Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar ve şehir plancısı Embiya Sancak, belediyelerin kamu malları satışları ile milletin malını sattığını belirttiği köşe yazısında Atakum ilçesindeki Kurupelit Marina alanında planlanan projeye ve kentsel dönüşüm alanı içine alınarak satılan arazilere dikkati çekti.
Değerli okurlarım, uzun süredir makale yazmadım. Hiç bir sıkıntım olmadığını beyan edeyim. Yazılarımın genellikle Samsun ile, imarla, çevre ile ilgili olduğunu, beni takip edenler bilir.
Şimdi diyeceksiniz ki, bu konularda halkı bilgilendirecek hiçbir gelişme olmadı mı ki yazmadın. Cevap vereyim. Hem de çok oldu. Şimdi duyar gibiyim söylediğinizi "Bize mi küstün, yazdın yazdın da ne oldu? Yanlış yapanlar yapmaya devam etmedi mi? Yoksa çok basit bir kapris yaparak, sevgili bu gazetenin sahibi Haydar'a mı küstün' Cevap vereyim! Hiçbiri değil!
Amma uğraştırdım değil mi? Evet doğrudur. Yazacaklarım akılda kalsın diye, böyle hitap etmeyi uygun buldum. Sevgili meslektaşım, komşum, yazardaşım, İshak Memişoğlu, Samsun’da makale ve açık oturumları ile gereğini yapıyor. Ağabeyi olarak da, çok mutluyum. Öyle güzel yazıyor ki, ilgili ve anayasal olarak görevli olan meslek odalarına da rehberlik yapıyor.
Son günlerde belediyelerin, kamu mallarını satarak gelir temin etmek gibi zafiyete girdiğini haber veriyor. Hiç şaşırmadım, kötü ve beceriksiz varis anadan-babadan yani, atasından kalanı son kuruşuna kadar satar, sonunda evsiz olarak rahmetli olur. Atadan kalanı satan belediye başkanı, bir sonraki seçimde tekrar halkın karşısına çıkarak nutuk atar.
Şunu yaptım, bunu yaptım, öyle yaptım, böyle yaptım, uçurdum, uçtuk, çağ atlattım... vesaire. Bunun gibi pek çok konuda zırvalamak ve palavra atmak yani!
Kürsünün yanında veya bu gazetede köşemde olduğumda, "Hayde oradan bre başkan. Sen değil kamunun malı, milletin malının sattın" dersem ortalık karışır. Olsun karışsın bakın neden!
Önce edebi ve hukuki tanımlar..
Kamu Malı: Devletin veya kamu kurumlarının elinde bulunan, toplumun ortak kullanımına açık olan ya da bir kamu hizmetine ayrılan mallardır.
Millet Malı: Halkın ortak malı olan, devlete veya topluma ait bulunan ve herkesin hakkı olan şey demektir.
Bu ifade, Kurtuluş Savaşı döneminde kağnıdaki mühimmatı kendi yorganıyla örtüp, "Bu millet malıdır, ıslanmasın" diyen yaşlı kadının anısıyla simgeleşmişti.
'Herkesin malı olmak niteliği' çok ama çok önelidir. Her kafa içinde işe yarayan beyin yoksa anlayamaz. Şimdi somut örnekler vereyim.
Samsun Büyükşehir Belediyesi, zamanında satın aldığı Makro AVM arazisini şimdi sattı. Keşke daha çok alsaydı ve değerlendirip satsaydı da, bütçeye kaynak olsaydı. Yani iyi oldu!
Samsun Büyükşehir Belediyesi, kentsel dönüşüm için ayrılan bu amaçla temin edilen arazileri, amacı dışında gelir temini için satmasış, hem kamu malını ziyan etmek ve hem de çok önemli görev olan, kentsel dönüşümüm önemini zedelemiştir.
Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin dolambaçlı yollarla Atakum ilçesindeki eski Meteorolojinin yerini satması, kamu malını tam olarak ziyan etmek eylemidir.
Daha da önemlisi ise, bu araziye verdiği imar hakları ile burada yapılaşma gerçekleştiğinde, oluşacak taşıt ve insan trafiğinin, zaten kaos sürecinde olan Atatürk Bulvarı'nın kullanılamaz hale geleceğini görememiş olması, dar görüşlü olmanın tescilidir.
Şimdi gelelim millet malına göz dikmek örneğine! Denizler, kıyılar, kumsallar devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerdir. Buraları korumak millet malı olduğu için Anayasa gereğidir. Yani buralar devlete emanet edilen yerlerdir. Bu tanıma tam uygun ve Samsun kamuoyunda en fazla bilinir olan Atakum Körfez Marina bölgesidir.
Kıyı kanununa ilave edilen bir madde ile (orijinal metinde yok) döviz getireceği umularak, bir ayrıcalık tanınmıştı. Kanunun ilk çıktığında orijinal metinde var olan 'denizle ilgili tesisler kıyıda yapılır' bundan başka 'kıyılarda konaklama ve çarşı yapılamaz' hükmüne, şayet yat limanı yaparsan, otel ve çarşı yapabilirsin metni eklenerek, ayrıcalıklı hak tanınmıştı.
Bu ayrıcalıklı ilave hüküm Anayasa Mahkemesine götürülmedi. Sonuç itibariyle Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin yat limanı yapımı için imar planı onaması ve inşaatı yapmaya çok fazla yasal engeli yok. Zaten bu çok özel maddeyi bilen onama makamı yetkisini kullandı.
Buna rağmen konu yargıya taşınacak Anayasa hükmünü zorlayan husus, kıyıda dolgu alanlarında ticaret ve konaklama binası yapılmasını öngören Samsun Büyükşehir Belediyesi kararıdır. Yoksa burada yatlar için özel donanımlı liman yapılmasına anayasal ve yasal engel zaten yoktu.
İtiraz ve tartışmalara kamuoyunun gerilmesine neden olan gelişmelere Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin oy çokluğuna yaslanarak uzlaşmaz tavrından kaynaklanmıştır. Halbuki biz plancılar çözümü mutlaka buluruz.
Şöyle ki; İki aşamalı plan kararı verilir. Birinci kısımda yat limanı onama sınırı içinde, yat havuzu ve karaya ulaşım bağlantısı. İkinci kısımda ise kıyı uyarlama revizyon imar planında, yan dere ıslah yapılaşması kararları ile park alanı plan kararı verilmesi, mülkiyet statüsü dolgu sahası olan park alanında ilgili yönetmelik gereğince, halkın ihtiyacı için büfeler yapılabilir.
Denizin tam kıyısında yat limanı sahasında yatçılık için çarşı ve otel yapılması mutlak şart değildir.
Yani şunu söylüyorum. Yat limanı işletebilmek için, bünyesinde çarşı ve otel yapılması gerekir diye, hiçbir yasal mevzuat yoktur.
Hal böyle olunca Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin niyetinin bu işi yap-işlet-devret modelinde organize etmeyi planladığı anlaşılıyor.
Diyeceksiniz ki bunda ne var! Zaten yollarımızı bu yöntemle yaparak işletmiyorlar mı?
Burada çok etkin ve önemli farklılıklar vardır:
Şuanda onanan imar planında verilen imar hakları kullanılarak oluşacak yapılaşma ile, kıyının bu kısmında halkın deniz ile ilişkisi kesilecek. Aynen Samsun Fenerdeki otel ile Serbest Bölge gibi olacak.
Yap-işlet-devret modelinde, işletme süresi 10 yıldan fazla olunca, hele hele 49 yıllıklar tekrarlanırsa bunun adı devretmek yöntemi olmaz. Bu düpedüz satış olur. Sonuç, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Atakum Körfezde eski marina alanında onadığı imar planı kararı ile, plan onama sınırları içindeki araziyi satışa çıkartmayı düşünüyor. Yani milletin malını satarak, milletin denizle önünü kesmeye hazırlanıyor.
Not: İnşallah Samsun Büyükşehir Belediyesi bu satışa neden olacak işlemleri yapmaz. Samimi arzumla hoşçakalın -Saygılarımla










































Yusuf ziyadan sonra Halit başkan Samsun'un değerine değer katmaya devam ediyor.