Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, Samsunspor'da geciken transfer sürecini yazdığı köşe yazısında "Samsunspor'da geciken transfer, heba alan kamp ve kapımıza dayanan risk. Çilek peşinde geçen yaz" diyerek yeni sezon öncesi uyarılarda bulundu.
Samsunspor'da geciken transfer, heba alan kamp ve kapımıza dayanan risk
Tribünün cefakar, vefakar sesi bugünlerde buruk. Çünkü o tribün, kulübünün hem en karanlık günlerinde, hem de şampiyonluk coşkusunda omuz omuza durmayı bilen ender taraftarlardan.
Aynı tribün, iki dönemlik transfer yasağının yarattığı enkazdan kulübü sırtlayıp Süper Lig’de üçüncülüğe taşıyan, yönetimini de alkışlamayı bildi. Başkanın ticari zekası, teknik ekibin pragmatik planı, oyuncuların yüreği ve azmi! Hepsi birleşti, belki de mucize denecek bir tablo ortaya çıktı.
Ancak tarih, en çok da başarıyı cezalandırır. Geçmişte 'olmaz denen' olduktan sonra çıta yükselir! İster istemez herkes tekrarını bekler! İşte tam da bu noktada, Samsunspor’un transfer politikasındaki gecikme ve belirsizlik, umutla birlikte kaygıyı da büyütüyor.
1. Kamp Kaçıyor, Çekirdek kadro oluşamıyor
Hazırlık kampı, sezonun kimyasını belirleyen laboratuvardır. Fiziksel yüklemeler, taktik provalar, soyunma odası uyumu, hepsi o dönemde inşa edilir. Transferler kampın sonuna bırakıldığında, laboratuvarın fişi çekilmiş demektir. Yeni gelen futbolcu takıma değil, takım ona uyum sağlamak zorunda kalır. Bu yıl da tablo aynı! Kampa yetişemeyen, son gün imzaya koşan oyuncularla şipşak formül arıyoruz. Oysa Avrupa hayali kuran, üç kulvarı omuzlamayı planlayan her kulüp, kemik kadrosunu çoktan kurmuş olmalıydı.
2. Ucuzun da ucuzu Stratejisi: Tasarruf mu, risk mi?
Kimse sokağa para atmayı savunmuyor. Yanlış transferlerin faturası, Anadolu kulüplerine altından kalkamayacağı borç dağları getirdi. Fakat bonservis veya maaş etiketine takılıp, yalnızca 'en ucuzun ucuzunu' seçmek, faturayı sezon içinde, puan kaybı olarak keser. Mesele pahalı isimlerden ziyade, doğru fiyata, doğru profili bulabilmekte. Dünyanın dört bir yanında tarama yapıp, henüz vitrine çıkmamış potansiyelleri keşfetmek, tam da bunun için var. Skaut ekibi gecikir, liste daralırsa; 1‐2 milyon dolara çilek diye sunulan, takıma tat katamayan transferlerle avunmak zorunda kalırız.
3. Rakiplerin 10’da 1’i Bütçe: Kozumuz planlama olmalıydı
Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin, Beşiktaş’ın kasasıyla yarışamayız. Trabzonspor ve Başakşehir dahi, finansal olarak önde. Ama futbolda para, planı olmayanın elinde köpüğe döner; planı olanın elinde kaldıraçtır. Bizim kozumuz tıpkı iki sezondur olduğu gibi, akılcı strateji olmalıydı. Avrupa vitrinine çıkmayı hedefleyen Samsunspor’un en az, altı ay önce başlattığı, kıtaları tarayan kapsamlı bir transfer modeline ihtiyacı vardı. Ne yazık ki son gün fırsatlarına bırakılan kader, akılcı stratejinin antitezidir.
4. Taraftarın Endişesi: Aynı Masalı üçüncü kez yazabilir miyiz?
İki transfer yasaklı dönemde yazılan destanın adı, mucizeyse, mucize seri üretime girmez. Aynı hikâyeyi üçüncü kez beklemek, kaderi zorlamak olur. Yoğurdu üfleyerek yemek zorundayken, biz hala kaynar kazanı bekliyoruz. Olası sakatlık dalgasında, formsuzlukta, Afrika Kupası veya kart cezalarında kadro derinliği imdadımıza yetişebilecek mi? Geciken hamleler zaman denen en pahalı sermayeyi yiyip bitiriyor.
5. Çözüm Önerileri
İzleme Ağı Reformu: Bölgesel skaut ekipleri kurup, gösterişsiz liglerin (Balkanlar, İskandinavya, Latin Amerika alt ligleri, Afrika akademileri) genç yeteneklerini altı ay önceden mercek altına almak.
Erken İmza Politikası: Takımın omurgasını oluşturacak isimler kamp başlamadan tamamlanmalı; geriye takviye ve rekabet artıracak ek transferlere esneklik bırakılmalı.
Performans Odaklı Sözleşme: Risk primi düşük, başarı bonusu yüksek kontratlarla hem kulüp korunur hem oyuncu motive edilir.
Şeffaf İletişim: Yönetim, taraftarla açık veri paylaşmalı; bütçe, hedef ve yol haritası konusunda tribünün güvenini diri tutmalı.
Başkan’dan futbolcusuna, taraftardan şehrin dinamiklerine kadar herkesin hikayeye inancı tam. Ancak inanç, eylemle buluşmadığında tribünün boğazında düğüm olur. Sezonun ilk düdüğü çaldığında, pişmanlık değil, umut haykırmak istiyorsak; transfer dosyasını son gün postasına bırakmayı artık rafa kaldırmak zorundayız.
Zaman daralıyor. Yoğurdu üfleyerek yemek istiyorsak, önce o yoğurdu zamanında sofraya getirmeliyiz.










































Yazılanların pek çoğu hepimizin ortak fikri. Belki daha da ileri gidip eleştirinin dozunu artırabiliriz. Lakin geçen senenin bir başarı mazisi ve samsunsporun ters motivasyona uğraması endişesiyle duygularımızı içimizde biriktirip söylemlerimizi umutla süslemeye devam ediyoruz. Ama başta yazdığım gibi doğru tesbit.
Başkanım her zamanki gibi çok güzel konulara değinmişsin kalemine sağlık ama bu başkan ne yapmaya çalışıyor hala çözemedik avrupadayız uyan başkan indir şu çileği artık çarşamba havalimanına