Samsun'un toprağı belediyenin gelir üretme aracı değildir!
Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, Samsun'da imar uygulamaları ile ilgili alınan kararları eleştirdiği köşe yazısında "Samsun'un toprağı belediyenin gelir üretme aracı değildir. Samsun'un geleceğini kim planlıyor, hangi anlayışla" dedi.
Bir kentte yapılaşmanın artması her zaman gelişme anlamına gelmez. Bazen gelişme adına alınan kararlar, kentin geleceğinden eksiltilen yaşam alanlarının, kamusal boşlukların ve ortak kullanım haklarının hikâyesidir.Samsun'da yıllardır sürdürülen imar politikalarına baktığımızda ne yazık ki bu hikâyenin tekrar tekrar yazıldığını görüyoruz.
SAMSUN’DA İMARIN DEĞİŞMEYEN ANLAYIŞI! KENTİN TÜM BOŞLUKLARINI İMARA AÇMAK!
Bu hafta köşe yazımda eski sanayi bölgesinde ilk planlandığı zamanda bilerek yada bilmeyerek üretilmiş ve bulunduğu yere anlam katmış küçük bir kamusal boşluğun Samsun Büyükşehir Yönetimi Tarafından nasıl ranta kurban edildiğinden bahsedeceğim.
Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve Ekim 2026'da Belediye Meclisinin gündemine getirilen imar planı değişiklerinden biri, bu anlayışın küçük ölçekte fakat oldukça çarpıcı bir örneğidir.
Canik ilçesi Yenimahalle sınırlarında, Piazza Alışveriş Merkezi'nin de bulunduğu eski küçük sanayi sitesi alanında, 1137 ada 3 parsel ile 1138 ada 6 parsel arasında kalan (Samsun Esnaf ve Sanatkarlar Odası güneyi) ve mevcut imar planında yol olarak ayrılmış alanın bir bölümü ticaret alanına dönüştürülmek istenmektedir.

Belediyenin hazırladığı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde 522,214 metrekarelik yol alanı ticaret alanına dönüştürülmekte, 360 metrekarelik cep otoparkı ise korunmaktadır. Aynı amaçla hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde de 598,829 metrekarelik yol alanının ticaret alanına dönüştürülmesi öngörülmektedir.( Rakamlar plan açıklama raporundan alınmıştır.)
Burada yalnızca birkaç yüz metrekarelik bir alanın kullanım kararının değiştirilmesinden söz etmiyoruz. Asıl mesele, Samsun'da giderek yerleşik hale gelen bir planlama anlayışının büyük parsel, küçük parsel gözetmeksizin kentin geleceği üzerinde yarattığı birikimli tahribattır.
Söz konusu bölgenin geçmişini bilenler, burasının başlangıçta küçük sanayi sitesi olarak planlandığını hatırlayacaktır. Sanayi sitesi yapıları, yaklaşık 6,50 metre yüksekliğinde, asma katlı ve ağırlıklı olarak iki seviyeli kullanımlardan oluşuyordu.

Daha sonraki yıllarda yapılan imar planı değişiklikleriyle küçük sanayi sitesi alanları beş kat yapılaşma hakkı bulunan ticaret alanlarına dönüştürüldü.
Üstelik mevcut yapıların geniş taban alanı kullanımları büyük ölçüde korunarak kat adedi artırıldı. Böylece zaten yoğun yapılaşmış olan bölgede toplam inşaat alanı ve ticari kullanım kapasitesi daha da büyütüldü.
Oysa küçük sanayi sitesi kullanımından ticaret kullanımına geçiş, yalnızca yapıların işlevini değiştirmez. Bölgenin ulaşım taleplerini, otopark ihtiyacını, yaya hareketliliğini, servis ve yükleme-boşaltma faaliyetlerini de değiştirir.
Yapılaşma hakkını artıran bir planlama kararının, bu artışın gerektirdiği kamusal alanları ve teknik altyapıyı da karşılaması beklenir.
Samsun'daki uygulamalarda ise çoğu zaman bunun tersini görüyoruz.
Önce yapı yoğunluğu artırılıyor, ardından bu yoğunluğun ihtiyaç duyduğu kamusal alanlar korunmak yerine yeni yapılaşma kararlarının konusu haline getiriliyor.
Bugün eski sanayi sitesi içerisinde gündeme getirilen plan değişikliği de tam olarak bu çelişkiyi yansıtıyor.
Küçük bir alanın büyük bir anlamı vardır
Plan değişikliğinin gerekçe raporunda, mevcut yol alanının yeniden değerlendirilerek kamusal kaynak oluşturulmasının, ticari kullanım ihtiyacının karşılanmasının ve alanın ekonomik potansiyelinin değerlendirilmesinin amaçlandığı belirtiliyor.
Dikkat çekici olan, gerekçelerin neredeyse tamamının ekonomik kullanım üzerinden kurulmasıdır.
Peki, bu alandaki mevcut yapı yoğunluğu ne kadardır? Bölgenin açık alan ihtiyacı nedir? Artan ticaret kullanımının ulaşım ve otopark üzerindeki etkileri hesaplanmış mıdır? Yol alanının daraltılmasının yaya ve araç dolaşımına etkileri araştırılmış mıdır?
Sunulan plan açıklama raporunda bu sorulara yanıt verecek ayrıntılı bir ulaşım, yoğunluk veya kamusal açık alan değerlendirmesi bulunmamaktadır.
Oysa plan değişikliği yapılan alan, eski sanayi sitesinin zaten sınırlı olan yapılaşmamış boşluklarından biridir.
Burada söz konusu olan boşluğun büyüklüğünden çok, bulunduğu çevre içindeki işlevidir.
Yoğun yapılaşmış bir kent dokusunda birkaç yüz metrekarelik açıklık bile ulaşım, erişim, görüş mesafesi, yaya hareketliliği ve gerektiğinde acil müdahale bakımından değer taşıyabilir.
Elbette imar planında yol olarak ayrılmış her alanın doğrudan park veya yeşil alan olduğunu söyleyemeyiz. Ancak yol alanları da kamusal mekân sisteminin parçalarıdır ve ticaret alanına dönüştürülmeleri yalnızca mülkiyet veya ekonomik getiri açısından değerlendirilemez.
Kaldı ki bu bölgede asıl yapılması gereken, yıllar içerisinde artırılan yapı yoğunluğunun ortaya çıkardığı açık alan ve ulaşım ihtiyaçlarını yeniden değerlendirmek, mümkünse yeni kamusal boşluklar üretmektir.
Büyükşehir Belediyesi ise bunun tersini yapmaktadır.
Kentin toprağı belediyenin gelir üretme aracı değildir
Samsun'da son yıllarda karşılaştığımız imar planı değişikliklerine baktığımızda, kamusal kullanıma ayrılmış alanların ekonomik değer üzerinden yeniden değerlendirilmesi yönünde dikkat çekici bir eğilim görüyoruz.
Bir yerde park alanı farklı bir kullanıma dönüştürülüyor. Başka bir yerde kamu hizmetine ayrılmış taşınmaz ticaret veya konut kullanımına açılıyor. Kıyı alanlarında yeni ticari işlevler ve yapılaşma olanakları gündeme getiriliyor. Şimdi de yoğun yapılaşmış eski sanayi alanının içerisinde kalan yol alanı ticaret kullanımına dönüştürülmek isteniyor.
Bu kararların her biri farklı gerekçelere ve hukuki koşullara sahip olabilir. Ancak ortak noktaları, kamusal kullanımın ekonomik getiri karşısında giderek ikinci plana itilmesidir.
Belediyelerin gelir elde etme ihtiyacı elbette vardır. Fakat belediyecilik yalnızca taşınmaz değerlendirmek, arsa üretmek ve bütçeye kaynak sağlamak değildir.
Belediyelerin asıl görevi, kentte yaşayan insanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak, sağlıklı ve güvenli bir çevre oluşturmak, kamusal alanları korumak ve gelecek kuşakların yaşam hakkını gözetmektir.
Bir belediyenin ekonomik kaynak üretme çabası, imar planlarının temel amacı haline geldiğinde şehircilik ilkeleriyle kamu yararı arasındaki ilişki tersine dönmeye başlar.
Planlama, kentin ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılan bir kamu yönetimi aracı olmaktan uzaklaşır; gelir üretme beklentisine göre şekillenen bir arazi kullanım mekanizmasına dönüşür.
Oysa imar planları belediye bütçesini büyütmenin değil, kentin yaşanabilirliğini güvence altına almanın aracıdır.
Her plan değişikliği kendi parselinde küçük, kent ölçeğinde büyüktür
Samsun'daki imar uygulamalarında üzerinde durulması gereken sorunlardan biri de plan değişikliklerinin çoğu zaman birbirinden bağımsız, tekil kararlar olarak değerlendirilmesidir.
Bir plan değişikliği birkaç yüz metrekareyi kapsadığı için önemsiz görülebilir. Bir başka değişiklikte birkaç bin metrekarelik kamu alanının kullanım kararı değiştirilebilir. Bir diğerinde mevcut yapılaşma koşullarına birkaç kat ilave edilebilir.
Bu işlemler ayrı ayrı değerlendirildiğinde her biri için bir gerekçe üretmek mümkündür.
Fakat kent bu kararların toplamıyla şekillenir.
Bugün birkaç yüz metrekarelik yol alanından vazgeçilir, yarın başka bir mahallede park alanı küçültülür, daha sonra bir kamu hizmet alanı ticarete dönüştürülürse, yıllar içerisinde ortaya çıkan sonuç yalnızca daha fazla yapılaşma değildir.
Ortaya çıkan sonuç; daha yoğun trafik, yetersiz otopark, azalan kamusal boşluklar, zorlaşan yaya ulaşımı, altyapı üzerindeki artan baskı ve giderek düşen kentsel yaşam kalitesidir.
Üstelik bu kayıpların geri alınması son derece güçtür.
Bugün gelir elde etmek amacıyla yapılaşmaya açılan bir alanı, gelecekte yeniden kamusal kullanıma kazandırmak için çok daha yüksek kamulaştırma bedelleri ödemek gerekebilir.
Bugün belediye bütçesine gelir olarak yazılan bir imar kararı, yarın aynı belediyenin karşısına çok daha büyük bir kamusal maliyet olarak çıkabilir.
Bu nedenle şehircilikte asıl başarı, boş bulunan her alanı yapılaşmaya açmak değil, hangi alanın neden boş kalması gerektiğini öngörebilmektir.
Kentin geleceğini kim planlıyor, hangi anlayışla?
3194 sayılı İmar Kanunu'nun temel yaklaşımı, yerleşmelerin plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun oluşmasını sağlamaktır. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği de plan değişikliklerinin plan bütünlüğünü ve sosyal-teknik altyapı dengesini gözetmesini öngörmektedir.
Bu çerçevede bir yol alanının ticaret alanına dönüştürülmesi, yalnızca belediyeye ekonomik kaynak sağlayacağı gerekçesiyle açıklanamaz.
Böyle bir değişikliğin ulaşım sistemi, çevresindeki yapı yoğunluğu, mevcut ve gelecekteki kamusal ihtiyaçlar bakımından gerekçelendirilmesi gerekir.
Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin önündeki temel tercih de budur.
Kentin geçmişteki planlama hatalarını düzeltmek, yapı yoğunluğunu dengelemek, eksik kamusal alanları tamamlamak ve yaşam kalitesini yükseltmek mi?
Yoksa mevcut yoğunluğu veri kabul ederek geriye kalan her boşluğu ekonomik potansiyel olarak değerlendirmeye devam etmek mi?
Eski sanayi sitesi örneğinde ikinci yaklaşımın ağır bastığını görüyoruz.
Üstelik burada söz konusu olan alan, zaten geçmişte yapılan plan değişiklikleriyle yapılaşma kapasitesi artırılmış bir ticaret bölgesinin içerisindedir.
Bu nedenle belediyenin yapması gereken, geriye kalan yol alanını da ticarete dönüştürmek değil, önceki yoğunluk artışlarının yarattığı ulaşım, açık alan ve altyapı sorunlarını ortaya koymaktır.
Samsun'un daha fazla yapılaşmaya değil, daha iyi planlamaya ihtiyacı var
Bir kentin gelişmişliği yalnızca yüksek binalarıyla, alışveriş merkezleriyle, ticaret alanlarının büyüklüğüyle veya ürettiği arsa değeriyle ölçülemez.
Gelişmiş bir kent, insanlarına ne kadar sağlıklı, güvenli ve erişilebilir bir yaşam çevresi sunduğuyla değerlendirilir.
Samsun'da yıllardır devam eden parçacı imar değişikliklerinin birikimli etkileri yeterince sorgulanmadan aynı uygulamaların sürdürülmesi, gelecek kuşaklara daha yoğun fakat daha az yaşanabilir bir kent bırakma tehlikesi taşımaktadır.
Eski sanayi sitesi içerisindeki birkaç yüz metrekarelik yol alanı belki tek başına Samsun'un geleceğini belirlemeyecektir. Ancak bu kararın temsil ettiği planlama anlayışı, kentin geleceğini doğrudan ilgilendirmektedir.
Çünkü kentler yalnızca inşa edilen binalarla değil, yapılaşmadan korunabilen boşluklarıyla da yaşanabilir hale gelir.
Samsun Büyükşehir Belediyesi artık kamusal alanları ekonomik değere dönüştürmenin kolaycılığından uzaklaşmalı; plan değişikliklerini gelir beklentisi yerine kent bütününün ihtiyaçları, bilimsel planlama ilkeleri ve kamu yararı üzerinden değerlendirmelidir.
Unutulmamalıdır ki belediyeler kentlerin sahibi değil, kentlilerin ortak yaşam alanlarını korumakla yükümlü kamu kurumlarıdır.
Bir belediye, kentin kamusal boşluklarını yapılaşmaya açarak bugün gelir elde edebilir. Ancak o boşluklara yarın ihtiyaç duyacak kentlilerin kaybını hiçbir bütçe geliri telafi edemez.
Asıl belediyecilik, kentin her metrekaresinden gelir üretmek değil, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir kent bırakabilmektir.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.
Diğer Yazarlar
Adem BEKTAŞTOKİ konutlarında o kadar el değişimi yaşanıyor ki!
Arzu ŞENKANSamsun TSO Başkanı Murzioğlu bu filmlerin içeriğini biliyor musunuz?
Ayhan HAMLISamsun'da emekli astsubaylar yürüdü! Astsubaylar haklarını istiyor
Ayperi TÜRKOĞLUSamsun Kitap Fuarında dernek, STK, vakıflara neden stant verilmiyor?

