Otellerin acenta düşmanlığı ve kaçan tren!

Samsun Kent Haber köşe yazarı Hüseyin Kırk, turizm sektöründe otel işletmelerinin seyahat acentalarını saf dışı bırakarak, dijitale yöneldiğini bu durumun da kalitesiz turist rezarvasyonlarına neden olduğunu belirtttiği köşe yazısında, "Acenta düşmanlığının getirdiği son nokta ve kaçan tren. Bugün otelcilik sektörü aynaya bakmak zorundadır. Ülke otel çöplüğüne döndü" dedi.
Otelcilikte Dijital Yanılgı! Acenta düşmanlığının getirdiği son nokta ve kaçan tren
Bugün Türk turizminin omurgasını oluşturan otelcilik sektörü, yıllar boyunca dijital rezervasyon platformlarının ve küresel devlerin sunduğu büyü serâbına kapıldı. Sınırsız oda kapasitesini ekranlara yığıp, komisyonsuz doğrudan satış hayali kuranlar; seyahat acentalarına, yüksek fiyatlar çekip aynı odaları dijital mecralarda üç kuruşa peşkeş çektiler.
Bugün gelinen noktada ise, uyanış acı ve gecikmiş oldu! Oteller, dijital ekranların arkasında aradıkları o kaliteli, yüksek bütçeli ve sadık turisti bulamayacaklarını, nihayet idrak ettiler. Fakat ne fayda? Yanlış hesap, dijitalin dervişlerinden döndü ve ortada ne o eski nitelikli turist kaldı ne de otellerin elini güçlendirecek, yerli ve milli acenta yapısı!
Dijitalin sınırsız dünyasındaki aldatıcı parıltı
Yıllar süresince otellerin büyük bir kesimi, seyahat acentalarını saf dışı bırakma gayretine girdi.
"Acenteye komisyon ödemeyelim, doğrudan doluluk yakalayalım" mantığı, sektörü dijital devlerin kurtlar sofrasına attı. Oda fiyatlarını dijital mecralarda dip rakamlara çekenler, yıllardır bu ülkeye nitelikli turist taşıyan, risk alan, krizde bile elini taşın altına koyan, seyahat acentalarını ötekileştirdi.
Oysa unutulan bir gerçek vardı! Dijital platformlar sadakat üretmez, yalnızca anlık fiyat kıyaslaması yapar. O platformlardan gelen kitle, otelinize değer katmak için değil, en ucuz yatakta bir gece geçirmek için oradadır. Kaliteli turist; güven ister, tecrübe ister, profesyonel bir acentenin rehberliğini ve küratörlüğünü arar. Bunu fark edene kadar oteller, kendi elleriyle müşteri kalitesini aşağıya çektiler.
Eski Kaliteli Turist Arayışı ve Acı Gerçek!
Şimdi şapka ön plana konmuş durumda; otelciler panik halinde eski kaliteli turistin peşine düştüler. Lüks segmentteki otellerden, şehir içi işletmelerine kadar herkes, nitelikli harcama yapan misafiri özlediğini dillendiriyor.
Ancak trajikomik olan şu ki; o nitelikli kitleyi yıllarca besleyen, eğiten ve bu ülkeye bağlayan seyahat acenteleri dışlanırken, dijital mecraların getirdiği geçici kalabalıklar, otelleri doldurdu. Kaliteli turistin dijital algoritmaların rastgele kaydırma hareketleriyle, bulunamayacağı gerçeği, an itibarıyla tokat gibi yüzlere çarptı. Tren çoktan hareket etti. Bazı gerçekleri anlamak için maalesef masraflı bir enkazın ortasında kalmak gerekiyormuş.
Fuarların Perişan Hali! Ülke Otel Çöplüğüne Döndü
Bu stratejik çöküşün en net görüldüğü yerler ise, hiç şüphesiz turizm fuarlarıdır. Bugün uluslararası veya ulusal fuar koridorlarını gezin, manzara son derece üzüntü vericidir. Fuarlarda seyahat acentaları yok, sadece oteller var.
Her köşe başında birbirinin aynısı, kimliksiz, ruhsuz beton yığınları... Kontrolsüz bir şekilde artan bu tesisler yüzünden, güzelim ülke adeta bir otel çöplüğüne dönüştü. Bir destinasyonun pazarlanması, sadece dört duvarı ve yatağı pazarlamakla olmaz. O oteli dolduracak vizyonla, paket tur kültürüyle, acentanın sunduğu entegre seyahat deneyimiyle olur.Acentaların olmadığı bir fuar, müşterisiz bir pazara benzer; sadece satıcıların birbirine mal satmaya çalıştığı kısır bir döngüdür.
Sonuç Yerine! Geri Dönüşü Olmayan Yol
Bugün otelcilik sektörü aynaya bakmak zorundadır. Dijital platformların nimetlerinden sonuna kadar faydalanacağını sananlar, aslında dijital sistemlerin esiri olduklarını, çok geç anladılar. Acentelere sırtını dönmenin, yerel turizm dinamiklerini yok saymanın bedeli ağır ödeniyor.
Otel çöplüğüne dönen bu coğrafyada, eski kaliteli turist nostaljisi yapmak kimseyi kurtarmaz. Kaybedilen güveni, ezilen acentecilik zincirini ve nitelikli turizm politikasını yeniden inşa etmek yıllar alacaktır.
Kısacası; oteller için tren kaçmıştır. Şimdi geriye kalan, bu beton yığınları arasında kimin ayakta kalacağını belirleyecek, acı bir hesaplaşmadan ibarettir.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





