Samsun Kent Haber köşe yazarı Osman Kandıra, toplum psikolojisi üzerine yazdığı köşe yazısında, "Cehalet, saldırganlık, tahammülsüzlük, egoizm almış başını gidiyor" dedi.
Değerli dostlar, bu gün biraz psikolojik konulardan bahsedeceğiz. Zira toplumda, cehaletle beraber bir saldırganlık, bir tahammülsüzlük, bir egoizm almış başını gidiyor. Haksız olmanın insanın kendi kendine verdiği tahribat ve psikolojisinden kaynaklı hakaretamiz davranışlara ve sözlere yönelmesinin psikolojik alt yapısı vardır.
Suçluluk Duygusunun Savunma Mekanizmasına Dönüşümü: Neden suçlu hisseden saldırır?
İnsan psikolojisinde suçluluk duygusu, bireyin kendi değer yargılarıyla ya da toplum kurallarıyla çelişen bir davranış sergilemesi durumunda ortaya çıkan karmaşık ve rahatsız edici bir içsel deneyimdir. Normal şartlarda bu duygu, kişiyi hatasını telafi etmeye ve empati kurmaya yönlendiren yapıcı bir işleve sahiptir. Ancak, suçluluk duygusunun yoğunluğu kişinin benlik algısını tehdit edecek düzeye ulaştığında, zihin kendini korumak için beklenmedik bir savunma mekanizmasını devreye sokar yani saldırganlık.
1. Bilişsel Çelişki ve Ego Savunması:
Kişi bir hata yaptığında iki ana fikir çatışır. "Ben iyi, dürüst bir insanım" ve "Kötü, yanlış bir şey yaptım" Bu durum psikolojide bilişsel çelişki olarak adlandırılır.
Zihin bu rahatsız edici çelişkiyi çözmek için şu yollara başvurur:
Yansıtma : Kişi, kendi içindeki suçluluk duygusuyla yüzleşmek yerine, bu negatif hissi karşı tarafa yükler. "Ben yanlış yapmadım, sen beni buna zorladın" düşüncesi hakim olur.
Kabullenmeyi reddetme: Hatayı kabul etmek ego için bir yenilgi olarak algılandığından, birey üstünlük kurarak bu zayıflık hissini bastırmaya çalışır.
2. İki Farklı Tipoloji: Utanç ve Suçluluk: Suçluluk ile utanç duygusunu birbirinden ayırmak gerekir: Duygu türü odak noktası olarak ortaya çıkan tepki sonucu suçluluk.
Yapılan eylemi "Yanlış bir şey yaptım"
Telafi etme, özür dileme
Utanç; Doğrudan benlik "Ben kötü biriyim"
Savunmaya geçme, öfke, saldırganlık.
Suçluluk duygusu, yönetilemediğinde hızla utanca dönüşür. Utanç hisseden birey kendisini çıplak, zayıf ve tehdit altında hisseder. Bu tehdit karşısında en hızlı verilen tepki ise "en iyi savunma hücumdur" mantığıyla dış dünyaya öfke kusmaktır.
3. Saldırganlığın Psikolojik İşlevleri;
Kişinin suçlu hissettiği anlarda öfkeli ve saldırgan tavırlar sergilemesinin arkasında birkaç temel psikolojik işlev yatar:
Dikkat dağıtma: Tartışmanın odağını kendi yaptığı hatadan çekip, karşı tarafın tepkilerine veya eksikliklerine yöneltmek.
Kontrolü geri kazanma: Suçluluk hissi kişiye kontrolü kaybettiğini hissettirir. Saldırganlaşarak durum üzerinde yeniden güç ve kontrol kurmaya çalışır.
Kurban rolüne geçiş: Öfke patlaması yaşayarak karşı tarafı sindirmek ve karşı tarafın haklılığını dile getirmesini engellemek.
Özetle; Suçluluk duygusuyla gelen saldırganlık, aslında derin bir çaresizlik ve yetersizlik maskesidir. Birey, kendi vicdanıyla yüzleşecek cesareti bulamadığında, içsel hesaplaşmanın yarattığı acıyı dışarıya öfke olarak yansıtır. Bu durum, kişinin kendi kusurlarıyla barışma noktasındaki olgunlaşmamış psikolojik savunma süreçlerinin bir göstergesidir.
Bir kedi, kedi olduğunu bir arslan da, arslan olduğunu asla unutmamalı. Yani herkes haddini bilmeli. Değerli hissetmek isteyen değer verir ve bunu gösterir. Ben küfürden nefret ederim. Üniversiteye kayıt yaptırdım. Birinci sınıfın ilk günü ve ilk derse gireceğim. Bir anda ortalıkta kimse kalmadı herkes sınıfa girmiş. Ben de gecikerek girdim. Hoca ders anlatıyor. Geciktiğim için özür diledim. Ve boş bir yere oturdum. Ders molasında yanıma iki kişi geldi ve beni sorgulamak istedi.
"Hayırdır" dedim.
"Sen baskılanmış ve şartlanmış birisin" dediler.
Ben de onları kovdum. "Seninle görüşeceğiz" dediler.
Nihayet okula belli bir uzaklıkta beş kişi yolumu kesti. Bir tanesi atıldı ve yumruk sallamaya başladı. Boks da spor olarak benim ilgi alanım. Fakat kavgadan hiç hoşlanmam. Kavga kaçınılmaz olunca saldıran ve daha sonra adını öğrendim Kenan'a "Bir dakika' dedim.
Durdu ve şaşkın şaşkın baktı.
"Seninle kavga edeceğiz, bu belli ama küfür edersen beni öldürmen gerekir yoksa ölürsün" dedim.
Neyse elimdeki kitapları yere attım ve bir, iki yumrukta yere serildi. Asla küfür etmedi. Çocuğa saygı duydum ve yerden kaldırdım. Kavgaya devam edince tekrar yere düşürdüm ve daha fazla hırpalamadan kitaplarımı aldım. Diğerlerinin hiç biri ortada yoktu. Kenan da bana saygılı davranmaya devam etti ve arkadaş olduk. Aslında iyi bir çocukmuş. Sadece kullanılmış.
Bu hikayede, Kenan düşünmüş kendine gelmiş ve o da bana saygı duymuştu. Eğer dayak yediğini kabullenemeseydi, yukarıda bahsedilen ego melanetinin pençesinde yok olacaktı. Daha da azacaktı. İşte, insanın kendini zaman zaman hesaba çekmesi gerekir. Gittiği yolun kendini nereye sürüklediğinin farkına varması gerekir.
Egosunu yenen insan kendine, çok büyük bir iyilik yapmış olur. Aksi halde kıyamete kadar azapta kalır. İyi insan egosunu, nefsini ve kibrini yenen insandır. Bu anlamda hepimizin yanlışları vardır. Erdemli olan yanlışlardan dönmektir. Savaşın, kavganın kazananı yoktur. Peki kim kazanır? Bu kavgadan çıkarı olup kavga ettirenler kazanır. Kavga edenler de kullanılmış maşa olurlar. Nefsi müdafaa başka.
Yüce kitabımızda, "Onlar size saldırmadan saldırmayın, anlaşmanıza uyun" diyor. Ancak eleştiri olabilir. Eleştiriye akıl ve fikirle karşılık verilmelidir. Aklı ve fikri olmayan ise, kendi kimliğini ortaya koyar ve hakaret haklı olanı bile haksız yapar. Bu gün suçluluğun psikolojisinden bahsettik. Gönül kırdıksa affola.









































