Çalana çırpana ekonomik idam cezası gelmeli!

Samsun Kent Haber köşe yazarı Osman Kandıra, çalana çırpana 'Ekonomik İdam' cezası gelmesi gerektiğini yazdığı köşe yazısında, siyaset ve bürokrasinin ise 2028 seçimlerinde tamamen temizlenmesi gerektiğini söyledi.
Değerli dostlar, geçen haftaki yazımızda, sayın Cumhurbaşkanımızın şahsında ülkemizin geleceğine operasyon çekiliyor demiştik.
Daha önceki yazılarımızda da, ülkemizin her alanda yürütülen bir savaşın içinde olduğunu defalarca yazdık. Darbeler silsilesi bitti. Ardından post-modern darbeler geldi, bunlar da bertaraf edildi. Sonra FETÖ terör örgütünün hain darbe girişimi geldi ve hala derin operasyon uzantılı ve çok yönlü saldırılar sürüyor.
Yine bir takım cemaatlerin de, devreye gireceğini ve bunların da FETÖ terör örgütünün diğer versiyonları olacağını, yazmıştık ki FETÖ'de olduğu gibi, Süleymancılar devreye girdi. Emin olun, bir gün gelecek ve başkaları da çıkacak.
Adı konulmamış dışarıdan güdümlü hibrit saldırılar, asla bitmeyecek peki ne yapacağız derseniz, milli duruş, hassasiyet ve yasal refleksler kesinlikle acilen gösterilmelidir. Bu cemaatler İslam'da olmayan Ruhban sınıfı gibi, hareket ediyor. Bu da milletimizin, dini konularda cehaletinden kaynaklanıyor. Taraftar ve mürid bulamayan cemaat liderinin yapabileceği hiç bir şey yoktur.
Gelelim geçen haftaki yazımızın devamı niteliğinde, siyonizmin patronajındaki Forex ve fon krizine. Hala bu savaşı öyle yüzsüz, pişkin, pervasızca sürdürüyorlar ki, BIST 100 endeksi 13500 olduğundan beri, sosyal medyada borsa çöktü diye, bas bas bağırıyorlar. Cezalar kesinlikle caydırıcı olmalıdır.
Bireysel suçlarda, ağırlaştırılmış müebbet hapis olduğu gibi, mali suçlarla ilgili bu tür suçlar için, ısrar ediyorum 'Ekonomik İdam' cezası gelmelidir. Ekonomik idam ile, suçu işleyenin fiziki idamı değildir. Ülkemiz bu güne kadar çok çok büyük ekonomik saldırılara maruz kalmıştır. Türk Milleti defalarca soyulmuştur. Hukuk devletinde, bireysel adı, suçlarda olduğu gibi ekonomik suçlar da ancak işlendikten sonra, yargı devreye girer. Bu nedenle suç işlenme aşamasında, tedbirler devreye girmelidir. Bu noktada bürokratlar görevlerini tam yapmalı, görevini yapamayan savaş suçu işlemiş gibi, yargılanmalı ve bürokratın da mal varlığı tehlikeye girmelidir.
Milyarlarca TL çekilirken ve yurt dışına kaçırılırken, bunun gözden kaçtığını kimse söyleyemez. Bir tarih, MASAK'ın da olduğu Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen yaklaşık 30 kişilik bir grupla, Ankara'da bir toplantı yaptık. O toplantıda şöyle bir soru sordum; "Kudüs'te Ortodoks kilisesi papazı, kilise bütçesinden, ki bütçe ne kadarsa 50 milyon dolarını allem gullem götürdü ve yasalara ve anlaşmalara aykırı olarak, İstanbul'da Fener Rum Patrikhanesi'nde yargılanarak aforoz edildi. Peki siz Fener Rum Patrikhanesi'nin bütçesini araştırdınız mı?" diye sordum.
Hemen çay kahve arası verdiler. Arkadaşlar biz çay kahve değil zıkkım içelim ama görevimizi yapalım. Cumhurbaşkanına her şeyi yükleyip, görevi çay-kahve ile geçiştiren bürokrat olmaz olsun. Dünya savaşlarla yanarken, akaryakıt fiyatları arttı diye Cumhurbaşkanımıza yüklenen, cahil bir kesim var. Bu olmaz, olamaz. Bunları gördükçe, keşke vatanım için daha genç olsaydım diyorum. Gerekirse ölseydim diyorum. Elhamdülillah görevimi hakkıyla yaptım, gönlüm kendimden yana rahat. Bir müddet aktif siyasette bulundum elhamdülillah içim rahat ama başkalarını görünce, insan olduğu yerde tepiniyor.
Sözün özü, satın alınabilecek haramzade çok oldukça, vatan düşmanları daha çok alan bulur. TÜSİAD için şu sıralar, işler yolunda ve gıkları çıkmıyor. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve şahsında ülkemize operasyon çekiliyor. Artık bunu herkes biliyor. Maalesef içeriden ciddi destek buluyorlar. Bu hep böyleydi ve devam edecekler. Hani Hızır paşa kendini, Sivas valisi yaptıran Pir Sultan Abdal'ı idam ettiriyor ve fatura padişaha çıkıyor ya. Onun gibi bir şey.
Forex, Fon, Kuriş ve sayamadığımız bir çok krizleri İBB soygunundan farklı düşünmek cahilliktir. Hepsi bir bütünün parçalarıdır. Bu işin partisi pırtısı yoktur. Bu direksiyonu dışardan tutulan, çok ciddi bir savaştır. Bu savaşın hedefinde Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere, Cumhur İttifakı vardır.
Yabancılar, içerideki iş birlikçileri ile beraber, bu oyuna gelecek bir seçmen kitlesinin olduğunu düşünmekle, Türk Milletini hafife almışlardır. Cumhur ittifakı yıkılırsa, ülkeyi ele geçireceklerini düşünmektedirler. Bu noktada Türk Milletinin sağı ile solu ile, el ele kenetleneceğini bilmeliler. Ancak faturası ağır olur. Tam da bu minvalde, daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz ve sayın Devlet Bahçeli'nin de, 6 Ekim 2026 günü grup toplantısında belirttiği gibi 2028 seçimlerine girilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızı yalnız bırakan herkes eleğin altına düşmelidir.
Şimdi soruyorum;
İstanbul'da Fener Rum Patrikhanesi'nde Hristiyan Ortodoks mahkemesi kurulduğunda, laikçi kesimin bir tepkisi oldu mu? Hayır. Çünkü onların derdi Atatürk veya laiklik değil. Ama Kur'an ile mecliste yemin etirseniz yer yerinden oynar. Baş örtüsü meselesinde olduğu gibi. Onların derdi laiklik değil. Onların, sayın Yaşar Yıldırım'ın dediği gibi, İslam dini ile savaşları vardır. Hamas'a terör örgütü derler. İsrail'i haklı görürler. ABD'ye asla dil uzatmazlar.
Yapılan saymakla bitmeyecek güzel işleri kabul etmezler. Daha neler neler. Peki kardeşim siz, kimin için siyaset yapıyorsunuz, kime hizmet ediyorsunuz. Onlar sadece İslam dini ile olan savaşlarının gereğini yaparlar. Recep Tayyip Erdoğan bu gün çıksa dese ki "Ben AK Parti'yi feshettim, Yeni Parti'ye katıldım" iddia ediyorum ki, bu ülkede heykeltraşlar süper zengin olur. Hatta heykeltraşlık fakültesi daha çok açılsın diye, bas bas bağırırlar. Milli silahlarımız, uçaklarımız, füzelerimiz, elektronik silah sistemlerimiz daha çok sayabilirim, hiç biri için, sevinen gurur duyan, öven bir muhalif siyasetçi ne gördüm ne duydum.
Son olarak, hangi cenahtan olursa olsun siyaset ve bürokrasi 2028 seçimlerinde tamamen temizlenmelidir.
"Siyasette parası olanla değil yüreği olanla, kibirle değil tevazu ile, haramzade ile değil, helal lokma yiyenle, çıkarcı ve menfaat peşinde koşanla değil davasına kendini adamış serdengeçtilerle yol yürünmelidir. Basit bir memuriyete girmek, sınav ile alın teri ile olurken, siyasete girmek ve oradan yükselip devleti yönetmek, bu kadar kolay olmamalıdır. Siyasete girecek herkesin çok ciddi bir soruşturmadan sonra, yakınları dahil mal varlığı izlenmelidir. Vatan çok kıymetlidir.
"Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben" sözü öylesine söylenmiş bir söz değildir. Bu vatan için çarpan bir yüreğin sesidir.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





