Samsun Kent Haber köşe yazarı Furkan Eren Özdemir, siyasetin doğasını yazdığı köşe yazısında, "Bazı kapılar liyakatle değil, başka hesaplarla açılıyor ve önünüze duvar örenler omuz omuza yürüdüğünü sandıklarınız oluyor." dedi.
Siyaset bazen bir dava yürüyüşüdür, bazen de insanın kendi sabrıyla verdiği uzun bir imtihan.
Yıllar boyunca aynı sancağın altında, aynı ideallerin peşinden yürüdüm. Bir makam beklentisinden ziyade, memleketime fayda sağlayabileceğim bir yer bulma ümidiyle. Çünkü benim için siyaset, kartvizite yazılan unvanlardan çok daha fazlasıydı; doğduğum topraklara karşı duyduğum borcun adıydı.
Fakat insan bazen yolun ortasında anlıyor ki; bazı kapılar liyakatle değil, başka hesaplarla açılıyor. Ve bazen de bir insanın önüne duvar örenler, en çok omuz omuza yürüdüğünü sandıkları oluyor.
Bu memlekette en zor şey rakiple mücadele etmek değildir. Rakip dediğin bellidir, meydanı da bellidir. Asıl zor olan, aynı safta durduğunu sandığın insanların, kurduğu görünmez setlerle karşılaşmaktır.
İnsan böyle zamanlarda öfke duymuyor aslında. Daha çok bir yorgunluk çöküyor içine. Çünkü mücadele ettiğin şey artık fikir ayrılığı değil, niyet bulanıklığı oluyor.
Ben bugün geriye dönüp baktığımda kırgınlıktan çok, yorgunluk hissediyorum. Bir dava için verilen emeğin, bazen küçük hesapların gölgesinde kalmasına duyulan bir yorgunluk!
Ama yine de şunu biliyorum: İnsan bazen yürüdüğü yoldan değil, o yolda gördüklerinden yorulur. Benim meselem hiçbir zaman koltuk olmadı. Olsaydı çoktan başka yollar arardım. Benim meselem, memleketimin kaderine küçük de olsa bir iz bırakabilmekti.
Belki bugün, bazı kapılar kapalıdır. Belki bazı yollar bilerek daraltılmıştır. Ama insanın inancını daraltmaya kimsenin gücü yetmez.
Şunu öğrendim ki; siyaset gelip geçicidir, makamlar da öyle! Fakat insanın kendi vicdanıyla baş başa kaldığında taşıdığı yük kalıcıdır.
Ben bugün hala aynı yerdeyim:
Memleketimin tarafında, ama biraz daha suskun!
Biraz daha temkinli!
Ve doğrusu söylemek gerekirse, biraz da yorgun!
Çünkü bazen insanın en büyük kırgınlığı düşmanından değil, yol arkadaşı sandıklarından gelir.









































