Bir ülke İsrail'le ticareti sürdürüyorsa!...
Samsun Kent Haber köşe yazarı Ömer Süslü, İstanbul'da yapılan Filistin-Gazze mitingi ile ilgili yazdığı köşe yazısında "Bir ülke İsrail’le ticareti sürdürüyorsa, limanlar açıksa, ekonomik ilişkiler devam ediyorsa, o ülkenin meydanlarında ne söylendiği, ne kadar kalabalık toplandığı hiçbir uluslararası aktörün umurunda değildir." dedi.
Meydanlar Dolu, Talepler Boş: Filistin Mitinglerinin Anlamı Üzerine
1 Ocak’ta İstanbul’da Filistin’e destek mitingi yapıldı.
İktidara yakın vakıf ve derneklerin öncülüğünde, geniş bir katılımla gerçekleşti.
Görüntü kalabalıktı, sloganlar yüksek sesliydi, duygular yoğundu. Ancak siyaset, duygu yoğunluğu üzerinden değil; sonuç üretme kapasitesi üzerinden değerlendirilir.
Dünyanın her yerinde Filistin için mitingler yapılır.
Ama bu mitinglerin temel bir amacı vardır: Halk, kendi iktidarını uyarmak ister.
“Filistin konusunda daha ileri git, İsrail’le ilişkilerini gözden geçir, bedel ödemeyi göze al” der.
Türkiye’deki mitinge bu gözle baktığımızda karşımıza çıkan tablo ise nettir:
Meydan doludur, fakat iktidardan istenen somut bir talep yoktur. Konuşmalara bakıyorsunuz;
İsrail’le ticaretin kesilmesi talep edilmiyor.
Diplomatik ilişkilerin askıya alınması gündeme getirilmiyor. Askerî, stratejik ve ekonomik iş birliklerinin sorgulanması istenmiyor.
Ne isteniyor? Koskocaman bir hiç.
Bu durumda şu soruyu sormak zorundayız:
Bu miting kime yapılmıştır?
Uluslararası camiaya mı?
Birleşmiş Milletler’e mi?
NATO’ya mı?
Avrupa Birliği’ne mi?
Hiç zannetmiyorum.
Uluslararası sistem, meydan konuşmalarıyla ilgilenmez. Sloganları duymaz, pankartları okumaz.
Devletlerin aldığı somut kararları takip eder.
Bir ülke İsrail’le ticareti sürdürüyorsa,
limanlar açıksa, ekonomik ilişkiler devam ediyorsa,
o ülkenin meydanlarında ne söylendiği, ne kadar kalabalık toplandığı hiçbir uluslararası aktörün umurunda değildir.
Tam da bu yüzden Türkiye’de yapılan bu mitingler, İsrail’le ticaret kesilmedikçe, Filistin’e gerçek bir destek değil; en fazla iç kamuoyunu rahatlatma, yani bir tür evlat parlatma projesinden öteye geçmez.
Söylemle eylem arasındaki makas açıldıkça, vicdan siyasete dönüşmez; gösteriye dönüşür. Filistin, bir dış politika meselesi olmaktan çıkar; iç siyasetin konfor alanına hapsedilir.
Daha da önemlisi şudur:
İktidara yakın yapıların düzenlediği ve iktidardan hiçbir talepte bulunmayan mitingler, iktidarı zorlamaz; aksine mevcut politikayı meşrulaştırır.
“Bakın, meydanlar dolu” görüntüsü üretilir ama bu görüntünün dış politikada karşılığı yoktur.
Oysa Filistin meselesi, vitrinle taşınacak bir dava değildir.
Tutarlılık ister.
Cesaret ister.
Ve en önemlisi bedel ister.
Gerçek destek;
ticaretin kesilmesini talep etmeyi,
ilişkilerin askıya alınmasını konuşmayı,
uluslararası arenada yalnız kalmayı göze almayı gerektirir.
Bunları talep etmeyen her etkinlik, ne kadar kalabalık olursa olsun, politik sonuç üretmeyen bir ritüel olmaktan öteye geçmez.
Filistin için meydanlara çıkmak yetmez.
Meydanlardan iktidara net talepler yükselmediği sürece, o kalabalıklar tarihe bir baskı gücü olarak değil, bir kaçırılmış fırsat olarak geçer.
Filistin davası alkış değil;
irade, tutarlılık ve bedel ister.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





