Yeşilyurt AVM

Samsunspor'u terk etmeyiz! Çünkü biz onun gerçek sahibiyiz!

Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, Samsunspor'u yazdığı köşe yazısında taraftara seslenerek, "İhtiyacımız olan şey suçlu aramak yerine yeniden ayağa kalkma iradesidir. Samsunspor'u terk etmeyiz, çünkü biz onun hafızasıyız, vicdanıyız, en önemlisi de gerçek sahibiyiz." dedi.

Süper Lig'de kötü günler geçiren Samsunspor'u köşe yazısına taşıyan Samsun Kent Haber köşe yazarı mimar İshak Memişoğlu, Samsunspor taraftarına "Samsunspor bizim, sevinci de hüznü de bizim" çağrısında bulundu.


Samsunspor bizim, sevinci de hüznü de bizim


Futbolda galibiyet kadar mağlubiyet de vardır. Bazen işler yolunda gitmez, bazen çok iyi oynadığınız bir karşılaşmadan bile istediğiniz sonucu alamazsınız. Futbolun doğasında bunlar var. Ancak gönül verdiğiniz takım sekiz haftadır galibiyet yüzü göremiyorsa, elbette üzülürsünüz, kızarsınız, hatta zaman zaman öfkelenirsiniz.

Bugün Samsunspor camiasında yaşanan da tam olarak budur.

Başta sahada mücadele eden futbolcularımız olmak üzere teknik heyetimiz, yöneticilerimiz ve hiç kuşkusuz Samsunspor'un gerçek sahibi olan taraftarlarımız, bu sonuçlardan dolayı üzgün ve kaygılı.

Sosyal medyada, sokakta, kahvehanelerde, dost sohbetlerinde eleştiriler giderek sertleşiyor. Kimi futbolcuları, kimi teknik heyeti, kimi de yönetimi sorumlu tutuyor. Elbette herkesin söyleyecek sözü var. Çünkü Samsunspor, bu kentin insanları için yalnızca doksan dakikalık bir futbol karşılaşmasından ibaret değil.

Samsunspor, bu kentin ortak sevinci, ortak hüznü, ortak hafızasıdır.

Ancak tam da böyle zamanlarda kendimize hatırlatmamız gereken bir gerçek var: Biz Samsunspor'u yalnızca kazandığı maçlar için sevmedik ki!

Bu takımın zor günlerini de gördük. Yenilgilerini de yaşadık. Umutlarımızın kırıldığı, beklentilerimizin karşılıksız kaldığı dönemlerden de geçtik. Ama hiçbirinde Samsunspor sevgimizden vazgeçmedik.

Çünkü bizim Samsunspor'la ilişkimiz bir başarı ortaklığı değil, bir gönül bağıdır.

Biz onunla güleriz, onunla ağlarız. Ama asla onu terk etmeyiz.

Burada bir gerçeğin de altını çizmek istiyorum.

Bugün Samsunspor, hukuken anonim şirket statüsünde faaliyet gösteren bir futbol kulübü olabilir. Şirketin hissedarları, yöneticileri, mali sorumlulukları ve ticari kararları vardır. Bunların hepsi futbolun bugünkü ekonomik düzeninin bir parçasıdır.

Ancak bir futbol kulübünün gerçek değeri yalnızca bilançosuyla, hisseleriyle veya sahip olduğu ekonomik varlıklarla ölçülemez.

Taraftarı olmayan bir futbol takımı, seyircisi olmayan bir tiyatro sahnesine benzer. Oyuncular vardır, sahne vardır, ışıklar yanar, perde açılır. Ama o oyuna anlamını veren, sahnedeki heyecanı paylaşan insanlar yoksa bütün bunların ruhu eksik kalır.

Futbol da böyledir.

Tribünlerdeki coşku, sokaklardaki kırmızı-beyaz bayraklar, bir golle ayağa kalkan binlerce insan, yenilgi sonrasında evine sessizce dönen taraftarlar...

İşte bir futbol kulübünü yalnızca ticari bir işletme olmaktan çıkarıp bir kentin ortak değeri haline getiren bunlardır.

Samsunspor'un hukuki sahipliği başka, gönüllerdeki sahipliği başkadır. O gönüllerdeki sahiplik de hiçbir zaman el değiştirmez.

Bu nedenle Samsunspor taraftarının eleştirme hakkı da vardır, hesap sorma hakkı da. Çünkü taraftar yalnızca başarı günlerinde tribünleri dolduran bir seyirci değildir. Kulübün geçmişini bugüne, bugününü geleceğe taşıyan en güçlü toplumsal bağdır.

Ancak eleştirirken bir çizgiyi de korumamız gerektiğine inanıyorum.

Futbolcularımızın sahadaki hatalarını konuşalım. Teknik heyetin tercihlerini sorgulayalım. Yönetimin kararlarını değerlendirelim. Yanlış varsa söyleyelim, eksiklik varsa gösterelim.

Ama bunu yaparken birbirimizi kırmayalım, futbolcularımızı değersizleştirmeyelim, kulübümüzün etrafında oluşan birlikteliği zedelemeyelim.

Unutmayalım ki sahada mücadele eden futbolcular da kazanmak istiyor. Onlar da yenilgiden sonra üzülüyor, onlar da tribünlerin önüne başları dik çıkmak istiyor.

Elbette profesyonel futbolun gerektirdiği sorumlulukları yerine getirmek zorundalar. Samsunspor formasını giymek yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bu kentin beklentilerini taşımaktır. Bu sorumluluğu kendilerine hatırlatmak hakkımızdır.

Fakat eleştirmek başka, umutsuzluğu büyütmek başka; hesap sormak başka, insanları hedef haline getirmek başkadır.

Yönetim de taraftarın kaygılarını görmeli, eleştirilerini dikkate almalı, yaşanan başarısızlıkların nedenlerini samimiyetle değerlendirmelidir. Taraftarın desteğini istemek ne kadar doğalsa, onun sorularına açık ve anlaşılır cevaplar vermek de o kadar doğaldır.

Sekiz haftalık galibiyet özlemini görmezden gelerek hiçbir şey olmamış gibi davranamayız. Ancak bu tabloyu Samsunspor'un geleceğine ilişkin bir umutsuzluk gerekçesine dönüştürmek de doğru değildir.

Bugün ihtiyacımız olan şey suçlu arama yarışından çok, hataları doğru tespit ederek yeniden ayağa kalkma iradesidir.

Ben Samsunspor sevgisinin en çok böyle dönemlerde anlam kazandığını düşünüyorum.

Takım kazandığında sevinmek kolaydır. Güzel futbol oynandığında alkışlamak, galibiyet sonrasında sokaklara dökülmek, başarılarla gururlanmak hepimizin hakkıdır.

Peki ya kaybettiğinde?

İşte taraftarlığın gerçek anlamı orada ortaya çıkar.

Samsunspor'u yalnızca kazandığında sevenlerden değiliz. Biz onu kaybettiğinde de sahiplenenlerdeniz.

Çünkü bu takımın formasındaki kırmızı-beyaz renkler bizim için yalnızca iki renkten ibaret değildir. Bu renklerde çocukluğumuzun hatıraları, gençliğimizin heyecanları, dostluklarımız, umutlarımız ve yaşadığımız kentin izleri vardır.

Samsunspor bazen bizi sevindirdi, bazen üzdü. Kimi zaman gururla başımızı kaldırdık, kimi zaman yenilginin hüznünü içimize attık.

Ama ertesi gün yine Samsunsporluyduk.

Bugün de öyleyiz, yarın da öyle olacağız.

Bu nedenle bütün Samsunspor sevdalılarına bir çağrım var:

Gelin, eleştirilerimizi sürdürelim ama sevgimizi eksiltmeyelim. Yanlışları söyleyelim ama doğruları da görmezden gelmeyelim. Futbolcularımızdan daha fazla mücadele, teknik heyetimizden daha doğru tercihler, yönetimimizden daha fazla sorumluluk isteyelim.

Ancak bütün bunları yaparken Samsunspor'un hepimizin ortak değeri olduğunu unutmayalım.

Çünkü yöneticiler değişir, teknik direktörler değişir, futbolcular gelir gider. Başarılar ve başarısızlıklar birbirini izler.

Ama Samsunspor kalır. Samsunspor taraftarı kalır.

Ve o taraftar, kulübünün gerçek sahibi olarak her koşulda onun yanında olmaya devam eder.

Benim Samsunspor'a bakışım budur.

Ne galibiyetlerle ölçülen bir sevgi ne de mağlubiyetlerle sona eren bir bağlılık...

Yense de yenilse de Samsunspor bizim.

Biz onunla ağlarız, onunla güleriz.

Ama asla Samsunspor'u terk etmeyiz.

Çünkü biz Samsunspor'un yalnızca taraftarı değiliz.

Biz onun hafızasıyız, vicdanıyız, en önemlisi de gerçek sahibiyiz.