Samsun Kent Haber köşe yazarı Temel Armutçu, ülkede yaşanan geçim, adalet, eğitim, şatafat ve siyasi düşmanlık sorunları ile memleket meselesine yönelik yazdığı köşe yazısında, ülkenin gerçek meselelerine odaklanılması gerektiğini belirterek, sorunlara milletçe çözüm yolu bulunması gerektiğini kaydetti.
Türkiye’nin Gerçek Meseleleri ve Milletçe Çözüm Yolu
Bugün Türkiye’nin en önemli meseleleri dediğimizde, aslında hepimizin yaşadığı ortak gerçekler karşımıza çıkıyor! Geçim sıkıntısı, işsizlik, adaletin tam tesis edilememesi, eğitimde bozulma, manevi değerlerde zayıflama ve toplumun birbirine yabancılaşması. Bir de bunların üstüne, siyaset dilinin sertleşmesi eklenince, milletin derdi konuşulmaz hale geliyor.
Oysa bizim derdimiz; Şatafat değil, adil paylaşımdır. Bizim meselemiz, salt kalkınma rakamlarıyla övünmek değil, o kalkınmanın nimetinden vatandaşın da pay almasını sağlamaktır. İnsan mutlu değilse, sofraya tedirgin oturuyorsa, iş bulamıyor ya da, emeğinin karşılığını alamıyorsa, büyümeden, kalkınmadan bahsetmek eksik kalır.
Bizim anlayışımızda ekonomi rakam işi değil, vicdan işidir. Üretmeden, alın terini korumadan, israfı önlemeden, sade yaşamı teşvik etmeden bu ülkeye bereket gelmez. Çiftçiyi toprağıyla, esnafı dükkanıyla, genci umuduyla buluşturmak zorundayız. Çünkü bu milletin mayasında üretmek, dayanışmak ve paylaşmak vardır.
Eğitim konusu da bir başka yaramız. Çocuklarımızı sınavdan sınava koşuşturarak değil, ahlakla, edep ve bilgiyle donatarak geleceğe hazırlamalıyız. Zira sadece aklı değil, kalbi de eğitmek gerekir. İnsan, karakterle büyür; karakter de sağlam inançla, doğru eğitimle oluşur.
Bir de adalet meselesi var ki, o olmadan hiçbir sistem ayakta durmaz. Adalet terazisi eğildiğinde, milletin vicdanı da eğilir. Hak edenin hakkını aldığı, kimsenin kayırılmadığı bir düzen kurulmadıkça ekonomik denge de, toplumsal huzur da kalıcı olmaz. Adalet, devletin temeli olduğu kadar milletin nefesidir.
Ve en önemlisi, birliğimiz. Son yıllarda dilimiz sertleşti, stratejilerimiz de hatalar başladı. kalplerimiz uzaklaştı. Oysa bu vatan, farklı düşüncelere rağmen aynı ezanla, aynı bayrak altında birleşen bir milletin evidir. Farklı düşünebiliriz ama, birbirimizi düşman gibi görmek, bu ülkeye en büyük ihanettir. Bizim zenginliğimiz birliktedir, birbirini yıkmakta değil, tamamlamaktadır.
Türkiye’nin yeniden ayağa kalkması için önce vicdanları diriltmek, sonra da değerleri hayata geçirmek gerekiyor. Üretim olacak, adalet olacak, liyakat olacak; ama hepsinden önce ahlak olacak. Çünkü bu toprakların bereketi alın terindedir, huzuru paylaşmadadır, umudu da kardeşliktedir.
Yapmamız gereken bellidir! Nefsi değil, milleti öncelemek. Düşmanlık değil, dayanışma üretmek. Egosu büyük değil, gönlü geniş nesiller yetiştirmek.
O zaman bu ülke sadece kalkınmakla kalmaz, aynı zamanda örnek bir medeniyetin yeniden doğuşuna da öncülük eder.







































Evet tamda bu dediğin şeyler zamanında az buçuk vardı şimdi paran varsa adamsın, muslumansin, istersem it ,kopuk ol?