Samsun Kent Haber köşe yazarı Dinçer Soylu, Murat Çalık ve Ayşe Barım ile ilgili yazdığı köşe yazısında, tutuklu bulunan iki isminde sağlık sorunları olduğunu belirterek, "Bu bir çağrıdır! Elinizi vicdanınıza koyun. Bu insanlar yaşamalı" dedi.
Merhabalar İnsan Arıyorum!
Hekimlik mesleği büyük bir sorumlulukla icra edilir. Her hekim, mezuniyetinde ettiği yeminle bu sorumluluğu taşımaya söz verir:
"Görevimle hastam arasına; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime; Mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma;
Tehdit ediliyor olsam bile tıbbi bilgilerimi insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma; Kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine ant içerim."
Bugün Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık ve menajer Ayşe Barım, hem tutuklu olarak cezaevindeler hem de kanserle mücadele ediyorlar. İkisi de acil olarak, tam teşekküllü bir hastanede tedavi edilmek zorundadır. Ancak cezaevi şartlarında bu tedavi mümkün değilken, onları muayene eden bazı hekimler 'cezaevi koşullarında tedavileri sürdürülebilir' diyebiliyorlar. Oysa bu görüş hem tıbbi gerçeklerle hem de hekimlik yeminleriyle çelişiyor. Nerede kaldı vicdan? Nerede kaldı onur?
Murat Çalık’ın hayati önem taşıyan sağlık değerlerinin düşüklüğüne rağmen 'tehlike arz etmiyor' raporu verilmiş ve bu durum basına da yansımıştı. Şimdi yeniden Adli Tıp’a sevk edildi. Ancak Adli Tıp Kurumu doğrudan Adalet Bakanlığı’na bağlı ve yöneticileri Cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. Bu da verilen kararların bağımsızlığı konusundaki şüpheleri artırıyor.
Oysa hukukçuların da belirttiği gibi, Murat Çalık ve Ayşe Barım henüz hükümlü değil, tutukludur. Yani henüz suçlu olduklarına dair kesinleşmiş bir mahkeme kararı yoktur. Bu nedenle, bir hâkim veya savcı kararıyla evde tedavileri mümkün olabilir. Ancak bu insani çözüm yolu hala devreye sokulmuş değil.
Ne yazık ki geçmişte sağlık gerekçeleriyle af ya da tahliye uygulamaları yapıldı! Madımak Katliamı sanıklarından ağırlaştırılmış müebbet cezası almış Hayrettin Gül ve Ahmet Turan, ya da Hizbullah’ın askeri kanadından ve 'domuz bağı' yöntemiyle işkence uygulamalarıyla bilinen Mehmet Emin Alpsoy için, bu adımlar atılmıştı. Peki suçluluğu kesinleşmemiş, sağlıkları ciddi tehdit altında olan Murat Çalık ve Ayşe Barım için neden atılmıyor?
Yarın çok geç olabilir!
Bu bir çağrıdır: Elinizi vicdanınıza koyun. Tıbbın, hukukun ve insanlığın sesini duyun. Bu insanlar yaşamalı. Bir kereliğine olsun, hep birlikte vicdanla hareket edelim.
Tarih boyunca insanlığın peşinden giden filozof Diyojen, elinde fenerle gündüz vakti Sinop sokaklarında dolaşırken nedenini soranlara şöyle demişti:
"İnsan arıyorum"
Bugün o sözler, karanlık zamanların tam ortasında hala yankılanıyor.
Hoşça kalın.








































