeni yapılaşma olanakları doğurabilecek bir planlama yaklaşımı varsa, Samsun halkının bu tercihin gerçek nedenlerini öğrenmeye hakkı vardır.
Belediye, mahkeme kararını uygulayan kurum mu, aşmanın yolunu arayan kurum mu?
Samsun Büyükşehir Belediyesinin bu süreçteki tutumu, planlama anlayışı kadar kurumsal ciddiyeti bakımından da sorgulanmalıdır.
2022 yılında planı hazırlayan belediye, planın iptali üzerine istinaf yoluna başvurmuştur. Üst mahkemenin kararı sonrasında Şubat 2026'da mahkeme kararına uyulması yönünde işlem yapılmıştır.
Şimdi aynı belediye, Bakanlık tarafından yeniden hazırlanan millet bahçesi planına ilişkin görüş bildirecektir.
Elbette Bakanlığın kıyı alanlarında kanundan kaynaklanan planlama yetkileri bulunmaktadır. Belediye de kendisine yöneltilen görüş talebini değerlendirebilir.
Ancak burada beklenen, Bakanlık teklifinin yalnızca idari bir yazışma olarak ele alınması değildir.
Belediyenin, önceki yargı kararlarında tespit edilen bütün hukuki ve teknik sakıncaları Bakanlığa bildirmesi; yeni planın bu sakıncaları giderip gidermediğini açıkça değerlendirmesi gerekir.
Aksi takdirde şu soru kaçınılmaz hale gelir:
Belediye, kendi hazırladığı plan yargıdan dönünce aynı planlama düşüncesinin Bakanlık eliyle yeniden gerçekleştirilmesine sessiz mi kalacaktır?
Bir idarenin doğrudan yapamadığı işlemin başka bir idarenin yetkisi üzerinden yeniden gündeme gelmesi, tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. Ancak önceki yargı kararının esasa ilişkin gerekçeleri giderilmeden aynı sonucu doğuracak düzenlemelere gidilmesi, hukukun dolanılması tartışmasını haklı olarak gündeme getirir.
Bu mesele yalnızca bir imar planı meselesi değildir. İdarenin hukuka bağlılığına, yargı kararlarına gösterdiği saygıya ve kamusal kararların güvenilirliğine ilişkin bir meseledir.
Samsun'un parkları, yeniden yeniden planlanacak boş arsalar değildir!
Doğupark, Fuar Alanı ve Batıpark, Samsun'un kıyı boyunca sahip olduğu kamusal açık alan sisteminin parçalarıdır.
Bu alanların gerçek ihtiyacı, sürekli değiştirilen kullanım kararları değildir.
İhtiyaç duyulan; mevcut yeşil alanların korunması, niteliksiz yapılaşmaların kaldırılması, kıyı erişiminin artırılması, spor ve rekreasyon olanaklarının geliştirilmesi ve kamusal kullanımın güçlendirilmesidir.
Bunları gerçekleştirmek için her defasında yeni bir millet bahçesi planı hazırlanması gerekmiyor.
Üstelik mevcut park alanlarının korunması, yeni millet bahçeleri oluşturulmasına karşı çıkmak anlamına da gelmez. Samsun'un gerçekten yeni yeşil alanlara ihtiyacı varsa, yapılaşmış kent dokusu içerisinde yeni açık alanlar üretilmeli, kişi başına düşen erişilebilir yeşil alan miktarı artırılmalıdır.
Mevcut parkı millet bahçesi olarak yeniden adlandırmak, kentin toplam yeşil alan miktarını artırmaz.
Bir kente yeni park kazandırmak başka şeydir; var olan parkın plan kararını değiştirerek yeni yapılaşma olasılıkları yaratmak başka şeydir.
Ve artık Samsun'da şu gerçeğin kabul edilmesi gerekiyor:
Mahkeme kararları, idarelerin uygun gördüklerinde uygulayıp uygun görmediklerinde farklı yollarla etkisizleştirebilecekleri tavsiye metinleri değildir.
Planlama yetkisi, hukukun üzerinde bir serbestlik alanı da değildir.
Samsun Büyükşehir Belediyesi, Şubat 2026'da mahkeme kararlarına uygun plan hazırlamışsa, Ekim 2026'da aynı alanlara ilişkin yeni teklif karşısında da aynı hukuki tutarlılığı göstermek zorundadır.
Bakanlık ise önceki yargı kararlarında ortaya konulan teknik ve hukuki sakıncaları karşılamadan, yalnızca kendi planlama yetkisine dayanarak yeni bir düzenlemenin yeterli olduğunu düşünmemelidir.
Çünkü mesele millet bahçesine karşı olmak değildir. Mesele, mevcut kamusal alanların geleceğini, yapılaşma ihtimallerini ve mahkeme kararlarını ilgilendiren bir planlama ısrarının nedenlerini sorgulamaktır.
Samsun halkının öğrenmek istediği son derece açıktır:
Mahkemenin hukuka aykırı bulduğu planlama yaklaşımında ne değişmiştir de aynı alanlar yeniden millet bahçesi yapılmak istenmektedir?
Bu soruya teknik belgelerle, hukuki gerekçelerle ve somut kamu yararıyla cevap verilmedikçe, yeni planlama girişiminin üzerindeki kuşkular ortadan kalkmayacaktır.
Samsun'un kıyıları, parkları ve ortak yaşam alanları, idarelerin ısrarlarını gerçekleştirecekleri alanlar değil, halkın ortak varlığıdır.
Ve kamu yararı, plan açıklama raporlarına yazılacak birkaç güzel cümleden ibaret değildir.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





