Samsun Kent Haber köşe yazarı Musa Uzunkaya, Özgür Özel'in kurduğu Yeni Parti'yi ve CHP'nin siyasi geçmişini yazdığı köşe yazısında "Yeni Parti'nin nesi yeni? Belliki yeni rakıyı çok kaçırmışsınız" dedi.
ADINDAN BAŞKA YENİ OLAN NE?
Geçtiğimiz günlerde nur topu gibi yeni bir evladımız, pardon partimiz doğdu. Adına Yeni Parti diyorlar!
İçişleri Bakanlığı’na yapılan müracaat ve Yargıtayca onanan, 189'uncu parti olarak tarihe geçmiş oldu. Vatana millete hayırlı olsun diyelim. Ne doğuşu, ne gelişi, ne de gidişi pek de hayırlı olacağa benzemiyor.
Bir kere Türkiye, parti enflasyonunun, en çok olduğu ülkelerin başında geliyor. Bu kadar parti akla zarar. Bazı memleketlerde bu sayıda dernek bile yok. Ama bizde parti kurmak, turşu kurmaktan daha kolay! Çünkü turşuyu kurmak ciddi manada zaman alır. Hele hele, onun turşu haline dönüşmesi belli bir sürede mümkündür. Ama parti kurmak öyle mi! Birkaç kafadar bir araya gelir, ya eski partisine kızmış, veya farklı hesaplar peşinde düşmüş! Al sana yeni bir parti!
103 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi’nin son doğumu da, böyle bir oluşumdur. Tanzimattan itibaren ciddi bir yönelişle, batı eksenine teslim edilen Osmanlı’nın inkıraz dönemi, Selanik’ten Anadolu’ya başlatılan Sabetayist, Yahudi ve dönme bir kısım ihanet şebekelerinin, farklı versiyonlarda partileşerek batıdaki Jön Türkler, İttihat ve terakkiciler, sonuçta Cumhuriyet Halk Fırkası 6 Eylül 1923 tarihinde kurulduktan sonra, muvazaalı kurdurulan iki parti ve akabinde 1946’da kurulan Demokrat Parti ile, çok partili hayata zorunlu geçiş sağlanmış, bu durumda, 189 amblem ve parti ile siyaset arenasında akıl almaz siyasi yapılanmalar söz konusu olmuştur.
CHP’ye tabir yerindeyse Katolik nikahı ile bağlı olanların dışında, bir kısım insanlar gidişattan memnun olmayınca, farklı eğilimlere başvurmuş, ancak dönemin despot ve baskıcı anlayışı bu yapılara pek fazla izin vermemiştir.
Nitekim 6 Eylül 1923’te kurulan Cumhuriyet Halk Fırkası ve onun yöneticileri (1923-1946) arasında iki partiye izin vermiş, lideri ise, ikisini de kapatmış veya feshetmiştir.
Bunlardan birincisi;
TERKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI diğeri de SERBEST CUMHURİYET FIRKASI’dır.
17 Kasım 1924 tarihinde Mustafa Kemal’in teşvik ve tavsiyesiyle, en yakın arkadaşları olan Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay ve Adnan Adıvar gibi isimlerden oluşan bir grup tarafından kurulan Terakkiperver Halk Fırkası, Şeyh Said isyanlarıyla da ilişkilendirilmesi suretiyle, ama esas amaç yapılan zulümler karşısında halkın tepkisine maruz kalan Mustafa Kemal'in partisi tepkilerin odağı olmuş, bunun üzerine 5 Haziran 1925 tarihinde Mustafa Kemal’in emriyle kapatılmıştır.
12 Ağustos 1930 tarihinde de, Ali Fethi Okyar başkanlığındaki bir heyet tarafından Mustafa Kemal’in direktifiyle, yeni bir parti kurulmuş, bu partiye halkın gösterdiği büyük teveccüh aynı yılın ağustos ayında büyük demokrat lider(!) tarafından derhal fesh ettirilmiştir.
Mustafa Kemal’den sonra, 7 Ocak 1946’da CHP’den ayrılan Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü gibi kurmaylar tarafından kurulan Demokrat Parti, kuruluşundan kısa bir zaman sonra, 21 Temmuz 1946'da açık oy, gizli tasnif uygulamasıyla, yapılan ilk seçimlerde, CHP’nin sadece ilk sandık hırsızlığının değil, siyaset madrabazlığının yaşandığı süreçte, CHP yeniden tarihin görmediği bir hırsızlıkla iktidara gelebilmiş, o gün bugün oy ve makam hırsızlıklarıyla, nereye gelmişlerse oraları da talan etmişlerdir.
14 Mayıs 1950 seçimlerinde, artık Avrupa’nın ve dünyanın da baskısıyla, ancak CHP’nin topluma yaptığı büyük baskı ve zulümlere rağmen millet yüzde 53 oy vererek Adnan Menderes ve kabinesini iktidara getirmiştir.
Evet CHP tarih boyunca meşru ve halkın desteğiyle bir defa olsun iktidara gelmiş değildir. Totaliter, birinci ve ikinci şeflerin döneminde seçimsiz ve kendi belirledikleri adaylarıyla çeyrek yüzyıl iktidarda kalmış gibi gözüken bu parti, aslında hiçbir dönemde demokrat olmamıştır. Adında Cumhuriyet olsa da, cumhura ve halkın iradesine, hiç bir zaman saygılı olmamıştır. Cumhurun iradesini 1946 yılında nasıl göz göre göre gasp ettilerse, her dönemde benzer entrikaları devleti elinde tutan kendi bürokratlarıyla daima konsolide edebilmişlerdir.
Bunun en acı örneği de, üç dönem ezici çoğunlukla iktidar olan Menderes hükümetleri, 27 Mayıs 1960 darbesiyle iskat edilmiş, bütün partililer, milletvekilleri ve bakanlar en ağır baskı ve zulümlere maruz bırakılmış, cezaevleri, Yassıada’lara gönderilmiş, bununla da yetinilmemiş başbakan Menderes ve iki Bakanı idam sehpasında, millet tarafından seçilmenin bedelini ödemiştir.
O gün bugün kullanılan terkip şudur; 'CHP ve ordu el ele.. İktidar ve iyi günlere'
Bu sloganı muhalifleri değil bizzat, CHP’liler itiraf ve ifade etmişlerdir.
Hatta yetmedi bugün bile kendilerince tasvip edilmeyen siyasi iktidar ve liderlerine, zaman zaman Menderes göndermesi yaparak, "Akibetininiz onun gibi olacak!" tehdidini savuran bu adamlardan, hangi demokrasi beklenebilir ki?!
Bugüne kadar geçmişleriyle hesaplaşan, "hakikaten biz şu şu şu konularda yanlış yapmışız. Biz bu mirası kesinlikle reddediyoruz!" diyen tek bir CHP’liye rastladınız mı?
Bir ara Kılıçdaroğlu seçim öncesi halka "Helalleşelim" dedi. Tabii bu cumhurbaşkanı olabilme arzusuyla, nasıl helalleşme olacağı konusunda bir açıklama yapmadan, soyut bir kavram olarak kullanıldı. Ancak geçmişte yapılan zulümler, liderlerinin tarih içerisinde edindiği namütenahi, bugün dahi dudak uçuklatan büyük servetlerin nasıl edinildiği sorgulamasına imkan tanımayan yaklaşımlar, tiranlaştırılan liderler ilahlaştırılan ve putlaştırılan ilkeler sistemler asla vazgeçilmez olarak kabul edilip, kendilerince topluma kırmızı çizgi olarak dayatılmış hususlardır.
Şimdi Allah aşkına bu parti ve o partiden ayrılan adına da Yeni Parti denilen bu yeni oluşumun, geçmişi ile hesaplaşıp, bugününü ve geleceğini aklayacak bir yaklaşımı var mı?
Kılıçdaroğlu eski Kılıçdaroğlu, Özgür Özel aynı Özgür Özel!
Nedir ortadaki kavga? O sandalyeye sen mi oturacaksın, ben mi oturacağım, sen mi lider olacaksın, ben mi lider olacağım?
Allah aşkına bu milletin sizin kayıkçı kavganıza, figüran ve seyirci olarak bakması sizi çok mu mutlu ediyor?
Hani yaradılışı itibarıyla siyahi bir kadının ismine Gülbeyaz demeniz onu nasıl gülbeyaz veya beyaz yapmıyorsa, siz de 103 yıllık tabularınızı yıkmadığınız müddetce, hiçbir şekilde yeni bir şey olamazsınız. Belli ki son zamanlarda yeni rakıyı çok kaçırmış veya pahalı olduğu beyanları nedeniyle, bu isim sayesinde özlem gidermeye çalışmaktadırlar. Biliyoruz, siz mezar başlarında bile yeni rakı içmekten özel bir zevk duyarsınız. Sizin ahlaki anlayışınız, dine, dindara, müslümana, baş örtüsü ve dini değerlere, ölene ve hayatta olana verdiğiniz değerin ne olduğunu az çok biliyoruz.
O bakımdan Allah aşkına bana söyler misiniz Yeni Parti'nin nesi yeni?
Lideri mi, ilkeleri mi, demokrasi anlayışı mı, din ve özgürlük, toplumun milli ve manevi değerlerine bakış açısı mı?
Lütfen bana tek yeni bir şey gösterin! Asla mümkün değil. O halde sözde bugün arkasında milyonların koştuğu iddia edilen bu parti, prematüre doğarken ölmüş ve yarınlar vaat etmeyen bir siyasi meftadır.
Bir farkla Özgür İmamoğlu, pardon Ekrem Özel! Allah aşkına ne olur bu iki varlıktan?
Gelecek bize neleri gösterecek hep beraber göreceğiz.









































