Samsun Kent Haber köşe yazarı Arzu Şenkan, yardımsever, dindar, Müslüman, Laik görünüm altında devleti ve milleti dolandırmanın artık eskisi kadar kolay olmadığını yazdığı köşe yazısında, "Devlet başka bir frekansa geçti" dedi.
Yardımsever, dindar, Müslüman, Laik görüntüsü altında devleti ve milleti dolandırmak, artık eskisi kadar kolay değil.
Kılıf ne olursa olsun, kimlik ne kadar süslü olursa olsun; devlet artık görüntüye değil, yapılan işe bakıyor.
Bir dönem dindar görünmek, hayır işi yapmak ya da yardımseverlik bazı çevreler için, adeta dokunulmazlık sağlayan bir zırh gibi algılanıyordu. Bu görünüm üzerinden güven kazanılıyor, dini hassasiyetler istismar edilerek itibar inşa ediliyor, hayır görüntüsü altında ciddi ekonomik ilişkiler kurulabiliyordu.
Ancak o eski Türkiye, artık yok!
Devlet başka bir frekansa geçti.
Bu yaklaşımda görüntü, söylem ve algıdan çok; Yapılan iş, para trafiği ve hukuka uygunluk esas alınıyor. Çünkü dini değerler, milliyetçilik ya da devlete yakınlık, hiçbir şekilde suçun kalkanı değildir.
Devlet ortada hukuka aykırı bir faaliyet varsa, hiçbirini soruşturma dışında bırakmaz. Aksine, dini ve milli duyguların istismarı güven ihlalini daha da ağırlaştırır; çünkü burada yalnızca maddi zarar değil, inançların da suistimali söz konusudur.
Bu tür istismarlar, sadece devlete değil, gerçekten yardım eden ve inanan insanların da, itibarına zarar verir.
Bu nedenle verilen mesaj nettir!
Kimseye görüntüsüne, statüsüne ya da referansına göre ayrıcalık yoktur!
Varsa suç, delille ortaya konur.
Varsa para hareketi, incelenir.
Varsa kamu zararı, hesap sorulur.
Varsa mağduriyet, giderilir.Burada kritik ayrım da açıktır!
Dindar olmakla, dini kullanmak aynı şey değildir.
Hayır yapmakla, hayır görüntüsü oluşturmak aynı şey değildir.
Millete hizmet etmekle, milleti sömürmek aynı şey değildir.
Gerçek samimiyet denetimden korkmaz, gerçek hayırseverlik hesap vermekten çekinmez. Buna karşılık en büyük sorun, suçun masumiyet görüntüsü arkasına saklanmasıdır.
Devletin görevi de, tam burada başlar! İnanca müdahale etmek değil, inancın istismar edilmesini engellemek, hayrı durdurmak değil, hayır adı altında aldatmayı önlemek, dini suçun kılıfı haline getirmeye izin vermemektir.
Çünkü hukuk devleti, kimin neye inandığına değil, ne yaptığına bakar.
Bugün frekans değişimi denilen şey de budur! Artık hiçbir görüntü, hiçbir söylem ve hiçbir aidiyet, hukukun önüne geçemeyecektir.
Toplumun da, bu bilinçle hareket etmesi gerekir. Dış görünüme değil, şeffaflığa, söze değil, eyleme bakılmalıdır.
Çünkü gerçek dindarlık, başkasının hakkına el uzatmamaktır. Gerçek güven ise denetlenebilir olmaktır.
Ve artık net olan şudur!
Kılıf değişebilir, söylem değişebilir, görüntü değişebilir. Ama hukuk değişmez.
Devletin bakışı artık görüntünün ötesindedir. Bu da en çok, gerçekten dürüst ve samimi olanlar için güven verici bir gelişmedir.











































10 numara tespit... samsunkenthaber e değerli yazarı için teşekkürler....