Yeşilyurt AVM

Samsun Şehir Hastanesindeki vatan evladı ve belediyeler!

Kuzey Anadolu Sağlık Fuarı Samsun

Samsun Kent Haber köşe yazarı Osman Kandıra, vatan evladı dediği Samsun Şehir Hastanesinde görevli bir personelin hastalara karşı olan yakın ilgi ve alakası ile birlikte belediyeleri yazdı "Belediyecilik sistemi çökmüştür" dedi.

Değerli dostlar, daha önce Samsun Şehir Hastanesi ile ilgili eleştiri, dilek ve temenni içerikli bir yazı kaleme almıştık. Bu hafta da bizzat yaşayarak müşahede ettiğim bir konudan bahsedeceğim. 

İki gün önce bir ameliyat ile ilgili olarak Samsun Şehir Hastanesi'ne yolumuz düştü. Otopark ile ilgili bir takım çalışmalar gördüm ve çok mutlu oldum. Hastanede karşılaştığımız muamele kelimenin tam anlamıyla olağanüstü. Bu yazıyı isim belirterek yazmak istiyorum. Kötü olana kötü, güzel olana da güzel demek gerek. 

Hani bazen bir kuyuya tam düşerken, bir el uzanır sizi oradan çeker alır ya. Hani bazen bir kuruma işiniz düşer, ortalıkta kum gibi, kadın, çocuk, yaşlı ve ellerinde bir takım evraklarla her kesimden insan kaynar ya. Bu yoğunluk içinde orada bir çalışan çıksa, hani herkesin her şeyi olmaya çabalayan. Kiminin annesi gibi, kiminin ablası, kiminin kız kardeşi, kiminin kendi evladı gibi birisi. Ki kendi öz evladınız bu kadarını yapamaz. Güler yüz, tatlı dil, ağlayanla ağlayan, gülenle gülen biri ve canhıraş en üst seviyede bir ilgi ile ve yapabileceğinin en iyisi ile, sakin ve sinirleri alınmış bir anne şefkati ile canhıraş çalışan bir kahraman. 

O kişi bütün hastaların kendi öz evladı, annesi, kardeşi veya cankurtaranı. Bu güzel insan evladı ki, benim de bundan sonra, kabul buyurursa manevi kızım olsun Serpil Çevik. Peki bunu neden mi yazdık? Açıklayalım. Bu evladımız, tüm kamu çalışanları için, örnek olması gereken bir rol modeldir. Allah ondan razı olsun. Üstelik bir taraftan işini yaparken, diğer yandan iş arkadaşlarına yardımcı oluyordu. Yeterli süre kendisini izleme imkanımız oldu. Daha sonra da övgülerimi kendisine de söyledim ve bir süre de sohbet ettik. Adını öğrendim, tebrik ettim. 

Keşke tüm kamu görevlilierimiz hep böyle olsa. Kendisinden babasının telefonunu aldım. Ne gördüm biliyor musunuz? Babasını, telefonuna şöyle kaydetmişti: "Babacım Cennetin Kapısı" 

İşte bu bir evlat. O kaydı okuyunca gözlerim doldu. Çok etkilendim. Kendisine evladım, kızım demek istiyorumdum. Gördüm ki, o gelen hastaların hepsinin bir evladı idi. İşte böylesine biz, vatan evladı diyoruz. Biz kötüye kötü derken iyiye de iyi dersek iyiliği teşvik etmiş oluruz. Bu da iyilik yarışına bizim bir katkımız olur. İyilik ve güzellik biriktirmek gerekir. Neyi beslerseniz onu büyütürsünüz. Hem yakını hem uzağı görmek gerek. Burnunun ucuna bakan ileriyi göremez. Gözü yukarılarda olup sadece uzağa bakan da, burnunun ucunu göremez. 

Uzak dediğin de nedir ki. Kısa bir ömür kadar. İnsanoğlu bir var, bir yok. Ama iyilikler uzun ömürlü olur. Hiç unutulmaz. Biri yanınıza ağlayarak gelmiş ise gülerek çıkmalı değil mi. Bir insanı soğuk bir tavırla karşılayıp muamele etmek mi güzel, kırıp incitmeden güzel ve güleç bir tavır mı? Biz insanlar hassas varlıklarız. Bazen bir anlık tavır, davranış veya sözle kırmak o kadar kolay ki. Ama o bir ânı bir ömür düzeltemeyebilirsiniz. 

Hukukta, ivazlar arasında fahiş nispetsizlik diye bir tabir vardır. Yani verilenler ile alınanlar arasındaki orantısızlık. İnsan psikolojisinde bu ivazlar her zaman maddi bir özellik de taşımayabilir. İnsanlar hep sorar, 'Ben ona ne yaptım ki, bana böyle yaptı, ben bunu hak etmedim'

Bu sorunun nedeni şudur: Bu davranış veya sözü hak etmediğini düşünen kişi, kendisine orantısız bir davranış veya sözle karşılaşmış demektir. Heterojen bir yapıya sahip olan insanın, orantısız veya anlam verilemeyen bir tutum ile karşılaşmasının iki ana nedeni vardır. Ya planlı bir oyunla karşı karşıyadır veya içgüdüsel bir anlık davranışla karşı karşıyadır. İkincisi yerinde ve zamanında bir özür ile geçiştirilebilir. Ama ilkinin telafisi zordur. Hastane ortamlarında hep anlık refleksler devrededir. Bunun en iyi ilacı eczanede zor bulunur. Bu ilaç çalışanın iç huzuru ve psikolojisi ile doğrudan ilgilidir. O nedenle deriz ki, mutlu çalışan verimli olur. Tam da bu nedenle, iki yıla yakın bir zaman önce yazdığımız bir yazıya atıf yapacağız. Tüm insanlarımızın psikolojik terapilere ihtiyacı vardır. Ama gördüğümüz kadarıyla herkes değil. En azından Serpil Çevik evladımız değil.

Diğer konumuz ise, yerel yönetimlerle ilgili çok kısa bir değerlendirme ve önerimizin yinelenmesine dairdir. Görülmüştür ki belediyelerdeki yolsuzluklar, rüşvet çarkları, çarpık ve sapkın ilişkiler vs. ülke gündeminden hiç bir tarih düşmemiştir. Eski bir ifadeyle söylemek gerekirse, belediyeler hep arpalık olarak anılmaktadır. İyi örnekler de vardır. Samsun özelinden konuşacak olursak, herkes bir Halit Doğan, bir İhsan  Kurnaz, bir Ramazan Özdemir, bir Şerif Kılağuz değildir. 

Biz, tanıyıp da iyi bildiklerimizi yazdık, diğer iyiler kusura bakmasın. Ama ülke genelinde belediyelerde işler hiç iyi değil. Bu nedenle belediye ve muhtarlıkların kaldırılması yerine Valilik ve Kaymakamlıklara bağlı müdürlükler ihdas edilmesi gerekmektedir ve elzemdir. Bu günkü belediyecilik sistemi çökmüştür. Böyle olmuyor bu kesindir. Sistem yeniden yazılmalıdır. 

Bir başka konu ise, Tokat'ta yaklaşık 5.000 kişinin bulantı kusma şikayetiyle hastanelere başvurmalıdır. Geçen yıllarda yazmıştık ki inşallah başımıza gelen o değildir. Su depo ve kaynaklarını, gıdayı ve tarımı siyonistlerden çok iyi korumalıyız. Siyonizmin oyunları bitmez ve bitmeyecek. Epeyce bir zamandır CIA uçaklarının dünyaya havadan bir madde püskürttüğü biliniyor. Aman dikkat.