Samsun'da kamu arazilari satılarak belediye maliyesi güçlenir mi? Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, Samsun için önemli bir konuyu kaleme aldı.
SAMSUN'DA KENT ARAZİLERİ SATILIRKEN, SAMSUN'UN GELECEĞİ KİME EMANET?.
Bölüm 2: Samsun'da Kamu Arazilari Satılarak Belediye Maliyesi Güçlenir mi?
Bir önceki yazımızda kamu arazilerinin yalnızca taşınmaz olmadığını, kentlerin geleceğini şekillendiren stratejik rezerv alanları olduğunu ifade etmiştik. Bu yazıda ise sıkça dile getirilen bir gerekçeyi tartışacağız: "Yatırımlara kaynak oluşturmak amacıyla kamu arazilerinin satılması."
İlk bakışta bu gerekçe makul görünebilir. Belediyelerin artan altyapı ihtiyaçları, ulaşım yatırımları, sosyal hizmetler ve kentsel dönüşüm projeleri önemli mali kaynaklar gerektirir. Ancak burada temel soru şudur:
Bir belediyenin yatırım finansmanını sürekli taşınmaz satarak sağlaması, sürdürülebilir bir mali yönetim anlayışı mıdır?
Kamu maliyesi açısından cevap büyük ölçüde olumsuzdur.
Çünkü taşınmaz satışı, tek seferlik bir gelir sağlar. Buna karşılık belediyelerin giderleri süreklidir. Personel giderleri, bakım-onarım harcamaları, ulaşım hizmetleri, altyapı yatırımları ve sosyal hizmetler her yıl devam eder. Sürekli giderleri, bir defalık gelirlerle finanse etmek, mali disiplin açısından sürdürülebilir bir yöntem değildir.
Dahası, satılan kamu arazisi belediyenin bilançosundan kalıcı olarak çıkar. Oysa o taşınmaz gelecekte farklı kamu hizmetleri için kullanılabilir, gelir getirici şekilde işletilebilir veya kamu mülkiyetinde korunarak stratejik amaçlara hizmet edebilir.
Şehir ekonomisi açısından da mesele benzer bir nitelik taşır.
Bir kamu arazisinin konut, ticaret veya turizm alanına dönüştürülmesi yalnızca satış geliri üretmez; aynı zamanda yeni altyapı yükleri de doğurur. Yeni yollar yapılması gerekir. İçme suyu ve kanalizasyon kapasitesi artırılır. Yağmur suyu sistemleri genişletilir. Elektrik, ulaşım, otopark ve sosyal donatı ihtiyaçları büyür.
Bu yatırımların önemli bir kısmı yine kamu kaynaklarıyla karşılanır.
Dolayısıyla bugün satıştan elde edilen gelir, yarın oluşacak kamu harcamalarını tamamen karşılamayabilir. Kısa vadeli mali rahatlama, uzun vadeli mali yükümlülüklere dönüşebilir.
İmar planlarının temel amacı da bu nedenle ekonomik değer üretmek değil, kamu yararını gözeterek dengeli bir kentleşme sağlamaktır. Danıştay'ın plan değişikliklerine ilişkin yerleşik kararlarında, planların kamu yararına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olması gerektiği; plan değişikliklerinin bilimsel ve teknik gerekçelere dayanmasının zorunlu olduğu sürekli vurgulanmaktadır.
Benzer şekilde Sayıştay'ın yerel yönetimlere ilişkin birçok denetim raporunda da belediyelerin taşınmaz yönetiminde uzun vadeli kamu yararını gözetmeleri, taşınmazların etkin ve verimli kullanılmasına önem vermeleri gerektiği belirtilmektedir. Belediyelerin sahip olduğu taşınmazlar yalnızca bugünkü yönetimlerin değil, gelecek kuşakların da kamusal varlığıdır.
Uluslararası planlama anlayışı da aynı yöndedir.
Avrupa'da birçok kent, kamu mülkiyetindeki stratejik alanları satmak yerine uzun süreli kiralama, kullanım hakkı devri, kamu-özel iş birliği veya gelir paylaşımı gibi modelleri tercih etmektedir. Böylece hem yatırım yapılabilmekte hem de kamu mülkiyeti korunmaktadır.
Çünkü çağdaş şehircilik anlayışı, mülkiyetin korunmasını, kısa vadeli satış gelirlerinden daha değerli görmektedir.
Samsun açısından bakıldığında ise konu daha da önemlidir.
Kent, Karadeniz'in en hızlı gelişen büyükşehirlerinden biridir. Nüfus artışı, ulaşım talepleri, kıyı kullanımı, yeşil alan ihtiyacı ve iklim değişikliğinin etkileri birlikte değerlendirildiğinde, kamu mülkiyetindeki stratejik alanların önemi her geçen gün artmaktadır.
Bugün satılan bir kamu arazisi, belki yirmi yıl sonra ihtiyaç duyulacak bir okulun, yaşlı bakım merkezinin, kültür tesisinin, afet koordinasyon alanının veya büyük bir kent parkının yapılabileceği son uygun alan olabilir.
Bu nedenle şehircilik yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, geleceğin belirsizliklerine göre de planlama yapmayı gerektirir.
Belediyelerin görevi yalnızca yatırım yapmak değildir. Aynı zamanda gelecek kuşakların seçeneklerini korumaktır.
Elbette hiçbir kamu taşınmazı mutlak biçimde satılamaz denilemez. Ancak satış, gerçekten zorunlu olduğu ortaya konulmuş, kamu yararı açıkça gösterilmiş ve başka finansman seçeneklerinin neden yeterli olmadığının şeffaf biçimde açıklandığı istisnai durumlarda değerlendirilmelidir.
Aksi hâlde kamu arazileri, tıpkı ilçeler ve çoğunlukla da Samsun Büyükşehir belediyesinde sıklıkla yapıldığı gibi, stratejik rezerv olmaktan çıkar; bütçe açığını kapatmak için başvurulan ilk kaynak haline gelir.
Oysa güçlü belediyeler, taşınmazlarını tüketerek değil; mali yapılarını çeşitlendirerek ayakta kalırlar.
Bugün tartışılması gereken soru şudur:
Samsun, kamu mülkiyetini azaltarak mı büyüyecek; yoksa kamu varlıklarını koruyarak mı güçlenecek?
Bu soruya verilecek cevap yalnızca bugünkü yatırım programlarını değil, gelecek kuşakların nasıl bir Samsun'da yaşayacağını da belirleyecektir.
Bir sonraki yazımızda, Atakum'daki Meteoroloji arazisi, Karayollarından devralınan taşınmazlar ve benzeri örnekler üzerinden plan değişikliklerinin kent silueti, nüfus yoğunluğu, ulaşım sistemi ve kamusal yaşam üzerindeki etkilerini ayrıntılı olarak değerlendireceğiz.









































