Samsun Kent Haber köşe yazarı Taner Tekin, köşe yazısında emperyalist ülkelerin Türkiye'nin güçlü olmasını istemediğini belirterek, Ortadoğu'da yaşanan savaşlara dikkati çekerek "Yaklaşan tehlikeye karşı birlik ve beraberliğe ihtiyaç var. Haç ile Hilal'in savaşı bitmemiştir" dedi.
Yazıma geçmeden önce
Çocukluk ve gençlik yıllarını Ülkü Ocaklarında geçirmiş çizgisinde hiç kırılma olmayan, omuz omuza da uzun yıllar birlikte mücadele ettiğimiz benim için eski bir dost ve aynı zamanda samimi bir dava adamı Savaş Çakır'ın, geçtiğimiz günlerde ani bir kalp krizi sonucu, genç yaşta hayatını yitirmesi beni derinden üzdü. Böyle acılar yaşayınca insan bazı şeyleri çok daha iyi anlıyor. Bu vesileyle ülküdaşım ve dostum Savaş Çakır’a bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyorum.
Haç ile Hilal’in Savaşı Bitmemiştir!
Binlerce yıldır süre gelen batı medeniyetinin Türk ve İslam düşmanlığı, gün geçtikçe azalmamış aksine her geçen gün artmıştır. Bu düşmanlık bazen doğrudan ama çoğu zamanda sinsice yapılmış, kiralık ve taşeron uşakları eliyle her daim devam etmiştir.
Elbette ki emperyalizm kirli emelleri doğrultusunda Ortadoğu başta olmak üzere Tüm İslam coğrafyasını hedef alarak, sömürge haline dönüştürmüş bölge halkına da kan ve gözyaşından başka bir şey sunmamıştır. Emperyalist ülkeler nihai hedefleri doğrultusunda, karşılarında durabilecek en büyük engel olarak da Türk Milletini görmüşlerdir. Çünkü bütün dünya bilmektedir ki, Türk Devleti güçlü olduğunda; Türk Dünyası, İslam Alemi ve hatta tüm mazlum milletlerin koruyucusu olmuş, nerede zulüm varsa karşısında durmuştur. Çok şükür ki tarihimiz bu örneklerle doludur.
İşte tam bu yüzden batılı emperyalist ülkeler Türk Milletini ve Türkiye Cumhuriyetini nihai ve en büyük düşman olarak görürler, doğal olarak da zayıflatmak oyalamak bölgesel ve küresel bir güç haline dönüşmesini engellemek için, türlü türlü oyunlar entrikalar tuzaklar kurarak, birlik ve beraberliğimizi hedef almış Sağ-Sol, Alevi, Sünni, Türk-Kürt çatışmasını körüklemiş hatta kiralık ve taşeron terör örgütleri eliyle, Türkiye Cumhuriyeti’ne saldırmayı alışkanlık haline getirmişlerdir.
Böylelikle onlarca yıldır Türkiye’ye büyük zararlar vermiş on binlerce sivil insanımızın, güvenlik güçlerimizin ve her meslek dalından vatan evlatlarımızın şehit olmasına sebep olmuşlardır. Bunun yanı sıra eğitim, sağlık ulaşım sanayi tarım gibi temel ihtiyaçlarımıza, harcamamız gereken milyarlarca paramızın da bu terör örgütleriyle mücadele ederken boşa gitmesine, ülkemizin refaha kavuşmasına ve kalkınmasına engel olmuşlardır.
Emperyalizmin uşaklığını yapan bu terör örgütlerinin devletimize ve milletimize verdiği ağır yaralar, hak verirsiniz ki sadece bunlarla da sınırlı değildir! Hepimizin malumu olan bu detayları yazmaya sayfalar yetmeyecektir. Türkiye olarak ağır bedeller ödemiş olsakta, sınırlarımız içinde ve dışında bu terör örgütleriyle yıllardır kahramanca mücadele ettik, ancak şimdi görüyoruz ki tehlike daha da büyümüş ve yaklaşmıştır!
Aç gözlü vahşi ABD başta olmak üzere emperyalist devletler iyice pervassızlaşmış ve başka bir safhaya geçmiştir. Geçtikleri bu safha Ortadoğu da büyütüp besledikleri terör devleti İsrail eliyle, tüm bölgeyi ve dünyayı ateşe vererek yeni bir Dünya Savaşının fitilini ateşlemeye çalışmaktadırlar. Filistin başta olmak üzere bölgeyi kan ve gözyaşına boğan insanlıktan nasibini almamış zalim siyonistler eliyle, barış ve güvenlik ortamına bombalar yağdırarak Siyonist ve Emperyalizmin ortak hedefleri doğrultusunda nihai hedef olan ülkemizi ateş çemberine almaya gayret etmektedirler. Bu durumun apaçık ispatı ise Filistin, Suriye, Lübnan, Libya, derken şimdi İran ile yaşanan savaşlardır.
İslam Ülkelerinden gerekli tavrı görmedikçe daha da şımaran Birleşmiş Milletler ve Avrupadan da hak ettiği cezayı almadıkça, her geçen gün azgınlaşan terör devleti İsrail vahşetine vahşet ekleyerek, ülkemiz için de bir tehdit olduğunu göstermektedir. Bu yaklaşan tehlike karşısında çok şükür ki devletimiz güçlü, ordumuz hazırdır. Ancak bu tehlikeyi bertaraf etmek ve ülke olarak en az zararla atlatmak için, yapmamız gereken şeyler de olduğunu unutmamalıyız.
İşte bu yüzden her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliğe ihtiyacımız olduğunun bilincinde olmamız gerekiyor. Sınırlarımız içinde ki tüm tehdit ve tehlikeleri ortadan kaldırmalı, fikir ayrılıklarını en aza indirmeliyiz. Komşularımız ve Türk Cumhuriyetleri ile son yıllarda gelişen ilişkimizi artırarak daha da güçlendirmeli İslam Ülkelerinin de bu konuya bizim gibi bakmalarını sağlayacak politikalar geliştirmeliyiz.
Tüm Dünyanın gözünü İsrail vahşetine yönlendirecek politikalar ve kampanyalar düzenleyerek güçlü bir kamuoyu oluşturmak zorundayız. Tabii ki her şeyden önemlisi son yıllarda, hızla gelişen Savunma Sanayimizi daha hızlandırmalı ve her alanda üretimi artırarak, dışa bağımlılığımızı en aza indirerek daha güçlü bir ekonomi oluşturmak en asli görevimiz olmalı. Biz Türk Milletiyiz! Yüce yaradanın asker olarak yarattığı tüm mazlumlara kalkan olmak ve Dünyaya Türk’ün adaletini hakim kılmak ülküsü olan Büyük Bir Milletiz!
Bu yüzden elbette düşman, düşmanlığını yapacaktır! Bize düşen binlerce yıllık tarihimizden aldığımız ilham ve devlet tecrübesiyle aklımızı kullanarak her türlü tehlikeye hazırlıklı olmaktır.
Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin










































Inci tanesi gibi çok güzel olmuş yüreğine sağlık kalemin dik olsun sayın başkanım
Kalemine emeğine sağlık başkanım.Yazinizin başlığı aslında yaşanan zalimligi özetliyor,ama şu gerçek ki Türk her zaman zalimin karşısındaki en büyük güç.Bu durumdan dolayı yıllardır ülkemize yaptıkları hainlikler hiç bitmiyor .Allah CC Müslüman Türk'ü ve ülkemizi her zaman muzaffer eylesin inşallah.