Samsun Kent Haber köşe yazarı Osman Kandıra, tarım arazileri başta olmak üzeretaşınmazlarda yaşanan 'paylı mülkiyet' sorununu yazdığı köşe yazısında "Paylı mülkiyet sorunu kanayan bir yaradır" dedi
Değerli dostlar, ülkemizde özellikle kırsal kesimlerdeki tarım arazileri başta olmak üzere, taşımazlarda 'paylı mülkiyet' kanayan bir yaradır. Paylı Mülkiyet nedir? Bir taşınmaz üzerinde birden fazla kişinin hisse oranları, tapu sicil kayıtlarına göre belli olan hissedarlığı- sahipliği demektir.
Türkiye'de, paylı mülkiyetlerde ortaklığın giderilmesi davaları ile sulh hukuk mahkemeleri, ciddi anlamda bir iş yüküne sahiptir. Bu mahkemelerde Adalet Bakanlığı'nın 2024 verilerine göre derdest dosya sayısı arabuluculuk zorunlu olmasına rağmen 2 milyonun üzerindedir. Dava konusu olmuş taşınmazların çok büyük bir kısmı, mirasçı mezarlığı haline gelmiş olup, hissedarlara ulaşmak imkansız haldedir.
Bu durum en çok tarım arazilerinde ve buralarda bulunan konutlarda çözümsüz haldedir. En çok görülen sorunların başında da ortaklığın giderilmesi izale-i şuyu davalarıdır. Dedelerden torunlara, devam edegelmiş mülkiyet sorunları baş edilemez bir hal almıştır. Spesifik bir örnek vermek gerekirse, hissedarlardan biri, bir banka kredisi kullanıyor ve borcunu ödeyemiyor. Banka hemen icra işlemi başlatarak ortaklığın giderilmesi - izale-i şuyu davası açıyor. Böylece taşınmazın tümü satışa çıkıyor. Oysa paylı mülkiyetli taşınmazın masum ve borçsuz hissedarlarının, taşınmaz üzerinde konutları ve yatırımları mevcut olup tamamı mağdur oluyor.
Bu durum, borç-alacak ilişkisi olmayan masum üçüncü şahısların, anayasa ile korunmuş olan mülkiyet ve barınma haklarını ihlal etmiş oluyor. Belki, borçlunun yüzde birlik bir hissesi için, taşınmazın tamamı üzerinde hak sahibiymiş gibi işlem görüyor. Oysa masum üçüncü şahısların, malum borç üzerinde herhangi bir kefaletleri yok veya borç verilirken muhtemel icra işlemi için, borçlunun borçlandırılma esnasında hissedarların oluru alınmamış. Bu ve benzer örnekler oldukça fazladır.
Türkiye'de genellikle tarım arazilerinin durumu böyledir ve kanayan bir toplumsal yaradır. Gerçek fiziki durumlar ise çok farklıdır. Mesela, bu araziler satış yoluyla el değiştirmiş ve hatta tek sahiplik altında toplanmış olsa da, ebeveynler tarafından tapu kayıtlarına işletilmemiş ve yazılı bir satış belgesi de oluşturulmamıştır. Her şey şifai rıza ile yapılmıştır. Ülke genelinde bu konuda ciddi bir çalışma yapılması şart olmuştur.
Konu ile ilgili olarak yasal değişiklikler ve düzenlemeler acilen yapılmalıdır. Bir örnek verecek olursak, alacaklı ancak borçlunun hisse oranı üzerinde, hisse miktarı ile sınırlı kalmak kaydıyla, ancak borçlunun hissesini devralmak ile sınırlı bir icrai tasarrufta bulunabilir şartı getirilebilir. Türkiye genelinde bu köklü sorunu çözmek elzemdir.
Vatandaşlarımızdan gelen yoğun şikayet ve talep üzerine bu konuyu kaleme aldık. Söylemesi bizden, çözüm üretip kahraman olmak sizden. Kalın sağlıcakla.










































Osman bey kardeşim, çok önemli bir konuyu gündeme taşıdığın için tebrik ederim. Devletimiz bu kanayan yarayı dindirmeli. Metin Çay
Osman Bey tespitiniz ve konuyu gündeme getirmenizden dolayı teşekkür ederim.Hisseli taşınmazların satışı veya devri konusunda da gerçektende büyük sıkıntılar var.Umarım yazınız milletvekillerimizin dikkatini çekerde bu konuda yasal bir düzenleme için girişimde bulunurlar.