Yasalar caydırmıyor! Bu suçlara kısas uygulanmalı!
Samsun Kent Haber köşe yazarı Osman Kandıra, hırsızları, soysuzları, sapıkları, ocaklar söndüren uyuşturucu tacirlerini yasaların caydırmadığını belirttiği köşe yazısında bu suçlara karşı kısas uygulanması gerektiğini yazdı.
Değerli dostlar, Fon ve Forex dolandırıcılığı, belediyelerdeki akıl almaz miktarlardaki hırsızlıklar, LGBT sapıklıkları, belediye soyguncularının tecavüzleri, hem de erkeklere tecavüz, artık bu insanlara inanın tüm hukuk yolları bile yetersiz kalıyor.
Neden yetersiz kalıyor? Çünkü buhırsızları, soysuzları, sapıkları, ocaklar söndüren uyuşturucu tacirlerini, demek ki yasalar caydırmıyor. Şimdi yazacaklarımdan dolayı bazı kişiler yine dinci, yobaz gibi bir takım yakıştırmalarla saldıracak ama, inanın hiç önemli değil. Biz doğru bildiğimizi yazalım. Balık bilmez ise Halik bilsin.
Birçok suç türlerine karşı kısas uygulanmalıdır. Bile isteye yasaları çiğneyenlerin cezalarında, ciddi caydırıcılık olmalı. Mesela devlete karşı terör suçu işleyenlerin vatandaşlıktan çıkarılması, tüm mal varlıklarına el konularak ömür boyu ülkeye giriş yasağı uygulanmalıdır. Dolandırıcıların ve bilip de ihbar etmeyen yakınlarının, bile isteye haksız kazanç elde edenlerin ve bilip de ihbar etmeyen yakınlarının ve hepsinin bilip de ihbar etmeyen çalışanlarının, bunlara göz yuman ve kayıran kamu görevlilerinin tamamının, mal varlıklarına el konulmalı ve vatandaşlıktan çıkarılmalıdır. Kısas uygulaması ise Allah'ın kesin emridir.
Cinayetlerde kısas en önemli çözümdür. Düşünün ortada bir mal ya da para var. Bu varlık gökten zembil ile inmedi. Mutlaka bu mal, ya da parayı birileri alın teri ile kazandı. Eğer biri çıkıp haksız bir kazanç elde ediyor ise, başkasının alın teri ile kazandığı bir değeri, çalıyor demektir. Fıtratta boşluk yoktur. Şunu herkes bilmelidir ki, bile isteye birinin hakkını yiyen varsa, tüm mal varlığı elinden gidecek. Bir genelleme de olsa, zenginin malı kıymetlidir, fakir bölüşür. Her türlü ticari faaliyetlerde adil oranlarda bir kâr marjı belirlenerek, uymayanların da mal varlığı tehlikeye girmelidir.
Dolayısıyla, bütün bunları kapsayan bir "Alın teri yasası" çıkmalıdır. Karşı çıkanlara şimdiden soruyorum!
Alın teri yasası çıkmasın da, bu edepsizlikler devam mı etsin? Herkes yaptığının sonucunu bilerek yapsın. Bu gün bu tür suçları işleyenler, kendileri için ileride muhtemel ve caydırıcı bir sonuçla karşılaşmayacağını düşündükleri için suç işlemeye devam ediyorlar. Çünkü başka korku ve endişeleri yok. Hani derler ya, "Allah'tan korkmaz kuldan utanmaz". İşte bunlar tam da böyle.
Çünkü Allah korkusu yok. Yine dincilik yaptık ama olsun. Böyle dinciliğe can kurban olsun. Bana dinci diyenler, Allah ve kitap ile bir alakaları olmadığı için derler. Bir kez bile yahudilere ve hıristiyanlara karşı bir çift sözleri yoktur. Çünkü onların savaşı gerçek İslam'a karşıdır. İslam doğru mu demiş yanlış mı demiş, umurlarında değildir. Onlar sadece karşıdır. Hep söyler yazarız. Müslümanım diyen bir kez olsun Kur'an'ın Türkçesini okumamıştır ve neye inandığının detayını bilmez. Kur'an'ın neyi emredip neyi yasakladığını bilmez. İmansız da neye inanmadığını bilmez, ama o sadece inkar eder. Her iki durum da cehalet örneklerindendir.
Cahil derken kimse alınmasın, hepimiz bilmediğimiz konuların cahiliyiz. Cahilliği ve hatayı kabul etmemek, narsistik özelliklerimizden beslenir. Ayrıca fitneciliğin de suç olması yasada yerini almalıdır. Zira fitne sonucu aileler dağılmakta, cinayetler işlenmektedir. Bakara suresi 217. ayette, fitnenin öldürmekten daha büyük günah ve suç olduğu açık açık yazılıdır. Bazı cenahların irtica hezeyanları sonucu, bir çok suç yasalarda tanımlanmamıştır. Oysa yasalarda tanımlanan suç ve kuralların bir çoğu Kur'an'a uygundur.
Sonuçta insan yönetmek ve insana kurallar getirmek çok zordur. İnsan öyle bir varlık ki, işi düşenin dostu, işi bitenin düşmanı olursun. Hiç kimse hata kabul etmez. Herkesin bir masumiyet hikayesi vardır. Bu hikayeye kendileri de inanır ve bu sayede vicdanlarını rahatlatmaya çalışır. Fakat doğru tektir ve Allah'a karşı saklanamaz, o her şeyi bilir.
Bu nedenle Allah'ın koyduğu kurallar en doğru kurallardır. Ona uyan kaybetmez. Bu nedenle suç işlemeyi önlemek için konulan kurallar; insanî, vicdani ve iman temelli olunca içsel önlemler devreye girmiş demektir. Bu da insanın niyetlerini şekillendirir.
Tabi bu her inançlı olduğunu iddia edenin, gerçek inançlı olduğunu kanıtlamaz. Bunun sırrı Mâun suresinde de görülebilir.
Bu nedenle inançlı olduğunu iddia eden kimseler, yazdıklarımızı çürütmek için örnek gösterilemez. Kalplerde olanı da, olmayanı da Allah en iyi bilendir.
Yorumlar (0)
Bu içerik için henüz onaylanmış yorum yok.





