Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, İran'da yaşanan son gelişmeler ve Ortadoğu'da patlak veren savaşa ilişkin yazdığı köşe yazısında, "Bugün hem bölge, hem dünya için Türkiye'nin hakemliğine, adaletine ihtiyaç var. Recep Tayyip Erdoğan'a tarihi bir görev düşüyor" dedi.
Hem demokrasi, hem uluslararası hukuk diye yola çıkacaksın, sonra da devletlerin iç işlerine müdahale edeceksin. 'Bizim sömürü düzenimize, İsrail’e ve Amerika’ya boyun eğmeyen ölür, köleliği kabul eden yaşar' mantığıyla hareket edip Ortadoğu’yu kan gölüne çevireceksin. Buna da özgürlük, insan hakkı, barış diyeceksin. Olmaz, olamaz. Bu hem vicdana, hem insana, hem tarihe sığmaz.
Malesef herkes bir maske takmış. Maskenin ardında kimden destek aldıysa, kimin sofrasında oturduysa, kimin ekmeğiyle yürüyorsa oradan aldığı şırıngayı gizliden gizliye fırsat buldukça enjekte ediyor. Herkes bir yerden güç devşiriyor, ama kimse gerçekten bu coğrafyanın acısını hissetmiyor.
Eğer bu topraklarda gerçek bir barış, istikrar ve huzur olacaksa, önce bu kargaşadan çıkar sağlayanlar değil, samimiyetle barış isteyenler devreye girmelidir. Bugün Ortadoğu’da herkes kendi menfaatini ararken unutulan bir gerçek var: Bu coğrafya, yüzyıllar boyu adaletin ve huzurun merkeziydi. Selçuklu’suyla, Osmanlı’sıyla 1071’den 1800’lere kadar bu topraklarda her inanç, her ırk özgürce yaşamış; adalet, insanca yaşamanın temeli olmuştu.
O mirasın bugünkü temsilcisi Türkiye Cumhuriyeti’dir. Yüz yıldır türlü oyunlara, fitnelere rağmen, dimdik ayakta duran, her bedele rağmen zulme rıza göstermeden mazlumları koruyan Türkiye. Bugün hem bölge, hem dünya için Türkiye’nin hakemliğine, adaletine her zamankinden fazla ihtiyaç vardır.
Ve bu noktada elbette Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a tarihi bir görev düşüyor. Kabul edip etmemek onun tercihi, ama bu süreçte liderlik Türkiye’ye düşmüştür. Bu benim söylemlerimi eleştirenler olabilir, bu doğal. Fakat mesele memlekettir, insanlıktır, barıştır, dağların arkasında üzerimize hızla gelen kara bulutlardır. Bugün bu fırsat doğru değerlendirilmezse yarın 'keşke' demek kimseye fayda etmez. Çünkü artık sözün değil, herşeye ve ayrışmaya ve dahi geçmiş küslüklere rağmen birlik zamanıdır.
86 milyon Türkiye vatandaşı, yaklaşık bir milyar Ortadoğu insanı, iki milyar ümmet ve sekiz milyardan fazla dünya insanı kalıcı barışa muhtaç. Bunun adresi de kqbul görsün ya da görmesin bunun tek adresi Türkiye’dir.
Birinci adım bu topraklarda bir masa kurmaktır. Sayın Erdoğan başkanlığında Türkiye’deki tüm siyasi liderler, fikir farkına bakmadan bir araya gelmeli, birlik mesajı vermelidir. Bu hem içeride kenetlenmeyi sağlar hem de dışarıya güçlü bir irade gösterir.
İkinci adım, Türki Cumhuriyetler ve birinci derece dost ülkeler bu masanın ikinci halkasında toplamak olmalıdır. Çünkü aynı kökten, aynı inançtan ve tarihi dostluktan gelen halklar bir araya geldiğinde güç doğar.
Üçüncü adım, tüm İslam ülkelerinin bu birliğe davet edilmesidir. Aynı masa etrafında birleşen sesler, yeryüzünde hakkın ve adaletin temsili olur.
Son adım ise, tüm uluslararası güvenlik oluşumlarını ve dünya devletlerini bu masanın etrafında toplayarak hakkı, adaleti, insanlığı yeniden inşa etmek olmalıdır.
Çalışmak büyüklerimizden ve ayrışmayı öteleyerek rafa kaldırmak bizden, takdir Allah’tandır. Kimse gocunmasın, kibirlenmesin. Bu çağrının mefkuresin de menfaat değil, insanlık ve vicdan var. Türkiye birlik olursa, Ortadoğu nefes alır; Türkiye adaletle hareket ederse, dünya yeniden zulm gözyaşı ve karanlık çağdan kurtulur.









































