Samsun Kent Haber köşe yazarı Hüseyin Kurt, ilkokullarda yapılan mezuniyet törenlerini yazdığı köşe yazısında, "Öğrenciler için mi, veliler için mi yapılıyor? Gösteriş kültürü mü, kına gecesi mi?" dedi.
İlkokul Mezuniyetleri mi, Duygu Gösterileri mi?
Son yıllarda okullarda düzenlenen mezuniyet törenlerine bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bu törenler gerçekten çocuklar için mi yapılıyor, yoksa yetişkinlerin kendi duygularını sergilediği bir sahneye mi dönüştü?
Karne günleri ve okul bitirme törenleri eskiden öğrencinin bir eğitim dönemini tamamladığını gösteren sade etkinliklerdi. Bugün ise birçok okulda ilkokul mezuniyetleri; özel kostümler, sahne gösterileri, profesyonel fotoğraf çekimleri, çiçekler, balonlar ve gözyaşlarıyla adeta bir düğün atmosferine dönüşmüş durumda.
İlkokulu bitiren bir çocuğun eline çiçek verilip kurdeleler bağlanarak, sanki hayatının en büyük eşiğini geçmiş gibi uğurlanması gerçekten gerekli mi?
Mezuniyet kavramının tarihine baktığımızda bunun kökeninde bir “yeterlilik belgesi” bulunur. Orta Çağ üniversitelerinde verilen icazet, kişinin belirli bir alanda yetkinlik kazandığını gösterirdi. Yani mezuniyet bir duygusal gösteriden çok bir yeterlilik onayıydı.
Bugün ise ilkokuldan ortaokula geçen çocuklar için düzenlenen törenler, bu anlamın çok ötesine taşınmış görünüyor.
Bir yandan çocukları sosyal medyanın teşhir kültüründen korumaktan söz ediyoruz. Diğer yandan daha on yaşına gelmemiş çocukları sahneye çıkarıp onlarca kamera önünde gösterinin merkezine yerleştiriyoruz. Üstelik bu gösterilerin önemli bir kısmı çocukların talebinden değil, yetişkinlerin beklentilerinden kaynaklanıyor.
Bazen törenlere baktığınızda öğrencilerden çok, velilerin ve öğretmenlerin performans sergilediğini görüyorsunuz.
Sanki görünmez bir yarış yaşanıyor.
“Ben ne kadar ilgili bir veliyim.”
“Ben ne kadar fedakâr bir öğretmenim.”
“Bizim okul ne kadar görkemli.”
Bu yarış büyüdükçe törenlerin merkezinden çocuklar uzaklaşıyor.
Asıl sorun ise burada başlıyor.
Çünkü çocuklara hayatın her aşamasını olağanüstü bir başarı gibi sunmaya başladığınızda, gerçek başarıların anlamı da aşınmaya başlıyor.
İlkokulu bitirmek elbette önemlidir. Ancak bu, eğitim hayatının doğal bir aşamasıdır. Her basamağı zirve olarak tanımlarsanız, ileride gerçekten emek, yetkinlik ve başarı gerektiren kilometre taşlarının değeri de azalır.
Daha kötüsü, gösteriş kültürü eğitim ortamlarına da sirayet eder.
Sürekli alkışlanan, sürekli sahneye çıkarılan, sürekli övülen bir dünyada çocuklar öğrenmenin kendisine değil, görünür olmaya odaklanmaya başlar.
Sonra da okullarda neden bu kadar gösteriş var, neden çocuklar birbirleriyle bu kadar rekabet ediyor, neden sosyal baskı ve zorbalık artıyor diye tartışıyoruz.
Belki de cevabın bir kısmı burada saklıdır.
Çünkü kurgu büyüdükçe gerçeklik küçülür.
Eğitimin amacı çocuklara sahne hazırlamak değil; bilgi, karakter ve yetenek kazandırmaktır.
Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey budur. İlkokul mezuniyetleri bir kına gecesi değil, eğitimin sıradan ama değerli duraklarından biridir. Onları anlamlı kılan şey gösterinin büyüklüğü değil, çocuğun attığı küçük ama sağlam adımdır.









































