Samsun'da kamu arazileri satılarak kent kurulur mu? 50 yıl sonra Samsun nasıl bir şehir olacak? Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, Samsun'da satışa çıkartılan kamu arazileri ve Samsun'un geleceğini yazdı.
Bu hafta sizlerle KENT ARAZİLERİ SATILIRKEN... SAMSUN'UN GELECEĞİ KİME EMANET? Başlığı altında yazmakta olduğum yazı dizisinin 1. bölümü olan "Kamu Arazileri Üzerinden Kent Kurulur mu?" başlıklı yazımı paylaşmak istiyorum.
KENT ARAZİLERİ SATILIRKEN... SAMSUN'UN GELECEĞİ KİME EMANET?
Bölüm 1: Kamu Arazileri Üzerinden Kent Kurulur mu?
Bir kentin geleceği, yıllık bütçelerle değil, yüzyıllık planlarla şekillenir. Bugün alınan bir imar kararı, yalnızca bugünün yatırımcısını değil; elli yıl sonra o kentte yaşayacak insanları da etkiler. Bu nedenle şehircilik, kısa vadeli mali ihtiyaçlarla değil, kamu yararını esas alan uzun vadeli bir vizyonla yürütülmesi gereken bir kamu faaliyetidir.
Son yıllarda Samsun'da dikkat çeken uygulamalardan biri, Samsun Büyükşehir Belediyesinin çeşitli kamu kurumlarından devraldığı taşınmazları imar planı değişiklikleriyle farklı kullanım kararlarına dönüştürerek satışa sunmasıdır. Gerek Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla, gerek protokollerle, gerekse kamu kurumlarından devir yoluyla belediyeye geçen birçok taşınmazın daha sonra ticaret, turizm veya konut alanı olarak değerlendirilmesi, şehircilik açısından önemli soruları beraberinde getirmektedir.
(Daha önce de bahsettiğim gibi)
Bu soruların ilki ve en önemlisi şudur:
Kamu arazileri gerçekten yatırım finansmanı için satılması gereken ekonomik varlıklar mıdır, yoksa gelecek kuşakların ortak hakkı olan stratejik rezerv alanlar mıdır?
Bu soruya verilecek cevap, yalnızca belediyenin mali politikasını değil, Samsun'un nasıl bir kent olacağını da belirleyecektir.
Planlama Neden Vardır?
Şehir planları, arsa üretmek için hazırlanmaz.
Planlar; nüfusun gelecekteki gelişimini öngörmek, ulaşım sistemlerini kurmak, yeşil alanları korumak, sosyal donatı ihtiyacını karşılamak, afet risklerini azaltmak ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla hazırlanır.
3194 sayılı İmar Kanunu, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği ve Danıştay'ın yerleşik içtihatları birlikte değerlendirildiğinde planlamanın temel amacı açıktır: Kamu yararını gerçekleştirmek.
Plan değişiklikleri de aynı ilkeye tabidir. Bir plan değişikliği ancak bilimsel, teknik ve zorunlu gerekçelere dayanıyorsa meşru kabul edilebilir. Bir taşınmazın satış değerini artırmak veya bütçeye gelir sağlamak, tek başına şehircilik açısından yeterli bir planlama gerekçesi değildir.
İşte bu nedenle, kamuoyunun plan değişikliklerini yalnızca "imar artışı" olarak değil, "kentin geleceğini değiştiren kararlar" olarak değerlendirmesi gerekir.
Son yıllarda dikkat çeken uygulamalara bakıldığında ortak bir yöntem görülmektedir.
Önce kamu mülkiyetindeki taşınmaz belediyeye geçmektedir.
Ardından plan değişikliği yapılmaktadır.
Daha sonra taşınmazın ekonomik değeri yükselmekte ve satış gündeme gelmektedir.
Bu süreç hukuken her zaman aynı sonucu doğurmasa da şehircilik açısından şu sorunun sorulmasını zorunlu kılmaktadır:
Plan değişikliği kamu yararı için mi yapılmaktadır, yoksa satışın ekonomik değerini artırmak için mi?
Bu sorunun cevabı, yalnızca ilgili parseli değil, bütün kent planlama sistemini ilgilendirir.
Samsun Meteoroloji Arazisi: Bir Parselden Daha Fazlası
Atakum'daki eski Meteoroloji 10. Bölge Müdürlüğü arazisi bunun en dikkat çekici örneklerinden biridir. Zira Meteoroloji Arazisi, Bir Parselden Daha Fazlasıdır.
Bu alanın bir bölümünde başlayan yapılaşmanın kent siluetine etkileri, proje tamamlanmadan dahi hissedilmeye başlanmıştır. Oysa kıyı kentlerinde siluet, yalnızca estetik bir mesele değildir; kamusal kimliğin, kıyı ile kurulan ilişkinin ve kent hafızasının önemli bir parçasıdır.
Şimdi aynı alanın kalan 2. bölümünün de satılmış olması gündemdedir.
Burada tartışılması gereken, yalnızca bir ihale değildir.
Asıl tartışılması gereken; bu büyüklükte ve bu konumdaki bir kamu arazisinin gelecekte kent için hangi işlevleri üstlenebileceği ve bu seçeneklerin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediğidir.
Benzer bir değerlendirme, Karayolları Genel Müdürlüğünden belediyeye devredilen taşınmazlar için de yapılmalıdır.
Bu taşınmazlar Samsun Büyükşehir Belediyesi'ne kentsel Gelişim ve Dönüşüm amacı doğrultusunda kullanılmak üzere devredilmiş alanlardır. Bir diğer plan değşikliği ise, Samsun Büyükşehir Belediye Meclisince kabul edilen; Atakum İlçesi, Kürtün çayı Ankara yolu kavşağında bulunan, yürürlükteki imar planında Belediye Hizmet Alanı (SASKİ HİZMET BİNALARI) kullanımında bulunan 2 parsel alanın Ticaret-Konut Alanı kullanımına dönüştürülmesi ve muhtemelen satışa hazır hale getirilmesi, kamu yararı bakımından ayrıntılarıyla açıklamaya muhtaç bir düzenlemedir.
Zira, Plan değişikliği ile yaklaşık 17.353,92 m² büyüklüğündeki Belediye Hizmet Alanı tamamen kaldırılarak yaklaşık 16.904,68 m² Ticaret-Konut Alanı oluşturulmaktadır.
Muhtemel satılması planlanan bu parsellerin, Atakum ile İlkadım ilçeleri sınırında Atatürk Bulvarı ila Ankara Bulvarı gibi iki önemli bulvarın kavşak noktasındadır. Kamusal hizmet kullanımının yoğun olduğu bölgededir. Bütün bunlar dikkate alındığında yapılan plan değişikliğinin kentin geleceği ile bağlantısını kurmak mümkün görünmemektedir.
Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu alanların hangi amaçla devredildiği, daha sonra hangi plan kararlarıyla karşı karşıya kaldığı ve nihayetinde hangi gerekçeyle satışa konu edildiği kamuoyuna açık ve ayrıntılı biçimde anlatılmalıdır.
Çünkü kamu mülkiyetinin el değiştirmesi tek başına sorun değildir.
Asıl mesele, bu mülkiyet değişiminin kamu yararını güçlendirip güçlendirmediğidir.
Kurupelit Marina için ise şu soru akla geliyor: Kent Kimin İçin Planlanıyor?
Kurupelit Marina ve çevresindeki planlama kararları da aynı çerçevede değerlendirilmelidir.
Kıyılar, Anayasa ve Kıyı Kanunu gereği herkesin ortak kullanımına açık alanlardır.
Bu nedenle kıyı alanlarında yapılacak her plan değişikliği, yalnızca yatırım kararları bakımından değil, kamusal erişim, kıyı hakkı, ekolojik denge ve sosyal adalet açısından da değerlendirilmelidir. Marina projesinin yapılabilirliğini mümkün kılmak için kamusal kullanımın ağırlıklı olarak özel müteşebbise devri, hele de 19 yıllık, 29 yıllık, 49 yıllık gibi perspektiflerle bu devri benimseyen bir yöntemi benimsemek, Kurupelit Marina bölgesinin bugüne kadar olan kullannın alışkanlıkları ve bulunduğu konum itibari ile kamu yararı ile çelişki doğuracaktır.
Kıyılar, rant üretme alanı değil; kamusal yaşam alanıdır.
Kent sosyolojisi bize önemli bir gerçeği hatırlatır:
Bir kent, yalnızca binalardan oluşmaz.
Kent; ortak yaşam kültürü, kamusal mekânlar, yeşil alanlar, meydanlar ve insanların birbirleriyle kurduğu ilişkiler sayesinde yaşanabilir olur.
Daha önce de ifade ettiğim gibi Kamusal alanlar azaldıkça toplumsal bağlar zayıflar.
Her yeni ticaret veya konut kararı yalnızca fiziksel yoğunluğu artırmaz; aynı zamanda sosyal ilişkileri de dönüştürür.
Bu nedenle planlama kararları yalnızca mühendislik veya ekonomi meselesi değildir.
Aynı zamanda demokrasi, eşitlik ve yaşam kalitesi meselesidir.
Belediyeler elbette yatırım yapmalıdır.
Elbette kaynak üretmelidir.
Ancak kamu arazileri, bütçe açıklarını kapatmanın en kolay yolu olarak görülmemelidir.
Çünkü satılan her kamu taşınmazı, belediyenin gelecekte kullanabileceği stratejik bir planlama aracını da ortadan kaldırmaktadır.
Asıl mesele, bugün kaç milyon lira gelir elde edildiği değildir.
Asıl mesele, elli yıl sonra Samsun'un nasıl bir kent olacağıdır.
Not: Bir sonraki yazımda, Samsun'da kamu arazilerinin satışının şehir ekonomisi, belediye maliyesi ve kamu yararı bakımından doğuracağı uzun vadeli sonuçları; Danıştay kararları, Sayıştay raporları ve uluslararası planlama ilkeleri ışığında sizlerle paylaşacağım.










































50 yıl degil 5 yil sonrabahsettiginiz yerler trafik ,insan yogunlugu ,betonsal yapilasadan felc olacak , atakum zaten bitik incesu cakirlar catalcam taflan derekoy alti istu hep beton olacak sehre atakuma ulasamaz hale gelecek arac trafigi ,pazar gunleri goruyoruz bir uc taflanda diger merkezde arada bosluk yok .marka sehir yapicaz diye butun gocu buraya cekiyorsun, alt yapi yok ust yapi hep beton yol yok ,sahili betona gomdun ,kamu arazilerini sat awm yap oralarda dolsun onsan seli olsun bakalım 50 yilmi , 5 yılmı .
Muzaffer önder, yıllarca belediye başkanlığı yaptı... tek dikili ağacı yoktu... sırf solcu diye adamı yere göğe sığdıramiyorlar.... sırf solcu değil diye Mustafa Demire demedik hakaret bırakmadılar.... sırf solcu değil diye Halit Doğan, her ne yapsa eleştiriyorlar... siz önce Atatürk'ün ardına saklanarak milleti devleti belediyeleri soyup soğana çevirenleri konuşun.... eko, CHP'li belediyeler, ahbap, Haluk Levent, vs vs....