Samsun Valiliği

Bu memleketin Ekrem İmamoğlu'ndan başka derdi yok mu?

Metro Turizm

Samsun Kent Haber köşe yazarı Fatih Türkel, Ekrem İmamoğlu'nu yazdığı köşe yazısında "Bu memleketin Ekrem İmamoğlu'ndan başka derdi yok mu?" dedi.

O 2 Yıl 1 Ayın Gerçek Hikayesi! Milletin Seçtiğine Mahkemenin Biçtiği Ömür

Ekrem İmamoğlu, Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya yönelik sözleri nedeniyle 2 yıl 1 ay hapis cezası ve siyasi yasak sonucunu doğurabilecek bir kararla karşı karşıya. 

Üstelik aynı dosyada daha önce iki kez beraat etmişti. Karar henüz kesinleşmiş değil; ancak bu ihtimal gerçekleşirse, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde yeni bir dönemin kapısı aralanacak ve İBB Meclisi’nde yeniden bir başkanlık seçimi gündeme gelecektir.

Peki, nasıl bir seçim göreceğiz?

Daha dün Üsküdar’da yaşananlara baktığımızda, bu soruyu sormamak elde değil. Sandıkta CHP’nin kazandığı bir belediyede, başkanvekilliği sürecine giden yolda dört CHP’li meclis üyesinin AK Parti’ye geçmesi, ardından gelen tutuklamalar ve nihayetinde AK Parti adayının başkanvekili seçilmesi... Bu tablo, önümüzdeki döneme dair zihinlerde çok derin soru işaretleri bırakıyor.

O halde asıl ve en sert soruyu sormak zorundayız!

Amaç, milletin sandıkta tescillenen iradesine saygı duymak mı, yoksa yeni bir kaos yaratarak milleti tamamen seçeneksiz bırakmak mı?

Korkarım ki cevap ikincisi.

Ve dönüp aynı acı soruyu yineliyoruz! Bu ülkeyi yönetenlerin Ekrem İmamoğlu’ndan başka derdi yok mu?

Cevabı uzaklarda aramaya gerek yok; İmamoğlu’nun bugüne kadar yazdığı siyasi hikâyeye bakmak yeterli. Beylikdüzü’nden İBB başkanlığına uzanan bu yolda o, Recep Tayyip Erdoğan karşısında seçim kazanmış, Türkiye’nin kalbi olan İstanbul’un yönetimini sandıkta söke söke almış bir isim.

Fakat onu asıl farklı kılan yalnızca kazandığı zaferler değil. Sokağa çıktı, pazara girdi, esnafla dertleşti; kadınlara, gençlere, çocuklara dokundu. Milliyetçi, muhafazakâr, seküler ya da mütedeyyin demeden herkesin kalbine giden o ortak dili kurmayı başardı. Farklı toplumsal kesimleri aynı masada buluşturdu. Özgür Özel’in genel başkanlığıyla sonuçlanan değişim sürecinin kilit aktörlerinden biri oldu ve ardından milyonların katıldığı ön seçimle Cumhurbaşkanı adayı ilan edildi.

Kurulan YENİ Parti de İmamoğlu’nu bu kimliğiyle sahiplenmeye devam ediyor. Üstelik partinin kuruluşunun hemen ardından TBMM’de ana muhalefet konumuna gelmesi, Türk siyasetinde son derece sıra dışı, ezber bozan bir tablo çıkardı ortaya.

İşte bu yüzden İmamoğlu sıradan bir siyasi rakip değil.

Farklı dünyaların insanlarını bir araya getirebilen, krizleri aşarak seçim kazanabilen ve iktidarın karşısında devasa bir alternatif üretebilen bir lider. Bedenen cezaevinde ya da baskı altında tutulabilir; ama siyasi etkisi zerre kadar azalmış değil. Milyonlara umut vermeye, gündemi belirlemeye devam ediyor.

Meselenin düğümlendiği yer tam da burası.

İstanbul’da ve ülkenin dört bir yanında yaşanan operasyonları, seçilmişlerin kelepçelenmesini birbirinden ayrı düşünmüyorum. Çok net söylüyorum: Bütün bu yaşananların arkasındaki tek ve asıl hedef, önümüzdeki muhtemel İBB seçimini dizayn etmek ve Ekrem İmamoğlu’nu bu yarıştan tamamen koparmaktır.

Mesele sadece bir belediye koltuğu değil; mesele, milyonların oyuyla Cumhurbaşkanı adayı gösterilmiş bir iradeyi sandığa giden yoldan tasfiye etmektir. Tek dert İmamoğlu, tek rakip İmamoğlu.

İstediğiniz kadar cezaevi kapılarını kapatın, önüne de aşılmaz hukuki barikatlar kurun. Milyonların kalbindeki değişim iradesini hapsedemezsiniz. Çünkü demokrasi, iktidarların yüzünü güldüren sonuçları üretmek değil; milletin özgür iradesiyle ortaya koyduğu karara baş eğmektir.

Hani sıkça atfedilir ya Mehmet Akif’e: "Tarih tekerrürden ibarettir derler; ders alınsaydı tekerrür mü ederdi?"

Bugün kalemiyle, kürsüsüyle, ekranıyla var olanlara; rakiplerini siyaset sahnesinden silmeye yemin etmiş olanlara açık bir çağrım var:

Biraz geriye gidin, tarihe bakın.

Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hikâyesinin başlangıcına, önüne konulan mahkeme duvarlarına bakın. O gün yaratılan mağduriyetin milletin vicdanında nasıl karşılık bulduğunu ve Erdoğan’ı omuzlarda nasıl iktidara taşıdığını bir kez daha hatırlayın.

Tarih bazen insanı fena çarpar: Siyasette bugün rakiplerinizi boğmak için kurduğunuz tuzak, yarın bizzat sizin önünüze çıkabilir.

Rakibinizi yok ederek değil, adil bir sahada onunla yarışarak kazanırsınız. Çünkü demokrasi, rakibin olmadığı bir ring değil; rakibin de özgürce nefes alabildiği ve yarışabildiği bir er meydanıdır.

Ve unutmayın; Sandık herkes için adil değilse, o ülkede demokrasi de yoktur.

Yorumlar (1)

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.
N
Nabiye Külekci

Yüreğine kalemine sağlıklı Fatih
Türkel. 👏👏🇹🇷🇹🇷

Yanıtla
Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.