Samsun Kent Haber köşe yazarı İlteriş Çınaroğlu, yeni yeryüzü düzeninde Türkiye'nin posizyonu ile ilgili yazdığı son köşe yazısında, "Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerinden sapılması, tam bağımsızlık anlayışından uzaklaşılması, Türk ulusunun 80 yıldan çok süredir her alanda yaşamış olduğu sorunların, kaynağını oluşturmuştur" dedi.
YENİ YERYÜZÜ DÜZENİNDE TÜRKİYE- SONUÇ
Üç bölümlük yazıda, saygın bir stratejist olan Prof. Dr. John Mearsheimer’in jeopolitik strateji kuramlarından kaynaklanarak, çok kutuplu yeni yeryüzü düzeninde, ABD- Türkiye ilişkileri özelinde, Türkiye’nin gelecekteki olası gücü ve etkisi ile ilgili GeoPulse adlı yayıncının YouTube’daki 96 saatlik yorumlarının dipçesini paylaştım.
21'nci yüzyılda, ABD hegemonyasındaki tek kutuplu yeryüzü düzeninden, çok kutuplu yeni bir düzenin oluşacağı 1990’lı yıllardan başlayarak bilim adamlarınca, devletlerin güvenlik kurumlarınca öngörülmüştür. Doğal olarak devletler, 21'nci yüzyıl için, yeni yeryüzü düzenindeki jeopolitik- jeostratejik konumları için, çalışmalarını yaptılar/ yapıyorlar.
Türkiye’nin de bu kapsamda hazırlanan Jeostratejik Tasarımı’nın 2001 yılında ‘Devlet Politikası’ olarak onaylandığını bilinmektedir.
Günümüzdeki bölgesel çatışmaların, karışıkların nedenleri bu tasarlamalardan kaynaklanan, güç savaşımlarıdır denilebilir.
Bu konudaki çalışmaların, ilgili kurumlardaki binlerce çalışanın içinde olduğu uzun süreli nesnel çalışmaların sonucu olduğu yadsınamaz. Bu anlamda, bu konulardaki yorumların süregelen siyasi tartışmaların/çatışmaların dışında tutulması önemlidir.
Çünkü, bu kapsamdaki çalışmalar için siyaset kurumlarının yeterli sayıda ve nitelikte kadrolarının olması olası değildir. Üç bölümlük yazıda vurgulanan yorumlardan anlaşılacağı gibi; Atatürk’ün sonsuzluğa uçmasınından sonraki yıllarda Cumhuriyet'in kuruluş ilkelerinden sapılması, ‘Tam bağımsızlık’ anlayışından uzaklaşılması, Türk ulusunun seksen yıldan çok süredir her alanda yaşamış olduğu sorunların, kaynağını oluşturmuştur.
Türk ulusunun, Türk Devleti’nin güvenlik politikaları siyasi çekişmelere meze yapıldığı sürece; kaçınılmaz sonunun etnik kışkırtmalara dayanan terörizm, dini kümelerin hipnozlarıyla oluşan cehalet, ekonomik yoksunluklar, sosyal karışıklar, hukuk dışı uygulamalar, kişi özgürlüklerinin yitirilmesi gibi çok konuda ‘çöküş’ olacağını bilmeliyiz.
Çözümün tartışılmaz yöntemi, Atatürk'ün Türk devrimlerinin bilincinde olan aydınların, korkmadan her alanda etkin çalışmalara katılmasıdır.
Mustafa Kemal'in askerleriyiz kavramı, yalnızca Türk Ordusu’ndaki askerlerin inancının ötesinde, Türk ulusunun onayını simgelemedikçe yıkımın, kıygıların acılarını yaşayacağımız bilinmelidir.
Tüm gücümüzle doğaya seslenerek alkışlamalıyız; Mustafa Kemal'in Askerleriyiz!
Ne mutlu Türk’üm diyene!










































ABD Ankara büyükelçisi diyor ki, Osmanlı imparatorluğu yıkılınca halkların birleşmemesi için Ulus devlet düşüncesini yerleştirdik. Türkler Türkçülük, Araplar arapcilik, Bulgarlar bulgarcilik, Kürtler Kürtçülük vs vs... Sonuç, tam bir fiyasko.... Mikro milliyetçilik, Makro milliyetçilik, vs yüzünden çok çektik, hala çekiyoruz. Artık farklılıklarımız zenginligimiz olarak görmeliyiz. Varsın kürdüm, lazım, Çerkesim vs desin. Varsın örf adet geleneklerini yaşasın yaşatsın. Ne mutlu Türkiyelilik, ne mutlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı, ne mutlu İslam kardeşliği... RTE yi cumhur ittifakını destekliyoruz. Tarihteki ilk faşist, beni ateşten Adem'i topraktan yarattın. Ben ondan üstünüm diyen şeytandır. Etnik köken ayrımcılığı asla kabul edilemez. Farklı etnik köken vatandaşlarımıza zorla Türküm dedirtilmesini kabul etmiyoruz. zamanında apoyu asmayan, asmayanlar, şimdi çıkıp da bize ahkam kesemez.
MUSTAFA KEMALİN ASKERLERİYİZ! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
Ne mutlu Türkiyelilik ne mutlu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı ne mutlu İslam kardeşliği