Samsun Kent Haber köşe yazarı Hüseyin Kurt, Terörsüz Türkiye sürecinde İran'da PKK uzantısı PJAK'ın da içinde bulunduğu bir Kürt İttifakı'nın kurulmasının Türkiye için ne anlama geldiğini yazdığı köşe yazısında, "Terörsüz Türkiye'ye sürecinde sınırın ötesinde PKK uzantısının da içinde bulunduğu bir ittifakın kurulması tesadüf değildir" dedi.
Sınırın Ötesinde Kurulan Yeni Güç: İran’daki Kürt İttifakı ve Türkiye’ye Mesajı
İran’da dikkat çekici ve üzerinde ciddiyetle durulması gereken yeni bir gelişme yaşandı.
22 Şubat 2026 tarihinde, İran Kürdistanı’nda faaliyet gösteren beş önemli Kürt örgütü olan PAK, PJAK, HDKA, Xebat ve Komala ortak bir bildiri yayımlayarak “İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı”nı kurduklarını ilan etti.
Bu, sıradan bir siyasi açıklama değil. Bu, sahada uzun süredir ayrı ayrı hareket eden yapıların artık ortak bir gelecek senaryosuna göre pozisyon almaya başladığını gösteren stratejik bir adımdır.
Bu tür birleşmeler genellikle güçlü devletlerin döneminde değil, merkezi otoritenin zayıfladığı, belirsizliğin arttığı dönemlerde ortaya çıkar. Çünkü birleşme bir sonuç değil, bir hazırlıktır. Olası bir güç boşluğu ihtimaline karşı, sahada hazır olma refleksidir.
Kuruluş bildirisine bakıldığında hedefin oldukça net olduğu görülüyor.
İran İslam Cumhuriyeti rejiminin yıkılması ve İran’ın batısında, Kürtlerin siyasi iradesine dayalı yeni bir yapının kurulması açıkça ifade ediliyor. “Kendi kaderini tayin hakkı” ve “ulusal demokratik yapı” vurgusu, bu ittifakın yalnızca siyasi bir platform olmadığını, aynı zamanda sahadaki güç dengesini değiştirmeye aday bir hazırlık süreci olduğunu gösteriyor.
Daha da önemlisi, bu gelişmenin zamanlaması.
Bu ittifakın, ABD’nin İran üzerindeki baskısını artırdığı, askeri seçeneklerin açıkça konuşulduğu, dünya tarihinde en büyük askeri varlığın bölgede konuşlandığı ve Tahran yönetiminin ekonomik, siyasi ve toplumsal açıdan ciddi bir kırılganlık yaşadığı bir dönemde ortaya çıkması tesadüfle açıklanamaz.
Bölgedeki askeri hareketlilik, İran’a yönelik açık baskı politikaları ve bazı Kürt gruplarının uluslararası destek arayışları birlikte değerlendirildiğinde, sürecin yalnızca yerel dinamiklerle sınırlı olmadığı açıkça görülmektedir
Zamanlama, ABD ile örtük bir stratejik paralelliğin varlığı ihtimalini de güçlendirmektedir.
Türkiye açısından asıl kritik unsur, bu ittifakın içinde PJAK’ın yer almasıdır.
PJAK, PKK’nın İran koludur ve yıllardır aynı ideolojik ve örgütsel çizgide faaliyet gösteriyor.
Bu gerçek, meseleyi İran’ın iç meselesi olmaktan çıkarıp doğrudan Türkiye’nin ulusal güvenliğiyle ilgili bir başlık haline getiriyor.
Çünkü tarih bize şunu defalarca göstermiştir: Bir devlet zayıfladığında, sınırlar aynı kalsa bile sınırların ötesindeki güç dengesi mutlaka değişir.
Tam da bu noktada, Türkiye’de yaşanan başka bir gelişmeyle bu ittifakın ilanının aynı haftaya denk gelmesi dikkat çekicidir.
TBMM’de “Terörsüz Türkiye Komisyonu” sürecinin tamamlandığı, Türkiye’nin terörle mücadelede yeni bir aşamaya geçtiği günlerde, sınırın hemen ötesinde PKK uzantısının da içinde bulunduğu bir ittifakın kurulması tesadüf değildir. Sınırın hemen ötesinde yeni bir güç odağı oluşmaktadır.
Bu gelişme, Türkiye’nin güvenliği açısından dikkatle izlenmesi gereken yeni bir sürecin başladığını açıkça göstermektedir.
Bugün bu ittifakın sahadaki etkisi sınırlı olabilir. Bu tür birleşmeler bugünü değil, yarını hedefler. Amaç, merkezi otoritenin zayıfladığı bir anda hazır olmak ve oluşacak boşluğu doldurabilecek organize bir güç haline gelmektir.
İran bugün ciddi bir iç baskı, ekonomik kriz ve meşruiyet sorunu yaşıyor. Böyle dönemlerde sahadaki aktörler beklemez. Herkes kendi geleceğini garanti altına almak için pozisyon alır.
Ortadoğu’nun değişmeyen bir gerçeği vardır: Devlet güçlü olduğunda sahadaki unsurlar geri planda kalır. Devlet zayıfladığında ise yeni aktörler ortaya çıkar, yeni dengeler kurulur.
İran’da yaşanan tam olarak budur.
Ve Türkiye açısından bu gelişme, sadece komşu bir ülkede yaşanan siyasi bir hareketlilik değildir. Bu, doğu sınırımızın hemen ötesinde şekillenmeye başlayan yeni bir güvenlik denkleminin ilk işaretidir.
Ülke olarak bu süreci dikkatle izlemek, doğru okumak ve gerekli stratejik hazırlıkları yapmak artık bir tercih değil, zorunluluktur. Çünkü sınırın ötesinde kurulan her yeni güç dengesi, er ya da geç sınırın bu tarafını da etkiler.











































sayın yazar... biraz bekleyelim.... hem ülke içinde hem de yurt dışında etkin bir siyaset üreten RTE ve cumhur ittifakı, bh konuda nasıl hareket edeceğimizi belirleyecektir. ben, şu yaşıma geldim... RTE gibi ülkesinin, milletinin menfaatini gözeten başka bir siyasetçi görmedim. Atatürk'ten sonra bu ülkenin başına gelmiş geçmiş en değerli kişidir...
kardeş sen akpkk ittifakına destek olmaya devam et. bu kafayla bu yaşa iyi gelmişsin. :)
Tesadüflere inanmam sadece haber verilir denk getirtirilir
Haklısınız.